Depremin Ardından Kaynak : 26.08.1999 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Deprem bütün ülkeyi canevinden vurdu. Kentlerimizi ve yapılarımızı deprem olgusunu hiç dikkate almadan yaptığımız için kayıplar anormal büyüklükte.. Ayrıca, yine hazırlıksız yakalandık. Hazırlığımız var mıydı ki ?. Başta devlet olmak üzere bütün kurumlar ve kişiler hazırlıksızdı. Sanki Türkiye dünyanın en tehlikeli deprem kuşaklarından biri üzerinde değilmiş, ya da Türkiye’de ilk kez bir deprem oluyormuş gibi.. Çarpık kentleşme, çarpık yapılaşma, arsa spekülasyonu, para hırsı, köşedönme hevesi, biraz kadercilik, biraz adamsendecilik, bilgiye, bilime inanmamak faciayı doğurdu.

Deprem her bakımdan çok büyüktü, ama uzmanların yıllardan beri dile getirdikleri uyarılar dikkate alınmış, çağdaş teknoloji ve korunma önlemleri uygulanmış olsaydı sonuç bugünkünden çok daha hafif olurdu; doğal felâket, faciaya dönüşmezdi.

Deprem, her kesimi olduğu gibi sporu da vurdu. Başta Kocaelispor, Sakaryaspor ve Boluspor olmak üzere yöredeki bütün kulüplere, sporculara, sporseverlere büyük darbe oldu. Hepsine “geçmiş olsun” ve “başsağlığı” dileklerimi iletmek istiyorum. Onların maddi – manevî kayıpları çok büyük.. Belki hasar gören tesisler, binalar onarılır ama, ailelerdeki kayıpların unutulması ve giderilmesi olanaksız.

Sporcuların moral çöküntüden, bunalımdan bir an önce kurtarılmaları gerekiyor. Bu konuda Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, elindeki bütün olanakları seferber ederek o yörelerde yaşayan sporcuların ruh sağlığına eğilmeli. Emeklerin yıkılması, umutların yıkılmasına yol açmamalı. Sporun yine o yörelerin morali için en iyi avunma aracı olacağını unutmayalım. Genel Müdürlüğe düşen başka

bir sorumluluk da deprem bölgelerindeki tesislerin deprem güvenliği açısından gözden geçirilmeleri. Bunu, yalnızca son depremin oluştuğu yöreler için önermiyorum. Yurdun deprem bakımından büyük riskli bölgelerindeki bütün tesisler, stadyumlar, kapalı spor salonları, yüzme havuzları vb. yetkili uzman kurullarca deprem güvenliği bakımından incelenmelidir. Yıllar önce Ankara Atatürk Spor Salonunun çökmesi olayında binlerce kişi ölümün eşiğinden dönmüştü. O olayda bir deprem söz konusu değildi. Çökmenin nedeni çatıyı oluşturan betonarme kabukta havalandırma için sonradan, bilinçsiz bir şekilde açılmış olan deliklere bağlanmıştı. Neyse ki, o anda salon boştu. Betonarme kabuk bir iki saat önceki uluslararası boks turnuvası sırasında çökseydi, binlerce kişi altında kalmış olacaktı.

Büyük kalabalıkları içinde barındıran stadyum, spor salonu gibi tesislerde deprem güvenliği daha da önem kazanıyor. Bu tesislerin ayrıca, son deprem sonrasında da seyyar hastane, konaklama alanı, kriz merkezi olarak yararlı hizmet verdikleri görüldü. Türkiye’deki spor tesislerinin çoğu, daha geçen yıl yürürlüğe giren Deprem Yönetmeliği’nden önce yapılmış oldukları için bunların, en azından bu yönetmeliğin zorunlu saydığı koşullara uygunluk derecelerinin saptanması gerekir. Tabii iş, saptamakla kalmayacak, bulgular uygulamaya dönüştürülecek, gerekli sağlamlaştırmalar yapılacaktır.

Türkiye’de az ya da çok, deprem riski taşımayan hiçbir yöre yok. Başka Türkiye de yok. Gerekli önlemleri alarak depremle birlikte yaşamayı öğreneceğiz.