Sık karşılaşılan bir soru: “Türkiye’de niçin iyi mimarlık yok?” Soruda genelleme var. O sorudan yola çıkıp pek çok başka soru sorabiliriz: Türkiye’de niçin iyi sağlık hizmeti yok? Türkiye’de niçin iyi mühendislik yok? Türkiye’de niçin hukuk yok? Niçin iyi siyasetçiler yok? gibi… Bütün o alanları bir yana bırakıp dönelim mimarlığa…
Her alanda olduğu gibi mimarlıkta da iyi örnekler var, kötü örnekler var. Aslında her yapının iyi mimarlık örneği olması idealdir. Ancak ne var ki bu mümkün değil; yalnızca Türkiye için değil, dünyada da durum böyle. Üretilenlerin büyük bir çoğunluğu mimarlık değeri taşımıyor.
Yapıların mimarlık değerine sahip olabilmesi için esas olarak üç ana bileşene yanıt vermesi gerekir: işlev (binanın amacına iyi hizmet verebilmesi), sağlamlık ve sanatsal değer. Klasikleşmiş kabule göre bu üç öğenin birlikte varlığı mimarlığı oluşturur. Buna göre, bileşenleri aksayan, örneğin sanat değeri taşımayan bir yapının mimarlık yapıtı sayılması olanaksızdır.
Bir mimarlık yapıtı, plastik sanatlardakinin aksine, yalnızca mimarın varlığı ya da bireysel çabasıyla ortaya çıkmıyor. Başta, yatırımı yapan kişi olmak üzere pek çok kişi, değişik görüş ve anlayışla konuya dahil oluyor. Dolayısıyla mimarın doğru seçilmesinden, yapının sonuçlandırılmasına kadar onların da bilgi, görgü ve bilinç düzeyi işe yansır.
Sonuçta, toplumun mimarlığı benimsemesi ve istemesi gerekiyor. Ne var ki toplumumuz mimarlığın pek farkında değil.
Öte yandan, Türkiye, dünyada mimarlık eğitiminin en kısa süreli olduğu, az sayıdaki ülkelerden biri. Bizde mimarlık eğitiminde süre yalnızca 4 yıl, oysa Avrupa’da ortalama 6 yıl.
Bugün ülkemizde ve KKTC’de toplam 60 mimarlık okulu diploma üretiyor. Bu yıl 3642 yeni öğrenci alan devlet ya da vakıf okullarının eğitim düzeyleri arasında büyük farklar var. Kimi okulların eksik ve yetersiz öğretim kadrolarıyla açıldığı biliniyor.
Farklı niteliklerdeki okulların öğrencileri 4 yılda, mimarlık için her türlü yasal yetkiyle donatılmış olarak meslek yaşamına katılıyorlar. Şu anda Mimarlar Odası’nın üye sayısı 43.000’e yakın. Unutmayalım ki bu sayı Türkiye’deki toplam mimar sayısını göstermiyor, çünkü memur mimarların Oda’ya kaydolma zorunluluğu yok.
Sayılar büyük bir gücü gösteriyor. Ancak gerçek gücümüzün sayıların ifade ettiğinin altında olduğunu söylemek karamsarlık sayılmamalı. Okullarımız akredite olmadığı için, hangilerinin gerçek mimarlık okulu olduğunu bilemiyoruz.