| METİN OKTAY’I ANARKEN |
Kaynak :
18.09.1997 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
13 Eylül, Metin Oktay’ın ölüm yıldönümüydü. Ünlü futbolcunun aramızdan ayrılışının 6. yıldönümü.. Ünlü futbolcu deyişi, Metin’i anlatmaya yetmiyor. Spor yeteneğinin yanısıra, örnek sporcu terbiyesi, efendiliği, üstün karakteri Metin Oktay’ı gönüllerin kralı yapmıştı. 1956’da İzmirspor’dan Galatasaray’a geldikten sonra oynadığı 12 lig sezonunun 9’unda gol kralı olmuştu. Gol rekorları kırıyordu; hem de çim sahalarda değil, toprak ya da çamur sahalarda.. Bir sezonu da İtalya’nın Palermo takımında geçirmişti. Ancak, asıl krallığı topları kaleye iyi göndermesinden çok, insancıl nitelikleriyle herkesin gönlüne taht kurmuş olmasından kaynaklanıyordu. Metin, topluma spor sevgisini aşıladı. O dönemde doğmuş olan bugünkü “Metin”lerin adları çoğunlukla Ondan gelir. Bu aileler Galatasaray’a gönül vermiş olsunlar ya da olmasınlar, Metin Oktay gibi olmasını diledikleri çocuklarına onun adını vermekte tereddüt etmediler. Metin Oktay 1969’da spor yaşamına veda ederken kendisi için iki jübile maçı yapıldı. Biri Istanbul’da Galatasaray – Fenerbahçe maçı, öteki İzmir’de Göztepe – Galatasaray.. Sonuçları hiç önemli değil. Ancak Galatasaray – Fenerbahçe maçında kısa bir süre Metin’in Fenerbahçe, Can Bartu’nun da Galatasaray formalarını giymiş olmaları önemli. Dostça, kardeşçe.. İşte bu nedenlerle, Metin Oktay adının, gönülden bütünleştiği Galatasaray’ın Florya tesislerine verilmiş olması çok doğaldır. Ama Kadıköy Dereağzı’nda, Fenerbahçe Stadının 500 metre ötesine heykelinin dikilmiş olması daha önemlidir. Türk sporu adına çok önemlidir. Metin Oktay’lar çok sık ve kolay yetişmiyor. Sayılarının artması toplumumuza çok şeyler katacaktır. Her kulübün anılacak eserler bırakarak sonsuzluğa erişmiş büyük adları vardır.. Metin Oktay’ın her yıl kabri başında anılması yetmiyor. Bütün büyük kişiliklerin anılması |
gerekir. Ayrıca kabir başı anmaları günlük hayhuy arasında on beş yirmi kişinin katılımıyla, birkaç duygu sözcüğünün ötesine geçmezken, zaman zaman, “böyle mi anılmalıydı ?” türünden sitemler dahi dillerin ucuna geliyor.
Bir öneri.. Özellikle de “ilk” lere açık Galatasaray için.. Kulüplerin tarihine geçmiş büyük isimlerin tümünü kabir başında anmaya kalksak yılın pek çok gününü mezarlıklarda geçirmemiz gerekir. Buna olanak da yok, gerek de.. Yılın bir gününü “anma günü” ya da “şükran günü” ilan edip, kulübe emek vermiş olanları, fikir düzeyinde anmaya çalışsak.. Bu anlamdaki biraraya gelmeler yalnızca duygusal olmaz, spor tarihine de ışık tutacak düzeylere ulaşabilir. Ne dersiniz ? Öte yandan, Metin Oktay ve Can Bartu’nun jübile maçında sergiledikleri dostluğun anımsanması, son günlerde özellikle de Fenerbahçe – Galatasaray maçı nedeniyle gerek kimi yöneticilerin, gerekse kimi spor yazarlarının kışkırtıcı tutumlarına karşı iyi yönde ışık tutabilir, bunlara karşı güzel bir örnek oluşturabilir. Yöneticiler ve yazarlar zaman zaman, spor kamuoyunu oluşturmadaki sorumluluklarını unutuyorlar. Hürriyet’te bir spor yazarının maç sonrası yorumuna bakın : “Bir takım öyle kıytırık iki maç kazanmakla büyük olmuyor. Fenerbahçe de durdu durdu, “Yılın takımı” Galatasaray’ın fiyakasını bozup, adeta ciğergahından vurdu. Vallahi helal olsun. İtiraf ediyorum, gözlerim yaşardı. Fenerbahçeliliğimle bir kez daha iftihar ettim. Yıllardır izlerim, beşeri kanundur: Galatasaray onu yener, bunu yener, Fenerbahçe’yi görünce püff diye söner. Fenerbahçe de huyu kurusun öyle yapar, böyle yapar, Galatasaray’ı görünce dayanamaz yener. Bu maçın adı lig maçı beyler. Galatasaray favori de, Fenerbahçe Pavarotti mi ?” Ne kadar anlamlı, ne kadar bilgece sözler (!) değil mi ? Yapmayın beyler.. Bu düzey kimseye yakışmıyor. |

