Belediye Başkanı Transferi Kaynak : 22.01.2004 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Geçen hafta İstanbulspor’un çaresizliğini yazmıştım. Aklıma bir formül geldi. Daha doğrusu İstanbul Belediye Başkanlığı için CHP’de gelişen formüllerin İstanbul şehri kadar İstanbulspor’a da yararlı olacağını düşündüm. CHP çevrelerinde, Gaziantep Belediye Başkanı Celal Doğan’ın ya da Kocaeli’nin eski belediye başkanı Sefa Sirmen’in İstanbul belediye başkanlığı için aday olacakları söyleniyor. Her iki başkanın kendi yörelerinde başarılı oldukları herkesçe biliniyor. Yine her ikisi de şehir yönetmekteki yetenek, beceri ve başarılarını şehirlerini temsil eden kulüplerinden esirgemediler. “Şayet seçimi kazanırlarsa bu, İstanbulspor için bir kurtuluş yolu olabilir mi ?” diye düşünmekten kendimi alamıyorum.

Şaka bir yana, CHP’nin aday belirlemekteki yöntemini ve önümüzdeki yerel seçimlere hazırlanmakta izlediği yolu akıl terazisiyle anlamak güç. Evet, Celal Doğan da Sefa Sirmen de çok değerli kişilikler, ancak CHP yönetimine “12 milyonluk İstanbul’da, şehri yönetecek bir İstanbullu bulamadın da Gaziantep’ten, Kocaeli’den transferlere girişiyorsun” diye sormazlar mı ?

Bir anımsatma da benden : Semerkant belediye başkanının da çok başarılı olduğu söyleniyor. CHP’ye öneririm.

Federasyon Başkanları

Bir hafta önceki Cumhuriyet Spor Eki’nde hangi federasyonların daha başarılı bulunduğuna ilişkin olarak yapılan bir soruşturmanın sonuçları yayımlandı. Kimi spor yazarlarına yöneltilen soruya gelen yanıtlar “ek”te yer aldı. Soru bana da

yöneltilmişti. Verdiğim yanıt gazetede, “Atletizm, Voleybol, Halter” şeklinde özetlenmiş. Oysa benim yanıtım farklıydı. Söylediklerimi şöyle özetleyebilirim : “Yalnızca sporcuların aldıkları sonuçlara bakarak federasyonları değerlendirmek doğru olmaz. Örneğin, Süreyya Ayhan’ın başarılarına bakarak Atletizm Federasyonunu değerlendiremeyiz. Süreyya Ayhan, bir sistemin ürünü değil, zor yetişen, ne zaman parlayacağı belli olmayan yıldızlardan biridir. Voleybol Bayan Ulusal Takımımız için de aynı şeyi söyleyebiliriz. Bayanlardaki başarıyı erkeklerde göremediğimize göre onların başarısının kökenini Voleybol Federasyonuna bağlayamayız. Aslolan, başarıda yaygınlık ve sürekliliktir. Bu sağlanabildiğinde ancak tutarlı yönetimden ve sistemden söz edilebilir. Süreklilik yalnızca halterde biraz görülüyor.”

Sözlerim böyleydi. Biraz daha açalım… Süreyya Ayhan bir yıldız, ama onun tek başına parıldayışı Türkiye atletizminin parıldayışı anlamına gelmiyor. Tıpkı Türkiye çapında, Atatürk örneğinde olduğu gibi. Atatürk, çağının çok ilerisinde bir yıldızdı; çıktı, parladı, toplumu etkiledi, yüceldi. Kendisinden sonra gelen yöneticiler onun yüceliğini değerlendirip, sistemini, ilkelerini koruyamadılar, sürekli kılamadılar. Sonuçta, 21. yüzyıl başında Atatürk Türkiyesinin saplandığı gericilik batağına bakın. Sürdürülebilir doğru sistem kurulmadıkça aydınlık insanlara bile yalnızca üzülmek ve üzüntüyle seyretmek düşüyor.