İnsan Öğütmek Kaynak : 25.07.2001 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Adı, Yasemin Dalkılıç.. 22 yaşında, üniversite öğrencisi.. Yetenekli bir sporcu.. Daha geçenlerde Kızıldeniz’de Hurgada’da 105 m.ye daldı, tek nefesle dalış ve çıkışı 2 dakika 38 saniye sürdü. Limitli ağırlıkla serbest dalış kategorisinde dünyada 100 metreyi aşan ilk kadın sporcu.

Dalkılıç bunun bir rekor olduğu savında.. Bizim Sualtı Sporları Federasyonu ise bunu rekor olarak kabul etmiyor. Federasyon, böyle bir kategorinin Dünya Sualtı Sporları Federasyonunca kabul edilmediğini, ayrıca dalış sırasında bazı usullere uyulmadığı için de dalışın rekor olamayacağını, olsa olsa, o dalda elde edilmiş en iyi derece olabileceğini belirtiyor. Kısacası, Yasemin’in rekoru Guiness rekorlar kitabında kalmaya mahkûm.. Yasemin iddialı.. Konuşuyor, tanıtımını iyi yapıyor. Federasyon ise sporcuyu rant peşinde koşmakla suçluyor, hattâ cezalandırmakla tehdit ediyor.

Ortada garip bir durum var. Bir yanda, çok yetenekli, başarılı bir sporcu.. Kendince rekorlar deniyor, ama bunlar çok tartışmalı, hattâ anlaşıldığı kadarıyla spor dünyasında geçerliliği bile yok.. Öte yanda, sporcusuna sahip çıkmayan, çıkamayan bir federasyon.. Bir kördövüşüdür gidiyor. Dünyanın her uygar ülkesinde böylesine yetenekli bir sporcuya ilgili kamu kurumları sahip çıkarlar. Bizde Dalkılıç kendi inadı, yeteneği ve dar çevresiyle başbaşa bırakılmış, hattâ zorlanır bir durumda.. Federasyon, cezalandırmayı filan bir yana bırakıp işlevi ve amacı gereği, yetenekli sporcusuna sahip çıkmalı.

Olimpiyatlar ve İstanbul

Başka bir kıyamet de basında, Olimpiyat konusunda kopuyor. Başta Sinan Erdem olmak üzere Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK), kazanılamayacağı bilindiği halde İstanbul’da olimpiyat yapılmasına talip olmakla suçlanıyor. Savlara

göre, tanıtım ve seyahatler için çok para harcanmış.. İkinci bir suç (!) da : İstanbul’da yapılmakta olan Olimpiyat Stadı.. Suçlama, yalnızca çok para harcamak eylemiyle sınırlı kalmıyor.. İleri sürülen savlar çok ağır : “Olimpiyatlama, “Spora sığınıp hortumlama” v.b… Sinan Erdem’i yakından tanımasak, yapılanları bilmesek yazılanlara inanabiliriz. Olimpiyatlara talip olan öteki ülkelerin yaptıkları hazırlık çalışmalarını, bunları gerçekleştirmek için harcadıklarını da biliyoruz.
İstanbul’un bir olimpiyat şehri olması kararı yıllar önce TBMM’ce verilmiş, bu iş için bir yasa bile çıkarılmıştı. Karar eleştirilecekse, o zaman eleştirilmeliydi. Bugün sonuçlar belli olduktan sonra dövünmenin yararı yok.

Olimpiyat stadına gelince.. Yapılan yatırımın rakamlarını abartmamak gerekiyor.. İstanbul’da bugün var olan üç büyük stadı üst üste koysanız, çağdaş anlamda bir tek stat bile etmez. Tesis yoksulu bir ülkede sporun gelişmesini nasıl bekleyebiliriz ? Olimpiyat stadına harcanan para Türkiye’de başta bankacılık olmak üzere çeşitli kesimlerde savrulanların yanında nokta gibi kalır. Üstelik, paranın dürüstlük dışı harcandığını gösterir hiçbir işaret de yok. Kaldı ki, yapılan yalnızca bir stat da değil, çağdaş bir spor kompleksi.. İyi işletilirse İstanbul’a çok yararlı olur.

Olimpiyatlara evsahipliği ve stadyum yapımı kararlarının verildiği tarihlerde Türkiye ekonomik bakımdan bugünkü gibi dibe vurmamıştı. Umutları ve özgüveniyle Olimpiyatlara talip olması doğru bir karardı. Yapılanları bugünün koşulları ve karamsarlığı içinde hırpalamak, dayanaksız ağır suçlamalarda bulunarak kişileri yıpratmak en azından haksızlıktır, insafsızlıktır.