2006'nın Bir Özeti ve Gözlemler Kaynak : Ocak 2007 - Yapı Dergisi 302
|  Yazdır
Genel Görünüm
Ülkemiz toplumsal, siyasal ve ekonomik olaylar içinde çalkantılı bir yılı daha geride bıraktı. Siyasal İktidarın, başta eğitim olmak üzere her alanda dinci oluşumlara, eylem ve söylemlere ödün vermesi, hattâ bunlardan yana ağırlık koyması, bu doğrultuda kadrolaşma çabalarını inatla sürdürmesi toplumu geren olayların başında geliyordu. Yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçimler siyasal tartışmaların ağırlık noktasını oluşturdu. Ekonomi; büyüme, enflasyon denetimi gibi noktalarda olumlu bir gelişme gösterirken, cari açık, borçlar, gelir dağılımı ve yatırımlar konusunda hedeflere ulaşamadı. Milli gelir büyüklüğü açısından Türkiye ekonomisi dünyada 20. sırada; buna karşılık IMF'nin 181 ülke için yaptığı tahminlere göre 2006'da cari işlemler açığı bakımından dünya 7.si olacak. Her şeye karşın, Aralık ayı başında Avrupa Birliği'nden gelen olumsuz kararların bile ekonomide bir kırılma yaratmamış olması bir artı puan ve teselli olarak görülebilir.
Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Petrol Boru Hattının işletmeye açılması yılın önemli ekonomik olaylarından biriydi.

Planlama-İmar-Ulaşım
Ülkenin yerleşme-planlama, şehircilik ve mimarlık politikası yoksunluğu,
Ülke çapında yerleşme ve yapılaşmada bilimsel planlama yokluğu,
Kentsel planlama, kentsel tasarım, mimarlık, mühendislik eksikliği ve dağınıklığı sonucu plansız, yanlış yerleşmeler, yanlış yapılaşma,
Kaçak yapılaşma sürüp gidiyor (1).
Hükümet, hazineye ait alanları niteliklerine, tarihsel değerlerine, toplum için taşıdıkları değerlere bakmaksızın, kaynak yaratma uğruna elden çıkarmaktan çekinmeyen bir yol izliyor. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın "Ben adeta ülkemi pazarlamakla mükellefim" diyerek özetlediği bu eğilim 2006 yılında da sürdürüldü. Örnekler: Levent'teki Dubai Kuleleri, Galataport, Haydarpaşa, Zeytinburnu, Yedikule vd. Ne var ki başta meslek odaları olmak üzere sivil toplum kuruluşlarının açtıkları davalar oldubitti şeklinde gelişen birçok girişime "dur" deme olanağı veriyor.
Hükümet STK engellemelerini yeni yasalarla ya da yasaları zorlayarak aşmaya çalışıyor. İşte, ormanlara ilişkin 2B ısrarı, Kentsel Dönüşüm adı altında sürdürülen girişimler, İstanbul Müze-Kent girişimi, merkezi yönetimce ilan edilen ve imar planlarını delen "turizm ve ticaret bölgeleri" uygulaması, noktasal imar planı değişiklikleri, kıyıların imara açılması çabaları… Yapısı değiştirilen koruma kurulları, Suudi Arabistan Kralı'na satılmış olan Sevda Tepesi'ne yapılaşma izni verme amaçlı yeni Boğaziçi İmar Yasası hazırlıkları…. Şehir merkezlerinde büyük alışveriş merkezi izinleri… Bu girişimlerin pek çoğu orman talanına, eski şehirlerimizde kimlik kaybına, yoğun yapılaşmaya ve çözümsüz ulaşım sorunlarına yol açıyor. Denilebilir ki, kıyıların, yeşil alanların, ormanların, su havzalarının, doğal ve tarihsel sitlerin yapılaşmaya açılması için yönetim ve fırsatçı sermaye işbirliği halinde…
Yılın son ayında, başta İstanbul olmak üzere Türkiye'nin pek çok yerinde yaşanan "Orman Talanı" bir skandalla gündeme oturdu. Orman Bakanı Osman Pepe Beykoz'daki Acaristan projesini mercek altına alınca, İstanbul'un çeşitli yörelerinde sürdürülen orman yağması basın organlarında boy boy fotoğraflarla gözler önüne serildi. Şimdi ortada akıl kurcalayan sorular var: Bugün, 'Acaristanbul bir cinayettir' diyen Orman Bakanı dört yıldır neredeydi acaba? İlgili Koruma kurulları ve belediyeler neredeydiler?...
Ulaşıma gelince… Plansız programsız uygulamalarla kentlerde trafik çözümsüz hale getirildikten sonra belediyelerce, "çözüm" adı altında yeni adımlar atılıyor. Bunun özellikle İstanbul ve Ankara'da çarpıcı örnekleri görülüyor. Örneğin İstanbul trafiğinin çözümü için düşünülen ve gündemden hiç düşmeyen, Boğaz'a 3.Köprü ve "7 Tepe 7 Tünel" girişimleri… İstanbul trafiğinin köprülere ek olarak kazılan tünellerle çözülmesi hedefleniyor. İstanbul Belediyesi'nin yine bu anlayışla "İstanbul Trafiği için 116 Çözüm" sloganıyla başlattığı kavşak ve yol çözümlerinden 103'ü tamamlandığı halde İstanbul trafiğinde tam bir kargaşa sürüyor. Ankara'da Büyükşehir Belediyesi'nin çalışmaları da İstanbul'dakilerden pek farklı değil. Kavaklıdere'deki Kuğulu Park köprülü kavşağı en çok tartışılan projelerden biri oldu.
Doğal ki bütün bunlar otomobile dayalı arayışlar. Uzmanlar, büyük şehirlerde, trafiğin bireysel taşımacılıkla çözülemeyeceğini, raylı toplu taşıma sistemlerine geçilmesi gerektiğini, bunun yanısıra özellikle İstanbul'da deniz taşımacılığından kesinlikle yararlanılması gerektiğini haykırıyorlar. Ancak dinleyen kim…
Şehirlerarası ulaşımda da, "bölünmüş yollar" (AKP'lilerin deyişiyle "duble yollar") bile az görülüyor artık (!), bunların yerine üçer şeritli gidiş-dönüş yolları öngörülüyor. Yapılanlar kısa sürede bozulmakta, çökmekte imiş. Varsın olsun… Yapılan karayollarının, örneğin, tartışmalı-davalı Karadeniz Sahil yolunun yapım bedelleri müteahhitlere ödenemiyormuş. Olsun… Orman Bakanı Osman Pepe bile bu yol için, "Karadeniz'de yola ihtiyacımız vardı ama bu yol keşke deniz kıyısından geçmeseydi. Bunu yapanların eli kolu kırılsın" diyor. (Bkz. YAPI 295, s. 22).
Yoğun bireysel taşımacılığa dayalı çalışmalara karşılık birkaç iyi gelişmeye değinmekte yarar var. Gebze - Halkalı arasını bağlayacak 76 km.lik Marmaray çalışması ile Taksim-4.Levent metrosunun Maslak'a uzatılması çalışmaları sürüyor. Bir başkası, temeli 27 Ekim 2003'te atılan Taksim-Kabataş arasındaki 640 m.lik füniküler sisteminin devreye girmiş olması.

