Biraz Emre, Biraz Tüzük… Kaynak : 12.06.2008 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Emre Belözoğlu Fenerbahçeli oldu. Hayırlı olsun. Galatasaray’a geldiğinde daha 12 yaşındaydı. Galatasaray’ın altyapısında kendisini geliştirdi, sonra da Galatasaraylı Emre olarak şöhrete doğru adımlar attı.

2001’de uluslararası transfer kuralları değişmişti. Yeni kurallara göre, sözleşme süresi biten futbolcu serbest kalıyor ve kendi lisansına sahip oluyordu. Galatasaray’ın o dönemdeki yöneticileri bu kural değişikliğini fark edinceye kadar Emre Belözoğlu ve Okan Buruk İtalya’nın İnter takımıyla gizlice transfer sözleşmesi imzaladılar ve yuvadan kaçtılar. Galatasaray yöneticileri uyandıklarında her şey bitmişti.

Ben, haberi bir Fransız web portaline dayanarak önceden vermiştim. Bu transfer haberine o kadar inanılmıyordu ki bir gazete beni, “Fransızdan da Fransız” ilân etti. “Fransız” olmanın argoda “cahillik” anlamına geldiğini o zaman öğrendim.

Gidiş o gidiş… Okan Buruk yuvaya döndüyse de eski sıcaklığı göremedi; Emre ise Fenerbahçe’yi seçti. Şimdi “ya renk aşkı” dediğinizi duyar gibiyim. Renk aşkı artık yalnızca yandaşlar için var; sporcular için yok. Spor profesyonelleşip “gösteri işi” haline geldiğinden beri sporcular için en önemli hedef, kendilerini göstermek ve bu yoldan gelirlerini artırmaktır.

Bu kez Fenerbahçe’nin Emre Belözoğlu’nu alırken Galatasaray’dan bir parça koparmayı düşündüğü kesin. Ödediği yüksek transfer ücretinin içinde rekabetin bedeli de var. Emre, ücretinin içinde Galatasaraylı olmanın bedelinin de bulunduğunu bilmeli ve Galatasaray’a bir kez daha teşekkür etmeli.

Fenerbahçe’de başarılı olur mu? Şimdiye kadar yaşadığımız benzer olaylar, “taş yerinde ağırdır” sözünü doğruladı. Emre bakalım bu yükü taşıyabilecek mi? Göreceğiz.


 Tüzük
Galatasaray’da yeni tüzük için genel kurul toplandı; ancak hiçbir şey yapmadan dağıldı. Bilindiği gibi tüzük çok eskidi, kulübe dar geliyor. Kulüp hâlâ dernek statüsünde. Oysa yalnızca bir dernekten ibaret değil; birçok şirketi var. Sıradan bir derneğe göre hazırlanmış tüzük, gereksinmelere yanıt vermekten çok uzak.

Cumartesi günkü toplantıya ilgi azdı. Genel kuruldan, daha önce Divan ve görevlendirilmiş kimi üyelerce hazırlanmış 4 ayrı tüzük taslağını inceleyip tek bir metin haline getirmek üzere bir komisyon kurması bekleniyordu. Olmadı…

Hazırlanmakta olduğu söylenen yeni spor yasasının, tüzüğü etkileyeceği ileri sürülerek konunun görüşülmemesi, kısaca, “dondurulması” istendi ve böylece kongre tatil edildi. İşin şaşılacak yanı, görüşmeme önergesi genç üyelerden gelmişti ve tüzük çalışması onların oylarıyla rafa kaldırıldı.

Gerçekten tuhaf bir durum. Birincisi, Spor Yasası henüz ufukta… Ne zaman çıkacağı, hattâ çıkıp çıkmayacağı bile belli değil. İkincisi Galatasaray’ın yeni, daha tutarlı bir tüzüğe şiddetle gereksinmesi var.

Olay bana ülkenin 1970’li yıllarını anımsattı. O günlerde pek çok kişi sürekli olarak, “bu düzen değişmedikçe hiçbir şey yapılamaz” sloganına sığınırdı. Aslında bu, tembelliğe yol açan bir slogandı. O anlayışın gölgesinde nerelere geldiğimiz ortada.

Galatasaraylıların böylesine bir kolaycı yolu seçmelerinin beni şaşırttığını, hattâ düş kırıklığına uğrattığını söylemeliyim. Komisyon, tüzük üzerindeki çalışmalarını yaparken bir yandan da çıkarılması olası yasaları denetleyip etkileyebilirdi. Olmadı… Tüzük bir başka bahara kaldı; üstelik kulübün genç üyelerinin oylarıyla…