Son zamanlarda herkes kentlerimizin çarpıklığından, mimarlığın perişanlığından yakınır duruma geldi.
Bayındırlık ve İskân Bakanlığı’nın düzenlediği Kentleşme Şûrası 2009’un açılış konuşmasında Cumhurbaşkanı şunları söylüyordu:
“Madem ki uzmanlar hep bir araya geldiniz, madem ki günlerce çalışıldı, madem ki yüzlerce, binlerce tebliğler sunuldu ve bütün bunlar değerlendirildi; o zaman bunların neticelerini hep beraber artık alma zamanı gelmiştir. Bununla ilgili yasal düzenlemeler gerekiyorsa, bunların süratli bir şekilde Meclis'ten geçmesi gerekir. Eğer bunlarla ilgili önemli kararlar alınacaksa bunların alınması gerekir.
Artık Türkiye ekonomik olarak da büyük, gücü olan, yeteri kadar uzmanları olan, yeteri kadar vizyona ve tecrübeye sahip değerli uzmanları olan bir ülkedir. Onun için bundan sonra bu olumsuzluklara el koymak gerekir. Burada alacağınız kararlarla bunları uygulamaya getireceğinizden eminim. Çünkü olumsuzluklar sürekli devam ederse bunlar bir birikim oluşturmakta ve bunları temizlemek de bir noktada imkânsız hale gelmektedir. Onun için hep beraber kentlerimize yeni bir şekil verirken, hoşumuza gitmeyen demin bahsettiğim çarpıklıkları temizlerken, yeni oluşan kentler veyahut da şehirlerimiz büyürken, gelişirken onların artık doğru istikamette gelişmesini sağlamak, ileride temizleyeceğimiz yeni maliyetler yüklememek de hepimizin görevidir.”
Bu yakınmalar, bu öneriler, bu vaatler Cumhurbaşkanına ait.
Şûra 12 Kasım 2008’de başlamış, 4-7 Mayıs 2009 günleri Ankara’da toplanan genel kurulla sonuçlanmıştı. Yerleşme-şehirleşme, yapılaşma, planlama-uygulama, altyapı, imar ve afetlere hazırlık konuları önce komisyonlarda ele alındı; sonra da genel kurulda tartışıldı. Kurulan 10 komisyon şöyleydi:
•Planlama Sistemi ve Kurumsal Yapılanma
•Kentsel Teknik Altyapı ve Ulaşım
•Kentsel Dönüşüm, Konut ve Arsa Politikaları
•Afetlere Hazırlık ve Kentsel Risk Yönetimi
•Kentsel Miras, Mekân Kalitesi ve Kentsel Tasarım
•İklim Değişikliği, Doğal Kaynaklar, Ekolojik Denge ve Enerji Verimliliği
•Kentsel Yoksulluk, Göç ve Sosyal Politikalar
•Bölgesel Eşitsizlik, Yerel Kalkınma ve Rekabet
Edebilir Kentler
•Kentlilik Bilinci, Kültür ve Eğitim
•Yerel Yönetimler ve Katılımcılık ve Kentsel Yönetim
Komisyonlara 151 kurum ve kuruluştan 296 üye katılmıştı. Komisyonların hazırladıkları raporlar Genel Kurul’da tartışılarak kabul edildi.
Gerek komisyon raporlarında gerekse genel kurul tartışmalarında, yıllardan beri söyleyegeldiğimiz konulara yaklaşıldığı, aynı konuların dile getirildiği görüldü.
•Ülke çapındaki mekânsal planlama alanında bütüncül bakış açısının eksikliği,
•Ülke düzeyinde mekânsal gelişme stratejisinin bulunmaması; yoksulluk, göç ve kentsel yığılma sorunlarına karşı, istihdam odaklı yerel kalkınma modellerinin geliştirilmemiş olması; kırsal kalkınmanın desteklenmemesi; bölgesel kalkınma stratejisi eksikliği,
•Planlamadaki çok parçalı yetki karmaşası ve dağınıklık,
•Planlama etiğinin bulunmaması,
•Kentsel planlama ile teknik altyapı arasındaki eşgüdüm eksikliği,
•Ülke ve kentler düzeyinde ulaşım stratejisinin bulunmaması,
•Bütünleşik bir konut politikasının bulunmayışı; konut alanında arsa arzı ve dönüşüm stratejilerinde bütüncül yaklaşım eksikliği,
•Kentsel dönüşümün ekonomik, sosyal ve fiziksel boyutlarıyla bir arada ele alındığı “sürdürülebilir” kentsel dönüşüm politikalarının olmayışı,
•Afet tehlike ve risklerini dikkate alan yöntem ve yaklaşımların planlama sistemi ve yapılaşma süreci ile bütünleştirilmesinden uzak olunması,
•İnşaat müteahhitleri için “mesleki-kurumsal yeterlilik ve belgelendirme sisteminin” kurulamamış olması,
•Yapı Denetim sisteminin iyi işletilemeyişi ve yaygınlaştırılamayışı,
•Doğal ve kültürel varlıkların korunmasındaki aksaklıklar, yetersizlikler,
•Planlama, mimarlık ve peyzaj tasarımını bütünleştiren “kentsel tasarım”ın göz ardı edilmesi,
•Küresel iklim değişikliğine karşı etkin politikalar geliştirilmemiş olması,
•Kentlilik bilincinin kazandırılmasındaki yavaşlık,
•Toplumda dezavantajlı grupların yeterince dikkate alınmaması,
•Karar verme mekanizmalarında ve uygulamada katılım, saydamlık ve hesap verilebilirliğin bulunmaması
gibi noktalar genelde dile getirilen sorunlardı.
Şûra’nın sonuç bildirgesine yansıyan bütün bu noktalar, komisyonların yakınmalarının özünü oluşturuyordu. Çözüm doğal olarak, bunların giderilmesine bağlıydı. Şûra, sorunların aşılabilmesi için yapılması gerekenleri de bir tavsiyeler ve öneriler listesi halinde saptadı.
Aslında bunlar, yıllardan beri meslek odalarının söyledikleri, bizim de bıkıp usanmadan dile getirmeye çalıştığımız düşüncelerdi. Bu kez Şûra bu düşünceleri bir araya getiriyor ve bir bakıma, benimsenmesi gereken bir kamu politikası şeklinde resmileştiriyordu.