Yapı Sektörü
Yapı-Endüstri Merkezi Araştırma Bölümü YEMAR'ın hazırladığı Türk Yapı Sektörü raporu, sektörün durumunu açıklıkla ortaya koyan bir kaynak oluşturuyor. Oradan yola çıkarak kısaca özetlersek, sektörün 2006 yılı performansı, iyi geçen 2005 yılına yakın görünüyor. Sektörün yıllık büyümesi %19'a ulaşıyor. Bu rakam ekonominin bütün dallarındaki büyümenin ilerisinde. Ancak buna karşın, son on yılda yaşanan yüzde 22.4'lük küçülme hâlâ giderilebilmiş değil. Yalnız ne var ki, rakamsal göstergeler sektörü tam olarak tanımlamaya yetmiyor. Ortada bir de sektörün yapısal durumunda hâlâ sürüp giden bozukluklar var. Bunları şöyle özetleyebiliriz (2):
•Proje ve inşaatta hâlâ siyaset ve çıkar baskısı altında tutulan kamu ihale düzeni,
•Bozuk müteahhitlik sistemi,
•İşlemeyen yapı denetim sistemi,
•Hesapsız kitapsız, plansız, yanlış belediye yatırımları savurganlığı,
•Meslek adamlarının ve yardımcı kadroların yetersiz eğitimi; olmayan yetkinlik sistemi,
•Yabancı meslek adamlarına, karşılıklılık ilkesi dahi gözetilmeksizin tanınan Türkiye'de proje yapma hakları, yetkileri,
•Yapı ve malzeme üretiminde kayıtdışılık ve haksız rekabet,
•Mevcut çürük yapı stoğu.

