Seyrantepe mi, Mecidiyeköy mü ? Kaynak : 01.03.2007 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Galatasaray’ın geçen cumartesi yapılan olağan mali ve idari genel kurulu bence Kulübün son yıllardaki en ilginç buluşmalarından biriydi. Yönetim büyük bir katılım beklediği için toplantıyı Galatasaray Lisesi yerine Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde düzenlemişti. Ancak katılanlar yaklaşık 500 kişiyle sınırlı kaldı. Sayının azlığı üzerinde düşünmek gerekiyor. Bunu umutların azaldığına, sözün bittiğine bağlayabilir miyiz dersiniz ?

Söz alanların tümü, konuları derinlemesine incelemiş üyelerdi; söyledikleri dikkatle izlendi. Yine dikkat çeken bir nokta, konuşmaların tümünde Başkanın ve yönetimin eleştirilmesiydi. Önceki genel kurulların aksine yönetimi savunan hiç kimsenin olmaması ilginçti.

Özhan Canaydın başkanlıkta beşinci yılını doldurmuş, ancak adaylığı sırasındaki vaatlerinin hiçbirini yerine getirememişti. Sportif başarılar, gelir-gider dengesi, mali durum, sosyal tesisler, şirketler ve stat konularında istenen sonuçlara varılamamıştı. Bunların tümü eleştiri konusu oldu. Sonuçta, idari yönden aklamada 140 olumlu oya karşılık, aklamayanların sayısı 53’tü. Bu, Galatasaray’da alışık olunmayan bir orandır; Canaydın’a ders olmalı.

Gelelim kimi sorunlara… Kulübün önündeki dağ gibi mali-idari konulardan üçü çok önemli. Bunlardan biri Riva… Riva arazisinin değerlendirilmesi konusunda çözüme yakın bir gelişme hâlâ sağlanabilmiş değil.

Bir başka sorun : Sportif A.Ş. Bu şirket, kulübün 6 şirketinden en önemlisi. Hisselerinin yüzde 37’si halka açılmış durumda, bunun da bir bölümü yabancı yatırımcıların elinde… Bugün, vaktiyle hisselerin ilk satışı aşamasında yapılmış olan hataların acısı çekiliyor. Kulübün isim ve yayın hakları gibi en sağlam, en verimli gelir kalemleri

bu şirkete devredilmişti; buna karşılık, giderler kulübe ve kulübün öteki şirketlerine ait olacaktı. Yani bu şirket yalnızca kâr eden bir şirketti, üstelik kurumlar vergisinden de muaftı. Şimdi Yönetim, bu şirketi, GS Futbol A.Ş. ile birleştirmeyi düşünüyor. Bu isteğini yasal yoldan SPK’ya iletmiş durumda. Yabancı ortaklar altın yumurtlayan tavuğun kaçmasını istemedikleri için bu öneriye karşı çıkıp savcılığa suç duyurusunda bulunmuşlar. Aslında bu bir gözdağı, çünkü anılan şirket halka açık olduğu için SPK denetiminde; SPK onayı olmadan birleşmenin gerçekleştirilemeyeceği ortada.

Gelelim üçüncü ve belki de en önemli konuya, Seyrantepe konusuna. Seyrantepe birkaç yıldan beri devrede. Önce 384.398 m2’lik bir arazinin 30 yıllık kullanım hakkı, Milli Emlak tarafından, stat ve spor sahaları yapması için Galatasaray’a verildi. Daha sonra kimi engellemeler yüzünden Hazine bu işten vazgeçti. 28 Ağustos 2006’da yapılan yeni bir protokola göre kulüp buradaki haklarının yanısıra Mecidiyeköy Ali Sami Yen Stadı’ndaki haklarını da TOKİ’ye devrediyor; buna karşılık TOKİ Seyrantepe’de bu kez, 120 bin m2 alanda yapacağı bir stadın 49 yıllık kullanma hakkını kulübe veriyor.

Ağustos’tan bu yana tam altı ay geçti. Seyrantepe konusunda ciddi bir gelişme olmadı; dalgalanma sürüyor. Ayrıca bütün bu işlemlerin geçerlilik kazanması için genel kurul kararı da alınmadı. İmar durumu bile hazır değil. Stadın gerçekleşmesi yıllar alabilir.

Bu koşullar altında, Mecidiyeköy’de kalıp Ali Sami Yen Stadını yenilemek bana çok daha gerçekçi ve akılcı bir çözüm gibi görünüyor. Ayrıntılarını daha sonra tartışırız.