Atletizm ve Yayın Kavgası Kaynak : 07.08.1997 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Geçtiğimiz günlerde dış spor dünyasının ilgi odağı, Atina’da düzenlenen Atletizm Dünya Şampiyonası idi.. Dünya sporseverleri ile dünya spor medyası doğal olarak bu olayla çok ilgilendiler. Eurosport, yayınlarının büyük bir bölümünü Atina’ya yönlendirirken, bizde yalnızca TRT biraz ilgi gösterdi. Bu yayınlarda gözlerimiz yine de, Türk atletlerini aradı..

İnsan bedeninin yeteneklerini ortaya koyan atletizm, bütün sporların anası sayılır ve özellikle de olimpiyatların temelini oluşturur. Bizde ise, ne yazık ki, yıllardan beri büyük bir ihmalin kurbanıdır. Türkiye’de hala atletizmin tesisi yok, altyapısı yok.. Olimpiyatlara talip koskoca İstanbul’da üç tartan pist var, ikisi kullanılamaz durumda.. Ankara ve İzmir’de durum daha parlak değil. Kimi askeri okulları saymazsak atletizmle ilgilenen kulüplerin sayısı bir elin parmakları kadar.. Dünya Şampiyonasına topu topu altı atlet gönderebildik. Onların da bir varlık göstermeleri beklenmiyor. Bu verilerin doğal sonucu olarak da burnumuzun dibinde yapılan bir dünya şampiyonasında Türk atletizminin, Türk atletlerinin adı bile geçmiyor.

Bizde “spor” denilince akla futbol gelir. Medya da, onun etkilediği kamuoyu da yalnızca futbolla ilgilenir. Bizim televizyonlar ve gazeteler için futbol dışındaki spor dalları üvey evlattır. Daha önce de yazmıştım : “varsa futbol, yoksa futbol..” Üstelik şimdi, tatilin ardından lig yeni başlamış.. Buna ek olarak, televizyonlararası naklen yayın kavgası sürüp gidiyor. Doğallıkla da atletizme sıra gelmiyor.

Televizyon kanalları arasındaki pazar payı kavgası halkı çok mu ilgilendiriyor sanki ? Hayır.. Ama tekelleşmeye doğru giden medyanın büyük bir bölümü gazeteleriyle, televizyonlarıyla

iki cepheye ayrılmış, çoğu kez çarpıtılmış bilgilerle halkı da içine çekmeyi deneyerek kavgayı körüklüyorlar. Ekranlar ve gazete sayfaları bu çarpıtılmış sözde haberlerle dolu.. Sırf bu ticari kavga yüzünden Federasyon genel kurulu toplanamadı ve yeni yönetim kurulu seçilemedi. Bakan atamasıyla işleri sürdürmeye çalışan Özkan Olcay Federasyonu da yine baskılar nedeniyle çaresizlik içinde görevden çekilmeye zorlandı.

İşte, Atletizm Dünya Şampiyonası, kendi derdine düşmüş medyamızı bu nedenlerle pek ilgilendirmiyor. Eskiden hiç değilse basın çalışanları, patronların ticari maceralarıyla pek ilgilenmezlerdi. Şimdi kimi medya mensupları da patronlarıyla birlikte kaygılanıp asıl konularını gözardı edebiliyorlar.

Son bir hafta içinde yaşadığımız olaylar Federasyon seçimlerinin yapılamamış olmasının sakıncalarının giderek arttığını gösteriyor.

Geçen haftaki yazımızda Galatasaray Spor Kulübü Başkan Yardımcısı Ergun Gürsoy’un, Federasyon Genel Kurulu’nun toplanmasını engellediği yolundaki savları dile getirmiş ve Galatasaraylıların bu davranışı içlerine sindiremeyeceklerini belirterek Yönetime sormuştuk : “Gürsoy bütün bunları kendi adına mı, Yönetim Kurulu talimatıyla kulüp adına mı, ya da başka birinin emirleri doğrultusunda mı yapmıştır ?”

Yönetimden herhangi bir yanıt gelmedi; ancak kulübün kıdemli üyelerinden beşi Turgan Ece, Jerfi Fıratlı, Kemal Onar, Duygun Yarsuvat ve Emin Alankuş, Gürsoy’un Disiplin Kuruluna sevki için ortak bir dilekçe verdiler. Bir başkan yardımcısının Disiplin Kuruluna verilmesi olağan değildir, ancak Gürsoy”n davranışının da olağan olduğu söylenemez. Bakalım Disiplin Kurulu’nun kararı hangi doğrultuda olacak ?