| Buruk Bir Bayram |
Kaynak :
22.05.2003 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Bana mı öyle geldi, bilmiyorum… Bu yıl 19 Mayıs biraz buruk kutlandı galiba. 20 Mayıs günlü Cumhuriyet’teki fotoğraflardan biri bu kanımı doğrular nitelikte. Devlet ve Hükümet büyükleri Anıtkabir’e, Ata’yı ziyarete gidiyorlar. Yüzler asık, gerilimli… Görüntü bayram sıcaklığından, sevincinden, sevecenliğinden çok uzak. Bir bayrama değil de, sıkıntılı bir ziyarete gider gibi… Aynı gün TBMM’de düzenlenen bir alternatif toplantıda kimi gençler bayramın kutlanma şeklini eleştirerek, “Otoriter devlet zihniyetinin yansıması” olarak tanımlamışlar. Orada hazır bulunan Milli Eğitim Bakanı da “19 Mayıs’ı statlardan kurtarmak gerek” buyurmuş. “İşin içeriği ve ruhu bir kenara bırakılıyor…” “… Modası geçmiş, hamaset dolu, militarize gösteriler bitmeli; bu sembolik törenler dünyada kalmadı” demiş. Acaba gençlerle bakan aynı şeyi mi kastediyorlar, yoksa bir sağırlar diyaloğu mu söz konusu ? Cumhuriyet’in niteliklerini gençler ve bakan aynı şekilde mi algılıyorlar acaba ? “19 Mayıs’ı statlardan kurtarmalı”… Gençliği ve sporu statlardan kurtarıp nereye götüreceksiniz ? Bu işte statların suçu ne ? Törenleri militarize eden statlar mı ? Unutulmamalı : Bayram şenliktir. Kendilerine adanmış bir bayramı coşku dolu bir şenlik havası içinde, gençliğe yaraşır şekilde kutlamayı hangi genç istemez ? 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı törenlerini şu anda örgütleyen Milli Eğitim Bakanlığı değil mi ? MEB gençlik ve spor adına ne yapıyor ? Şunu söylemekle yetinelim : Yapma noktasında olanların, yakınmaya hakları olamaz. Aslında, gençlik ve sporun her zaman bir bakanlığı, bir bakanı vardı. Şu anda gençlik ve sporla hangi bakanın ya da bakanlığın uğraştığını bir bileniniz varsa lütfen söylesin. Yıllardan beri bütün bağnaz kafalar, 19 Mayıs törenleri öncesinde yalnızca genç |
kızlarımızın giyim tarzıyla ilgilendiler; onları örtme yönünde gösterdikleri kısır çabalar gözden kaçmadı. Şimdi sıra, törenleri stadyumdan çıkararak bu dertten (!) kurtulmaları aşamasına gelmiş gibi görünüyor.
İnsan vücudunu müstehcen saymak, kadın saçını porno öğesi olarak görmek niçin ? Bizim gençliğimizde zamane icadı türban yoktu; sokaklarda zaman zaman çarşaflı birkaç kadın görülürdü. Bir de yalnızca yüzleri açıkta bırakılmış gizemli rahibeler… O kadar… Atatürk’ü anma gününde genç kızları örtmeye çalışmak, onun hedefleriyle ne denli bağdaşır ? Mustafa Kemal, daha 1915-16’da kadınları tesettürden kurtarmak ve çağdaşlaştırarak yüceltmek gerektiğini yazmış (Bkz. Mustafa Kemal’in Afet İnan tarafından derlenmiş mektupları – Cumhuriyet Kitapları). Yine, sonradan Güzel Sanatlar Akademisi adını alacak Sanayi-i Nefise Mektebi resim-heykel atölyesinde çıplak modelli çalışmalar 1917 yılında başlamış. Padişahlık, Halifelik döneminde yani… Her yerin kendine göre ayrı bir giyim kuşam tarzı olacağı anlaşılmalı… Çeşitli spor dallarının uygulanmalarına elverişli şekilde düzenlenmiş çağdaş giysileri var, kızlar için de, erkekler için de… Türbanla-mantoyla spor yapılamayacağına göre genç kızlarımız spordan mahrum mu kalacaklar ? Bu, açıkça söylenmeli. Artık, ahlak ve namusu giyim kuşam simgelerine bağlamak tutarsızlığından kurtulmak gerekiyor. Dünyanın içine girdiği çılgın yarışta öteki ülkelerle nasıl yarışacağız ? Yoksa, kadınlarımız ikinci sınıf yurttaş olarak kalırken, yarışa yalnızca erkekler mi katılacaklar ? Bağımsızlık simgesi 19 Mayıs bugünkü yeni dünya düzeninde daha büyük bir anlam kazanıyor. Türkiye’nin yeniden Atatürk günlerindeki akıl ve bilim atılımlarına girmesi gerektiği açık. e-posta : merkez@hasmimarlik.com.tr faks : (212) 211 34 20 |