Sektörde yatırımların doğru hedeflere ulaştığını söylemek için öncelikle, yukarıda sıralanan bozuklukların giderilmesi gerekiyor.
Kamu İhale Düzeni: Kamu inşaatları başarısızlıkla sonuçlanıyor. Bunun kaynağında, kamu ihale sisteminin bir türlü oturtulamaması geliyor. Maddi çıkarlar ve kayırmalar ihale sisteminin düzgün bir şekilde çalıştırılmasını engelliyor. Bu nedenle de yetkin olmayan müteahhitler elinde, işler sürüncemede kalmaya ya da kötü bitmeye mahkûm. Devlet yatırımlarında olduğu gibi belediye yatırımlarında da durum aynı. İsterseniz hemen örnekleyelim: İşte, gözler önündeki bir örnek: Beyoğlu ve İstiklal Caddesi zemin kaplamaları, kaldırımları. Beğenilmeyen kaplamalar yeniden yapıldı; sonuç yine felaket. Üsküdar İskelesinin yanındaki parkta da durum farksız… İçler acısı…
Belediye yatırımları konusunda bir arkadaşımızın ilginç bir gözlemi var; şöyle: "Belediyelerin ayrıcalıklı müteahhitleri daha kaldırım ve altgeçit düzeyini asamadıkları için şehirlerde yoğunluklu olarak bu işler yapılıyor. Metro yapabilme düzeyine ulaşsalar, metro yapımı programa alınacak". Bu görüşe göre, belediye müteahhitlerinin meslek düzeylerinin gelişmesini sabırla beklemek zorundayız; ancak yaptıkları işlerin bugünkü düzeyine bakarsak iyileşme için çok uzun bir zamanı göze almak gerekecek.

Konut
Konut inşaat sektörünün en büyük yatırım dilimi olmayı sürdürüyor (2005'te Konut %56, Konut dışı bina %19, Altyapı %25).
2005'te büyük bir yoğunluk kazanan toplu konut projeleri 2006'nın ilk yarısındaki sıkıntılı bir duraklamadan sonra yeniden devreye girdi. Sıkıntı, piyasalardaki dalgalanma sonucu malzeme fiyatlarının yükselmesinden ve konut kredilerindeki faiz artışından kaynaklandı. Bu bunalım sırasında TOKİ, ortaya çıkan fiyatların "kamu menfaatine uygun olmaması" gerekçesiyle, yaklaşık 6 bin konutu kapsayan 16 ihaleyi iptal etti. 130 bin konutu içeren ihalelerle ilgili hazırlıkları da "piyasalar düzelinceye kadar" askıya aldığını açıkladı.
Konut yapımı 2005'teki hızına ulaşamasa da etkinliğini sürdürüyor. Ağırlık Toplu Konut İdaresi TOKİ projelerinde. Bu projeler genelde "kaynak yaratma" ya da "sosyal amaçlı" projeler olarak ayrılıyor ve birinci grubun ikincisine kaynak yaratması amaçlanıyor. TOKİ uygulamalarında eleştirilen bazı noktalar var:
•İşlerin TOKİ'ye yakın müteahhitlere verilmesi,
•TOKİ'nin mevcut imar planlarını değiştirme yetkisini kullanarak yapılaşma yoğunluğunu artıran ayrıcalıklı projeler gerçekleştirmesi. Bu durumun, bir yandan şehircilik ilkelerini ve mevcut imar planlarını zedelerken bir yandan da TOKİ'den bağımsız çalışan girişimciler aleyhine bir haksız rekabet yaratması,
•Özellikle, TOKİ'nin sosyal amaçlı konut projelerinde, bugünün mimarlık anlayışından uzak, yıllar önce Avrupa'da denenmiş ve başarısızlıkları ortaya çıktığı için yıkımları hâlâ süren büyük boyutlu konut tiplerinin yapımının sürdürülmesi,
•Toplu konut sitelerinin güvenlik duvarlarıyla genel yaşamdan, toplumun öteki katmanlarından kopuk, ayrıcalıklı gettolar oluşturmaları. Yeni sitelerin büyük bir çoğunluğuna Amerikancadan bozma adlar verilmesi de bu ayrışmayı pekiştiren ve kültürel bütünlüğü zedeleyen bir gösterge sayılabilir.
TOKİ'nin Nisan ayında İstanbul'da düzenlediği kurultay konut sorununun sağlıklı çözümü için neler yapılması gerektiğinden çok, TOKİ çalışmalarının sergilenmesini amaçlayan bir görüntüdeydi. Kurultay iktidarın, dargelirlilerin konut edinmesine ilişkin bol keseden vaatlerinin anlatılmasına, yönelik çabalarla geçti ve bu nedenle de umulan yararı sağlamaktan uzak kaldı.
TOKİ, 2003-2006 yılları arasındaki üç yıllık dönemi kapsayan faaliyet raporunu yıl sonuna doğru açıkladı. Raporda 2003-2006 arasında, 81 il ve 241 ilçede olmak üzere toplam 572 şantiyede 215.057 konuta ulaşıldığı belirtildi.
Sonuç olarak, Türkiye'nin hâlâ 2,5 milyon birim konut açığı bulunduğu, gecekondulaşma oranının da yüzde 70 dolayında olduğu hesaplanıyor.
Konutun finansmanı için çıkarılacağı Hükümetçe vaat edilen tutulu kredi sistemi (mortgage) yasası, 2006 içinde ekonomik koşullar elvermediği için çıkarılamadı.

