| Bizim Romalılar |
Kaynak :
20.03.2002 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Galatasaray bu kez Avrupa Şampiyonlar liginde çeyrek finalin kapısına kadar geldi; Avrupa’nın üç deviyle yenilgisiz sürdürdüğü mücadeleyi, Barcelona karşısında talihsiz bir golle aldığı yenilgiyle yitirdi. Sonuçta B grubunda Liverpool ve Barcelona çeyrek finale yükselirken, Roma ve Galatasaray elendiler. Galatasaray, Ali Sami Yen’deki son Barcelona maçına morali bozuk olarak çıkmasına karşın yine çok iyi bir oyun çıkardı. Morali nasıl bozuk olmasın ki ?. Daha bir hafta önce Roma’daki maç sonrasında çıkan olaylar skandal boyutuna varmış, beraberlik bozgununu içlerine sindiremeyen Romalı kimi oyuncular bizimkilere saldırmışlar, İtalyan polisi de onlara destek vermişti. Sahadan çıkışta başlayan olaylardan sonra soyunma odasına giden koridor, polisin coplu katkılarıyla (!) savaş alanına dönmüştü. Galatasaray’ın 7 futbolcusu çeşitli yerlerine aldıkları darbelerle yaralanmışlardı. Sonraki gelişmeler daha da dikkat çekiciydi. Polis, takımı ve yöneticileri bırakmak istemiyordu. UEFA gözlemcisinin ve Dışişleri Bakanlığımızın direnişi devreye girmese konu daha da tatsız hale gelebilirdi. Yunanlı gözlemci haksızlığa direnmiş ve stadın o bölümünün UEFA denetiminde olduğunu belirterek kararlı bir tutum göstermişti. Dışişleri Bakanı İsmail Cem de tepkisini TV kanallarına verdiği sert demeçle dile getirirken, Bakanlık ayrıca, İtalya’yı bir notayla uyarmıştı . Galatasaray kafilesi ancak üç dört saat sonra stattan çıkabilecekti.. Yazık ki çok yıpranmış olarak.. Gelelim içteki olaylara.. T. Futbol Federasyonu, Galatasaray’ın dört gün sonra Trabzon’da Trabzonspor’la oynaması gereken lig maçını erteledi. Gerekçe : Galatasaray Roma’da çok hırpalanmıştı. Trabzon’dan üç gün sonra da yalnızca Galatasaray için değil, bütün ülke için önemli Barcelona maçı vardı. İşte kıyamet, bu karardan sonra koptu. Bütün eleştiri okları Federasyon’a yöneliyordu. Trabzonspor’un tepkisi belki bir dereceye kadar anlaşılabilirdi ama, Fenerbahçe’nin, |
Beşiktaş’ın hırçınlığı nasıl açıklanmalı ? Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, “Çirkin oyunlar yine başladı. Haluk Ulusoy, üzerindeki Galatasaray formasını çıkarıp öyle başkanlık yapsın” diyordu. Beşiktaş’ın da tepkisi büyüktü. Kimi basın-yayın mensupları da koroya katılmakta gecikmediler. Hedefte, Federasyon’un yanısıra Galatasaray ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem vardı.
Türkiye ilişkilerinde politik sabıkalı İtalya’nın yeni ayıbına Cem’den sert tepki gelmişti. Cem olaylar sonrasında Roma polisi için yaptığı Mussolini polisleri benzetmesine ilişkin sözleriyle suçlanıyordu. Koro, Cem’in diplomatik gaf yaptığını, kendisinin Galatasaray Lisesi mezunu olduğunu söylüyordu. (Keşke öyle olsaydı, ama değildi.) Sanki bu sözleri olsa olsa bir Galatasaray mezunu söyleyebilirmiş gibi.. Aksi halde, bu işin Galatasaray mezunu olmakla nasıl bir ilgisi olabilirdi ? Önce Roma olayları, ardından içteki gereksiz tartışmalar ortamı iyice gerdi. Gerginlikten, ilkin Beşiktaş ve Fenerbahçe takımları hafta sonu ligde aldıkları beraberliklerle zarar gördüler. Fenerbahçe maç fazlasıyla da olsa çok yaklaştığı lig liderliğinden oldu; Beşiktaş ise liderlik yarışından uzaklaştı ve içten karıştı. Ya İtalya şampiyonu Roma ?. Gösterdiği öfkenin nedeni, elenmesiyle daha iyi anlaşılmıştır herhalde. Galatasaray, bütün psikolojik baskılara, kadro eksikliğine, sakatlara, Roma maçı sonrasında yaralanıp berelenen 7 futbolcusuna karşın Barcelona önünde yine gurur verici, başarılı bir oyun sergilemekten geri kalmadı. Avrupa’da Türkiye’nin yüzakı olan Galatasaray’a binlerce teşekkür.. Salı akşamı bizdeki kimi Romalılar dışında bütün Türkiye Galatasaray- Barcelona maçına kilitlenmişti, neredeyse herkesin üzerinde Galatasaray forması vardı. Koşullar bu yıl daha iyisine elvermedi. Galatasaray’ın birgün Avrupa Şampiyonlar liginde de final oynaması uzak görünmüyor. |

