|
Ali Sami Yen Stadı yine gündemde. Aslında, yedi yıldan beri gündemden hiç düşmüyor ki… Önümüzdeki sezon için Galatasaray’ın maçları Olimpiyat Stadına alındı. Kredi bekleniyor; gelirse Ali Sami Yen Stadı yıkılacak ve yenisinin yapımına başlanacak. Galatasaray’ın en büyük yatırım projesi olacak bu konu üzerinde daha önce de birkaç kez yazmıştım. Yanlışları ve doğrularıyla bir kez daha ele alalım. Atılan yanlış adımlar para, zaman ve prestij kaybına neden oldu. Yanlışları şöyle özetleyebiliriz : – Kulübün en büyük yatırımını oluşturacak konunun, başkanın yanı sıra yalnızca bir ya da iki yönetici tarafından ele alınıp amatörce yönlendirilmesi; kulüp bünyesinde var olan bilgi ve uzmanlık katkılarının istenmemesi, danışılabilecek üyelerden yararlanılmaması, – Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile yapılan üst hakkı sözleşmesinde Kulübün 15 bin kişilik yeni bir stat yapıp devretmek üzere yükümlülük üstlenmesi (Böyle bir yüküm Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın anlaşmalarında yoktur). – Projenin yaptırılmasında izlenen yol… Proje işinin, yarışma veya teklif alma yerine, futbol stadı deneyimi tartışılabilecek bir Kanadalı mimarlık firmasına doğrudan verilmesi, – Proje Yönetimi işinin bir firmaya doğrudan verilmesi; sonra da sürekliliğin sağlanamaması, – Projelere ve diğer hizmetlere ödenen bedellerin yüksekliği, – Kanadalı mimarların hazırladıkları projede mevcut sahanın yerinin ve zemin kotunun değiştirilmesi (Bu işlemler stadın parçalı yapımı olanaklarını ortadan kaldırmakta, stadın tümünün yıkılmasını gerektirmektedir). – Yapılabilirlik etüdünde zayıf noktalar bulunması. Örneğin, Mecidiyeköy’de büro işlevinin ekonomik verimliliğini yitirdiğinin gecikmeyle ve ancak yaşanarak anlaşılması, – Elde edilen projenin yapım maliyetinin çok pahalı olması. Başlangıçta hesaplanan 122 milyon dolarlık maliyetin, kredi arayışlarında |
|
büyük bir engel oluşturması. (Stadın daha ucuza mal edilmesi, böylece krediden artan paranın Kulübün başka ödemelerinde kullanılması gibi düşünceler zaman zaman örtülü olarak dile getirilmiştir. Ne var ki yüksek rakam, kredi bulunması olanağını ortadan kaldırmıştır.) – Başkan ve yöneticilerin sözlerindeki, vaatlerindeki güven sarsıcı sapmalar. Örneğin, Başkan Faruk Süren’in daha işin başında stadın finansmanının geniş ölçüde sağlandığını söylemesi (Yeni Yüzyıl gazetesi, 20.12.1996), buna karşılık finansmanın yedi yılda sağlanamaması; her sezon Diyarbakır stadı dahil birçok seçeneğin ve asılsız tarihlerin ortaya atılması, – Mimarlık ve mühendislik ücreti olarak çok yüksek bedeller ödenmiş olmasına karşılık, elde edilen mimari tasarımın, çağdaş mimarlık dilinden uzak, mimari kimlikten yoksun olması. Mimari kompozisyondaki tutarsızlıklar. Çatı örtüsünün, arkada da açık oluşu nedeniyle yağmur, kar ve rüzgâra karşı beklenen koruyuculuğu sağlayamayacak olması. Projede bulunan, burada ayrıntılarıyla sıralanmasına gerek olmayan işlev hataları. Süren’den sonra, Mehmet Cansun’un başkanlığı sırasında yeni bir arayışla farklı bir adım atıldı. O dönemde mimarlardan kurulu bir grubun, yönetimin isteği üzerine özveriyle hazırladığı çok daha akılcı ve ekonomik avan proje Galatasaray için iyi bir fırsattı. Galatasaray imajına uygun, çağdaş bir mimarlık dili olan, estetiği sadelikte arayan, bölümler halinde yapıma elverişli bir avan projeydi hazırlanan. Futbolun yanısıra ticari işlevler dahil, uygun görülecek başka işlevlere de yanıt verebilecek esneklikteydi. Gerektiğinde sahanın üstünün de örtülebileceği bir çözüm getirilmişti. Canaydın yönetiminin eski projeye dönmesiyle o şans yok edildi. Yaşanarak görüldüğü gibi, bunca yanlıştan bir doğru çıkmıyor.
|