İstanbul
İstanbul, Essen (Almanya) ve Peç (Macaristan) şehirleri ile birlikte 2010 yılı Avrupa Kültür Başkenti seçildi. AB'nin 2010 Avrupa Kültür Başkenti projesi için vereceği 1 milyon Avro'luk destek bu üç şehir arasında paylaştırılacak. 2010 Avrupa Kültür Başkenti projesinin, Türkiye'de başta yöneticiler olmak üzere, kamuoyunun kültürel konularda bilinçlenmesine katkıda bulunmasını bekleyebiliriz. Öte yandan İstanbul'un UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki yerini koruması konusunu yeniden irdelemek üzere gelen heyet 9-11 Nisan tarihleri arasında incelemelerde bulundu. Heyetin hazırladığı rapor Haziran ayı içinde Vilnius'ta toplanan 30.Dünya Mirası Komitesi toplantısında görüşüldü. Ve İstanbul'da, listedeki yerini koruyabilmek üzere gerekenleri yapması için iki yıllık bir süre tanındı. Karar restorasyon konuları kadar, İstanbul'da yapılması tasarlanan Galataport, Haydarpaşa, Dubai Kuleleri gibi projeler ile Haliç'te yapılması tasarlanan boynuzlu köprüye de İstanbul'un tarihsel ve kültürel kimliği ve silueti bakımından kuşkuyla yaklaşıyor ve atılacak adımlar için bir takvim öngörüyor.
İstanbul'da Belediye'nin tartışmalı birkaç planlama girişimi oldu. Bunlara değinelim: İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Kartal Alt Merkezi Alanı ile Küçükçekmece İç-Dış Kumsal Bölgesi planlamaları için teklif isteme yöntemiyle uluslararası altı mimarlık bürosuna projeler hazırlatması, bu yarışta Türk mimarlarını dışlaması uzun süren tartışmalara neden oldu. Yarışmaya Türk mimarları çağırılmazken seçici kurulda Türklerin bulunması yadırgatıcıydı. Başkan Kadir Topbaş'ın eleştiriler karşındaki açıklamaları da Türk Mimarlığını küçültücü nitelikteydi. "Her terzi ipek kumaş dikemez" diyordu mimar başkan. Yarışın kazananları Zaha Hadid ve Ken Yeang oldular. Ancak projeler için yıl sonuna kadar hiçbir adım atılmadı.
Ardından, Kadıköy Göztepe Parkı'na cami yapılması tartışmaları gündeme geldi. Göztepe Parkı'nın bir bölümüne cami yapılması için, önce imar planı değiştirilmek istendi. Kadıköylülerin direnişi sürerken bu kez Rumelihisarı'na cami konusu gündeme taşındı. Son olarak da yine Kadıköy'de Vakıflara ait bir park, rekreasyon ve konut alanına cami yapmak üzere plan değişikliğine gidildi.
Bilindiği gibi, çok sayıda cami yapımı genelde iki nedenden güç alıyor. Birincisi, politik yatırım olarak kullanılması; ikincisi de cami yapımı için para toplayanların bu işten pay almaları. Gereksiz sayıda cami yapılmasından Diyanet İşleri Başkanı da yakınıyor. Bu tür camileri "mimari ucubeler" (Bkz. YAPI 297, s.17) olarak tanımlayan Diyanet İşleri Başkanı, "ancak bunlar bittikten sonra imam atanması isteğiyle konudan haberdar olabiliyoruz" diyor. 2006'da Başkanlığın bu camiler için 10 bin yeni imam kadrosu istediğini ekleyelim.

