| Yağma Var!. |
Kaynak :
01.08.1997 -
Yapı Dergisi - 189
|
Yazdır
|
|
Gökdelenleri dikenler; bu ülkenin en varlıklı insanları bile kendi dar çevrelerinden, kozalarında şehir mekanına çıktıkları anda, onlar da ülkenin sefaletinden nasiplerine düşeni alıyorlar.
Daha çok “yağma yok” deyimini kullanmaya alışmışızdır. Birinin haksız olarak kapmak istediği bir şey karşısında duyulan tepkinin dile getirilmesinde kullanılır genellikle. “Yağma Yok”ta, tepkiye yol açan bir “bilinç” söz konusudur. |
Gecekondular, kaçak yapılar apartmanlara dönüştü.. Plan-program kimin umurunda? Sözde, herkes korumadan yana.. Ama başkasının bahçesindeki ağacın, başkasına ait yapının korunmasını istiyor. Vergiyi başkasının vermesini istediği gibi.. Kaçak yapıya karşı, ama komşusunun kaçak yapısına.. Herkes daha büyük inşaat yoğunluğu, daha çok metre kare, daha çok yükseklik peşinde.. Ama bunun, daha kirli hava, daha az yeşil, daha çok taşlaşma, daha az güneş, kısacası, daha sağlıksız yaşam demek olduğunu hiç mi hiç düşünmüyor. Tek hedef; spekülasyon, köşedönme.. Gökdelenleri dikenler, bu ülkenin en varlıklı insanları bile kendi dar çevrelerinden, kozalarından şehir mekanına çıktıkları anda, onlar da ülkenin sefaletinden nasiplerine düşeni alıyorlar. Görsel kirlilik, gürültü, kirli hava, sıkışık trafik, güvenlik sorunları, salgın hastalıklar onların da, her gelir düzeyinden insanla paylaştıkları kaderdir. Bu davranış bozukluğu, ekonomik yaşamda da kendisini gösteriyor. Parası faizde olan, faizlerin artmasına; altını olan, altının değerinin yükselmesine; dövizi olan, döviz kurlarının başını alıp gitmesine seviniyor. Kısacası felaketimize seviniyoruz. Niçin böyleyiz ? Dar gelirli bir toplumun insanları olarak hızlı çoğaldık.. Eğitilmedik, eğitemedik, cahil kaldık.. Eğitim hızı, üremenin hızına yetişemedi. Bakmanın yanı sıra görmeyi; ezberlemek, körü körüne inanmak yerine anlamayı, düşünmeyi öğrenemedik. Bilimsel eğitimin yerini dinsel eğitim aldı. Cahilliği yenemeyince de; • Kaderciliği aşamadık, Sonuçta, eğitimsizlik, yarı eğitilmişlik ya da cahillik her şeye; kırsal kültür kente egemen oldu. Yalnız kente mi ? Ya politika, ya ülke yönetimi ?
*Karikatürler, Semih Balcıoğlu’nun “Güle Güle İstanbul” kitabından… |



