| Atatürk ve Ateş-Güneş Kulübü |
Kaynak :
08.01.2004 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Geçen hafta, Atatürk’ün bir kulübün yandaşı olduğunu ileri sürenlerin bunu kanıtlamaları gerektiğine değinmiş, kendisinin birçok kulüple olan ilişkilerinden örnekler vermiştim. O kulüplerin yanısıra bir kulüp daha vardır ki, Ata’nın onunla ilişkisi daha derindir : Güneş Kulübü. Kulübün kuruluştaki adı Ateş-Güneş’tir ve Atatürk’ün yakınındaki kişilerce kurulmuştur. Atatürk sonradan, kulübün adının yalnızca “Güneş” olarak değiştirilmesini önerecek kadar yakındır kulübe. Zaten kulübün başkanı da Ata’nın yaveri Cevat Abbas Gürer’dir. Öneri, Ateş-Güneş’in 28 Aralık 1934 günlü genel kurulunda coşku ve alkışlarla onaylanır. Ertesi gün, Top dergisi bu olayı şöyle anlatır : “Dün Taksim’de Sıraselviler’deki (bugünkü İstanbul Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüğü) binasında, Ateş-Güneş Kulübü’nün yıllık toplantısı yapıldı. Toplanan seçkin bayan ve bay üyeler, Kulübün Başkanı Cevat Abbas Gürer’in : “Svik (aziz) kardeşler, Aksoy (asil) Büyük Ulusumuzun, onun zengin tarihinin en büyük oğlu Atatürk’ü… Bir yılını doldurmakla sevinen mutlu Kulübümüzün üyelerini, siz kardeşlerimi, sevgiyle selamlarım. Bayanlar, baylar… Önsözümüz, Kulübümüze Birinciteşrin (Ekim)in yirmibeşinci günü yeniden ad veren Ulu Atatürk’e… O Büyük Kurtarıcı’ya… Ben abiralinden (lutfundan), bu sayırgalinden (ihsanından) dolayı duyduğumuz kulduklarımızı (şükranlarımızı) yüksek katına baş eğerek sermektir. Güneşliler tarihini kökten eriklendiren (kuvvetlendiren), aydınlatan bu yüce kutlu sayırgal; her çağ için de yolumuza yaltırıklar (nurlar) saçacaktır. Biz Güneşliler bu kutlu adın erdemi ve eri olmaya bütün varlığımızla çalışacağımız kuşkusuzdur. Ey Büyük Atatürk… Sana yakışacak değerde onatlı (ahlaklı), bilikli (dirayetli), tende zorlu ve yöntemli bir yurttaş olmaya ilk kurulduğumuz gün Senin uğrunda içtiğimiz andımızdır” söylevini dinledikten sonra, Atatürk’ün Kulübe abiral eylediği yalnız Güneş adı bütün üyelerin alkış ve yaşaları arasında Kulübün yeni adı olarak oybirliği ile kutlulandı.” (Bkz. Haluk San, Belgeleri ile Türk Spor Tarihinde Atatürk, s.113). |
Atatürk, Güneş Kulübünü 30 Ocak ve 15 Şubat 1935’te iki kez ziyaret etmiş yöneticiler ve sporcularla uzun uzun görüşmüştür. Yazıldığına göre, sporcular bu ziyaretlerde kendisini “Yaşasın Güneşimiz” diye karşılamışlardır.
Yukarıdaki dil yadırganabilir. Açıklamaya çalışalım. 1930’larda ülkede, dillerin türeyişini, yayılışını ve etkileşimini açıklamayı amaçlayan bir kuram geliştirilmişti : Güneş-Dil Teorisi. Atatürk 26 Eylül – 5 Ekim 1932’de toplanan 1. Türk Dil Kurultayı’nda dünya dillerinin Türk Dilinden doğmuş olabileceği görüşünü ileri sürerek Türkçeyle başka diller arasındaki yakınlığın araştırılmasını istedi. Kendisi de önce hazırlık amacıyla Avrupalı dilbilimcilerin yapıtlarının yanısıra, Basklar, Mayalar ve İnkaların dillerine ve Eski Meksika’daki Güneş kültüne ilişkin raporları inceledi. Yine o dönemde, Güneş-Dil Teorisi’nin ilkelerini açıklayan Etimoloji, Morfoloji ve Fonetik Bakımından Türk Dili adlı bir kitap hazırlandı. 24-31 Ağustos 1936’da toplanan Güneş-Dil Teorisi, genç cumhuriyetin Türk Tarih Tezi’ne uygun olarak şu yargıyı içeriyordu : “Türk dili, taş ve maden çağında kültür sözcüklerini göç yoluyla yeryüzündeki dillere yayan eski ve büyük bir kültür dilidir. Etimoloji sözlüklerinde kaynağı belirsiz olarak gösterilen birçok yabancı sözcüğün Türkçe ile açıklanabilmesi bunu göstermektedir.” Kuramla, bir yandan Türkçenin eskiliğine ilişkin bir görüş belirtilerek bu alandaki çalışmalara yeni boyutlar açmak, öte yandan da aşırı özleşmeye doğru giden Dil Devrimi’ne daha gerçekçi bir yol çizmek amaçlanmıştı (Bkz. Ana Britannica). İleriki yıllarda Güneş-Dil Kuramından vazgeçilmiş, Güneş Kulübü de Atatürk’ün ölümünden sonra kapanmıştır. Acaba Güneş-Dil Kuramı çalışmaları ile Güneş Kulübü girişimi arasında ad benzerliğinin ötesinde bir ilişki var mıydı ? |