İstanbul Müze-Kent Projesi
İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın, tarihi İstanbul yarımadasını bir müze-kent'e dönüştürme ortak projesi temelde iyi bir girişimdi.. Ancak, konseptin ve uygulamanın pek çok aksaklık içerdiği fark edildi. Suriçi İstanbul'da bulunan bütün kâgir yapılar, belediyenin ilgili şirketince "her ne pahasına olursa olsun" (!) satın alınacak ve çelik ya da ahşap strüktürle yenilenecekti. Ve de bunlara Osmanlı yapılarındaki gibi cepheler giydirilecekti. Hatta bu bölgedeki okullar Fatih Sultan Mehmet dönemindeki gibi olacaktı.
Süleymaniye yöresi pilot bölge seçilmişti. Kimi açıkgözler kâgir yapı avına girmişlerdi bile. Ancak, İstanbul'u Disneyland'a çevirecek böyle bir proje uzmanlardan ve sivil toplum kuruluşlarından tepki görmekte gecikmedi. YAPI Dergisi de bu tartışmalı projeyi mercek altına alarak uzmanlarca yapılan bir çalışmayı, "İstanbul Müze Kent Projesi Bağlamında Gözlemler" adlı bir yayına dönüştürdü ve Mart sayısının eki olarak dağıttı.

Müzeler

Müze-Kent Projesi'nden söz açılmışken biraz da müzelere değinelim. Devlet müzeleri, Haziran ayında ortaya çıkan kayıp eserlerle gündeme geldi. Uşak müzesinde sergilenen Karun Hazinesi'ne ait kanatlı denizaltı biçimindeki altın broşun sahtesiyle değiştirildiğinin belirlenmesinin ardından Kahramanmaraş Müzesi'nde de Pers dönemine ait 545 adet nadide gümüş sikkenin kaybolduğu anlaşıldı. Konya Müzesi de bir koli tarihi eser kaybıyla bu listeye katıldı.
Müzecilik alanında neyse ki her şey bu denli kötü değildi. Özel müzeler 2006 yılını başarıyla tamamladılar. Büyük sermaye gruplarını temsil eden aileler ya da bireyler son yıllarda kurdukları müzelerde yararlı etkinliklerde bulunuyorlar. Özel müze sayısı da giderek artma yolunda. Bu çerçevede özel müzeler güzel sergiler sundular. En önemlilerini sıralamaya çalışalım: İstanbul Modern'de Venedik-İstanbul, Rahmi Koç Müzesi'nde Leonardo da Vinci, Sakıp Sabancı'da önce Picasso, sonra Rodin sergileri önemli etkinliklerdi. Bu sergiler için müze kapılarında oluşan kuyruklar, insanımızın iyiye olan özlemini dışa vurması olarak yorumlanmalıydı. YKB Kâzım Taşkent Galerisi'ndeki Albert Gabriel, Pera'daki Raimondo d' Aronco sergileri ve Garanti Galeri'de de mimarlık kültürüne ilişkin dikkate değer sergiler yer aldı.
Bu arada, Tepebaşı'nda otopark ve TRT binalarının bulunduğu yerde yeni bir özel müze kurulması yolunda bir girişim var. Girişimci İnan Kıraç'ın bu konuda mimar Frank Gehry ile ilişkide bulunduğu biliniyor.
Topkapı Sarayı ve Ayasofya ziyaret bakımından 2006'da Türkiye'nin en gözde müzeleri oldular. Bildirildiğine göre 2006'nın ilk 9 ayında İstanbul'daki 11 müzeyi yaklaşık 3 milyon kişi ziyaret etti. YEM'in sanal ortamda kurduğu Mimarlık Müzesi'nde ise ziyaret sayısı 1 Ocak'tan 25 Aralık'a kadar 342 bine ulaşmış bulunuyor. Ayrıca bu müzenin, sanal olmasına karşın Uluslararası Mimarlık Müzeleri Konfederasyonu ICAM'ın üyeliğine kabul edildiğini ekleyelim.

