Güngör Kabakçıoğlu ile tanışmanız nasıl oldu? Kendisiyle tanışmam iki türlü oldu: Birincisi, delikanlılık yıllarımızda haftalık çocuk dergisi Doğan Kardeş’te çıkan karikatürleriyle. Doğan Kardeş’in çok genç iki karikatüristi vardı: Güngör Kabakçıoğlu ve Selma Emiroğlu. Güngör benden beş yaş büyüktü; ünlü olmuştu bile. Gerçek tanışmamız mimarlık ortamında oldu. Ben Mimarlar Odası İstanbul Şubesi sekreteriydim; o dönemde mimarlar […]

Güngör Kabakçıoğlu’nu 27 Haziran 2011 günü yitirdik. Anılmak istediği meslek sıralaması, “Karikatürist, Ressam, Mimar” şeklindeydi. Benim içinse Güngör, “meslektaşım, komşum, ortağım, daha isabetli bir tanımla, can kardeşim”di. Güngör’ü ilkin çok önceleri uzaktan tanımamız Doğan Kardeş çocuk dergisi yıllarına dayanır; bizim daha delikanlılık çağımıza… Güngör Kabakçıoğlu ve Selma Emiroğlu ise o derginin gencecik, çiçeği burnunda çizerleriydi. […]

Mimarlık, toplumların sosyolojik gelişimlerini de anlatır. Siz günümüz mimarisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Mimarlık toplumların çok önemli bir kültürel göstergesidir. Fransa’nın Mimarlık Yasası da bu deyişle başlar: Yasanın ilk maddesi şöyledir: “Mimarlık Kültürün bir ifadesidir.” İnsanlar pek farkında olmasalar da sürekli olarak mimari mekânlarda, mimari çevrelerde yaşarlar. Ev, okul, müze, hastane… mahalle, site yerleşmesi ve kentsel çevreler […]

Demokrasi, genel anlatımıyla, bütün paydaşların politikayı biçimlendirmede eşit hak ve söze sahip oldukları bir yönetim tarzıdır. Etimolojik olarak bakarsak, kökeni Yunanca… Bileşenlerindeki “dimos” halk, “kratos” iktidar anlamına geliyor. Yani demokrasinin özü, halkın kendi kendisini yönetmesine dayanıyor. Demokrasi, seçimden, sandıktan, hatta çok partililikten ibaret değil. Çağdaş toplumlarda, katılımla, paylaşımla sürdürülmesi önemli; yoksa, “Ben seçildim, sizleri artık […]

Mimarlığın gelişmesi, teknoloji ve güncel olanaklarla olduğu kadar, toplumsal ve siyasal ortamlarla da bağlantılıdır. Aslında, siyasetin bütün sanatlara olduğu gibi mimarlığa da karışmaması, müdahale etmemesi, yalnızca destekleyici olması gerekir. Ne var ki bu olağan durum, baskıcı rejimlerde farklı gelişir. Genel olarak bütün baskıcı rejimler mimarlığın ifadeci özelliklerinden yararlanmak, siyasal kimliklerini bu yoldan da anlatmak isterler. […]