Deprem
1999 Kocaeli ve Düzce depremlerinin üzerinden yedi yıl geçti. Bu felâketlerden yeterince ders alındığını söylemek olanaksız. Beklenen Marmara depremine karşı alınan önlemler hâlâ çok yetersiz. Bunlar sağlıklı yerleşme, çürük yapıların tasfiyesi ya da güçlendirilmesine değil de daha çok deprem sonrasına ilişkin ivedi yardım, ceset torbası, mezarlık sağlanması türünden önlemler.
Yapı stoğumuz çürük. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul'daki mevcut 1.600.000 yapıdan yüzde 75'inin iskân izni almamış olduğunu vurguluyor. Gecekondunun temposu yavaşlasa da kalitesiz ve kaçak inşaatların yapımı sürüyor; kaçak gökdelenler ve tarikat külliyeleri bile söz konusu (Bkz. YAPI 299, s.13,37).
Anılan depremlerden sonra getirilen Yapı Denetim sisteminin kendisi denetime muhtaç. Kimi yapılar kendiliğinden yıkılıyor. Konya'daki ünlü Zümrüt Apartmanından sonra Bursa'da da iki apartman bloğu çöktü.
Yılın son günlerinde Balıkesir'de oluşan depremin ardından İTÜ Deprem Bilgilendirme Grubu, Marmara'da olabilecek facianın boyutlarına bir kez daha dikkat çekti ve İstanbul, Bursa, Kocaeli ve Sakarya'nın risk altında olduğunu bir kez daha vurguladı. BÜ Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nün raporlarına göre, olası bir depremde İstanbul'da
35-40 bin binanın tamamen, 70 bin binanın ağır, 200 bin binanın da orta derecede hasar göreceği tahmin ediliyor. Yasal anlamda önemli bir gelişme, özel ya da kamu malı olsun depremde yıkılan binalardan idarenin de sorumlu tutulması yolundaki Danıştay kararı oldu.
Öte yandan 20 binden fazla kişinin yaşamını yitirdiği 17 Ağustos 1999 depremiyle ilgili sonuçlanamayan yüzlerce dava dosyası, Şubat 2007'de 7,5 yılı doldurup zaman aşımına girecek ve ortadan kalkacak. Haklarında kesinleşmiş hüküm bulunmadığı için sorumlu müteahhitlerin sabıkaları dahi olmayacak.

KISA KISA…
•İstanbul Boğazı'na, denizaltı tünel geçişi yaptırılması için Ulaştırma Bakanlığına yetki veren yasa TBMM'de kabul edildi (28.4.06).
•İstanbul Büyükşehir Belediyesi internette düzenlediği anketle şehir hatlarında çalışacak vapur tipini belirledi.
•Emekli Sandığı mülkiyetindeki Büyük Tarabya Oteli 145 milyon dolara Bayraktarlar Holding'e satıldı.
•Cevahir Alışveriş Merkezi'ndeki İstanbul Belediyesi hissesi yabancılara satıldı.
•3. Ulusal Tasarım Kongresi İstanbul'da yapıldı (19-22.6.06).
•İngiltere Mimarlık Haftası ve Londra Mimarlık Bienali 16-25 Haziran tarihleri arasında gerçekleşti.
•1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planı ve Raporu Belediye Meclisi'nce onaylandı (14.7.06).
•Mimarlık eğitiminde Kalite güvencesi kapsamında, Mimarlık Akreditasyon Kurulu oluşturuldu (Tem. 06).
•Hasankeyf'in bir bölümünü sular altında bırakacak Ilısu Barajı'nın temeli atıldı. (6.8.06).Hasankeyf Gönüllüleri Derneği, baraj yapımının durdurulması için AİHM'de dava açtı.
•Mecidiyeköy'de yapılan bir sondaj sırasında Metro'nun tavanı delindi; kaza ucuz atlatıldı. (19.8.06)
•DOCOMOMO toplantısı Türkiye'de yapıldı.
•10. Venedik Mimarlık Bienali (10 Eylül-19 Kasım). Teması "Kentler, Mimarlık ve Toplum" olan bienali 130 bin kişi ziyaret etti. Bienali 49 ülkeden ulusal katılım oldu.
•Emre Arolat Architects, gerçekleştirdiği projelerden oluşan "nazaran" adlı sergiyi Milli Reasürans Sanat Galerisi'nde açtı.
•Aralık 2005'te yitirdiğimiz Prof.Kemal Ahmet Arû'nun adı Levent'te bir sokağa verildi. (3.10.06)
•İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Maçka'daki yaklaşık 7.5 dönümlük arazinin SSK'nın mülkiyetindeyken başlayan plan değişikliği girişimine, arazi bir gayrimenkul şirketine satıldıktan sonra onay verdi. Otopark ve konut alanından çıkarılan arazinin, otel ve rezidans alanına dönüştürülmesi, "Yeni bir Gökkafes mi geliyor" sorularına neden oldu.
•Yeni sezonu açmaya hazırlanan Mydonose Showland'ın ruhsatsız olduğu ortaya çıktı. İmar izni olmadan inşa edilen çadır, gecekondu statüsünde değerlendiriliyor. Ruhsatın olmadığını doğrulayan Bakırköy Belediyesi Başkanı Erzen, topu Büyükşehir'e attı.
•Acarkent ve Acaristanbul projeleriyle ilgili tartışmaların ardından Çevre ve Orman Bakanlığı, özel ormanlarda inşaat oranını yüzde 6'dan 5'e çekerken, izni fiilen yüzde 24'e çıkaran yatay-dikey ayrımını da kaldırdı.
•Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı Erdal Eren, 2006'da yurtdışındaki iş hacminin 12 milyar dolara yaklaştığını belirterek bu rakamın 2007'de 15 milyar dolara ulaşmasının hedeflendiğini söyledi.
•Ramazan ayı boyunca Sultanahmet Meydanına yine alışveriş barakaları kuruldu, meydan bir kez daha panayıra döndürüldü.
•Yapı Dergisi'nin 300. sayısı çıktı (1.11.06).
•İstanbul'da Bağcılar Belediyesi kadınlar parkı açtı.
•Gedikpaşa İlköğretim Okulu satıldı.
•Osmanlı mimarlığının ayakta kalan en eski yalısı olan Köprülüler (Amcazade) Yalısı nihayet restore ediliyor.
•Ankara Esenboğa ve Dalaman havalimanlarında yeni terminaller kullanıma açıldı.
•Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin Ulus'ta ve çevresinde yapmak istediği çalışmalar eleştiri konusu olmayı sürdürüyor. Hazırlanan planla, meydandaki, mimari açıdan tarihsel nitelik kazanmış birçok binanın yıkılması sonucu Ankara'nın kimliğinden çok şey yitireceği ileri sürülüyor.
•Yapı Malzemeleri Yönetmeliği son anda ertelenmezse 1 Ocak 2007'de zorunlu olarak yürürlüğe girecek.

Yok Edilen Mimarlık Değerleri
•Beyoğlu'ndaki Saray Sineması sessiz sedasız yıkıldı.
Aftan Kırımlı ve Muhteşem Giray'ın ortak yapıtı (1955), Modern Mimarlık örneği Balıkesir Kervansaray Oteli yıktırıldı.
•Ankara'da Maltepe Havagazı Fabrikası ve Elektrik Santralı Büyükşehir Belediyesi'nce yıkıldı.
•Ankara Atatürk Bulvarı üzerinde bulunan, Marc Saugey ve Yüksel Okan'ın yapıtı Büyük Ankara Oteli Emekli Sandığı'nca satıldıktan sonra yapılan müdahalelerle tanınmaz hale getiriliyor.

ÖDÜLLER
" Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü
•Turgut Cansever
" Prosteel Öğrenci Yarışması Ödülleri
•1.Ödül: Selahattin Tüysüz-YTÜ, Bora Çetin-İTÜ
•2.Ödül: Hasan Deniz, Jurtin Hajro, Fatma Aliosman, Alper Kanyılmaz-ODTÜ
•3.Ödül: Erhan Vural, Hasan Sıtkı Gümüşsoy, Ozan Özdilek-YTÜ, Adnan Onar- Selçuk Üniversitesi
•Borusan Özel Ödülü: Rıdvan Emre Öztürk, Safak Delice, Muzaffer Korkmaz, Sabahattin Kulu-İTÜ
" Mimarlar Odası
Ulusal Mimarlık Ödülleri
•Anma Ödülü: Mimar Kemalettin Bey
•Büyük Ödül (Sinan Ödülü):
Hamdi Şensoy
•Mimarlığa Katkı Dalı Başarı Ödülleri: Ayla Ödekan, Selahattin Yazıcı
•Yapı Dalı Ödülleri:
Mimarın Bürosu, Urla-İzmir/M. Serhat Akbay,
NP12 Evleri, İstanbul/Boğaçhan Dündaralp,
Mecidiyeköy Konut Bloğu, İstanbul / Boran Ekinci, Hakan Dalokay,
ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampusu Yönetim, BİM ve Kütüphane Binaları, Güzelyurt-KKTC / Tülin Hadi, Cem İlhan, Zeynep Ataş
•Koruma-Yaşatma Ödülü:
Macunağası İzzet Efendi Konağı Restorasyonu, Safranbolu-Karabük / İbrahim Canbulat
Tarihi Konjic Köprüsü Restorasyonu, Bosna-Hersek Federasyonu / Karayolları Genel Müdürlüğü, Köprüler Dairesi Başkanlığı, Tarihi Köprüler Şubesi Müdürlüğü
•Çevre Dalı Ödülü:
Küçükyalı Arkeoloji Parkı, İstanbul / Atölye Mimarlık-H.Sinan Omacan, Didem T. Omacan, Rıdvan Ö.Övünç, Erdinç Kolcu
Gebze Tarihi Kent Merkezi Kentsel Düzenlemesi, Kocaeli / Korhan Toncu, Ali Akarsu
•Fikir Sunumu Dalı Ödülü:
K2 Ana Kampı / Ahmet Korfalı,
Pusu 1/Yamaç Kofralı, Solo Taşkışla, İstanbul/Ahmet Önder, Sait Ali Köknar, Hayriye Sözen,
" YEM Altın Çekül Ödülü
•İstanbul Beton Elemanları A.Ş.
" Arkitera Genç Mimar Ödülü
•Tülin Hadi-Cem İlhan
" Archiprix-Türkiye 2006 Ödülleri
•1.Ödül: Didem Yavuz, İTÜ
•2.Ödül: Mert Velipaşaoğlu, ODTÜ
•3.Ödül: Handenur Yazıcı, MSGSÜ
•Mansiyonlar: Hakan Demirel, YTÜ, Esmehan Kelkitli, Osmangazi Üniversitesi, Leyla Kori, İTÜ
" Prof. Kemal A.Arû
Yüksek Lisans Tez Ödülü
Burçin Yazgı, Prof. Dr. Vedia Dökmeci danışmanlığında hazırladığı, "İstanbul'da Kent Formunun Mekânsal Analizi" adlı tezle.

ULUSLARARASI ÖDÜLLER
" Uluslararası Yüksek Yapılar Ödülleri 2006
Büyük ödül: Jean Nouvel, Barselona'daki yapısı 'Torre Agbar'a (Agbar Kulesi).
Diğer ödüller: Calatrava'nın Malmö'deki 'Turning Torso'su, Delugan Mcssl Architects'in Viyana'daki 'Wienerberg' kulesi, Mccanoo'nun Rotterdam'daki 'Montevideo' kulesi ve Riken Yamamoto & Field Shop'un Pekin'deki 'Jian Wai SOHO' binası.
" Pritzker Mimarlık Ödülü
Paolo Mendes de Rocha.
Ödül, Dolmabahçe Sarayı'nda düzenlenen bir törenle verildi.
" RIBA Altın Madalyası
Herzog & de Meuron
" ULI Ödülleri
Agbar Kulesi, Barselona
Milano Fuarı, Milano
Muziekgebouw, Amsterdam
CBX Kulesi, Defense - Paris
Potsdamer Meydanı, Berlin
" Stirling Ödülü
Madrid Barajas Havalimanı,
Richard Rogers
" Ticaret Yapıları Ödülleri
•Alışveriş Merkezleri sektöründe uluslararası otorite kabul edilen ICSC (International Council Of Shopping Centers) bu yılki Merit özel ödülünü Türkiye'den Capitol Alışveriş Merkezi'ne verdi.
•Tabanlıoğlu Mimarlık tarafından tasarlanan Kanyon Ofis Binası, Dubai'de düzenlenen Cityscape fuarı kapsamındaki mimarlık yarışmasında, 'ticari bina' kategorisinde 'büyük ödül'ü kazandı.
" Architectural Review Ödülleri
•El yapımı Okul, Bangladeş,
Anna Heringer, Eike Roswag;
•Yaya Köprüsü, ABD,
Miró Rivera Architects;
•Çocuk Bakım Merkezi, Japonya, Sou Fujimoto Architects.
•Emre Arolat Architects, Dalaman Havalimanı Terminali ile, AR Awards for Emerging Architecture (Yükselen Mimarlık için Architectural Review Dergisi Ödülleri) kapsamında, Övgüye Değer 7 projeden biri olarak. 
 2006'da Yitirdiklerimiz
Prof. Müfit Yorulmaz
Hamit Kınaytürk
Prof. Yusuf Berdan
Av. Derviş Parlak
İlhami Ural
Prof. Gündüz Özdeş
Prof. Behçet Ünsal
Semih Balcıoğlu
Tali Köprülü

NOTLAR
1.D.Hasol, Olaylar-Yorumlar, YAPI 301, Aralık 2006, s.41.
2.A.G.Y.

KAYNAK
YAPI Dergisi ve www.yapi.com.tr sitesi yayınları



Levent'te yapılması öngörülen Dubai Kuleleri.
Dubai Towers planned to be build in Levent, İstanbul.



Galataport, Tabanlıoğlu Mimarlık.

Galataport project.


Taksim-Kabataş, Füniküler hattı.

Taksim-Kabataş, Funicular system.


Türk Yapı Sektörü Raporu, 2006.

Turkish Construction Sector Report, 2006.

İstanbul Müze Kent Projesi Bağlamında Gözlemler.



Büyük Tarabya Oteli



Bir zamanlar Büyük Ankara Oteli

Once upon a time, Ankara Hotel.