Borç Yiğidin Kamçısı! Kaynak : 21.10.1999 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Galatasaray’da, hayali projelerini borçla finanse eden Faruk Süren yönetimi zor bir dönemeçte. Gözleri ve aklı, Amerikalılardan gelmesini beklediği paraya kenetlenmiş; başka hiçbir şeyi düşünemiyor, görmüyor, işitmiyor. Hisse devri konusunu incelemek üzere son genel kurulda kurulan uzmanlar komisyonunun çalışmalarının bitmesini, raporunu bile beklemeden yeni olağanüstü genel kurulun tarihini ilan ediyor.

Hisse devri konusunda Yönetim, anlaşma esaslarını bütün açıklığıyla anlatmadığı için akıllar karıştı. Herkes işin doğrusunu merak ediyor. Ana noktaları satırbaşlarıyla irdeleyelim:

· Kulübün sahip olduğu şirkete ABD kökenli AIG firması 70 milyon dolar değer biçmiş; bunun yüzde
42’sine 29.5 milyon dolar verecekmiş. Oysa şirketin gerçek değeri 120 milyon dolar olarak hesaplanıyor ve buna göre 50 milyon dolar vermesi gerekiyor. Yönetime yakın çevreler, “Sıkışık esnafın malı ancak bu kadar eder” demekle yetiniyorlar. Ayrıca, AIG’nin vereceği 29.5 milyon dolar Ali Sami Yen Stadı koşuluna bağlı. Galatasaray 9 ay içinde Ali Sami Yen Stadının yapımına başlamazsa AIG, verdiği paranın emanet hesabında tutulacak 1.5 milyon dolarını işlemiş faiziyle birlikte geri alıyor. Sonuçta 28 milyon dolar vermiş oluyor.
· Galatasaray Spor Kulübünün hemen hemen, stadyum gişe hasılatı dışındaki bütün gelirleri, kısaca yayın, reklam, isim ve pazarlama hakları (bugünkü değerle her yıl 22 milyon dolar) yeni ortak şirkete devrediliyor. Yani Galatasaray elinde avucunda ne varsa bu şirkete aktarıyor, daha sonra da yaşayabilmek için, şirketin eline bakıyor.
· AIG bir yatırım ve sigorta şirketi.. İşi, gelişmekte olan ülkelere fon ayırıp kolay yoldan parasını değerlendirmek. Çok büyük bir şirket.. Yönetimce, Galatasaray’ın dünya devi bir şirketle ortak olacağı sık sık vurgulanıyor. Gerçekte Galatasaray AIG’ye ortak olmuyor, AIG’nin İstanbul-Akaretler’de yerleşik bir yan şirketi Galatasaray’ın bir şirketine ortak oluyor.
· Anılan şirket hisse alarak para koyuyor. İşleri, sportif pazarlama dalında uzman üçüncü bir kuruluşun,

bir yönetim şirketinin yapması tasarlanıyor. Bu şirketin adı, koşulları, geliri, gideri henüz bilinmiyor, “uluslararası piyasa oranları doğrultusunda bir yönetim ücreti ” alacağı belirtiliyor.
· Galatasaray hisselerin yüzde 58’ine sahip olacağı halde, yönetimde, kararlarda üstünlüğe sahip olmayacak; bunlarda eşitlik var. Kârın da, hissesine uygun olarak yüzde 58’ini değil, ancak yüzde 50.1’ini alacak. Yüzde 7.9 bir bloke hesapta tutulacak.
· AIG kâr garantisi vereceğine, Galatasaray’dan getiri garantisi istiyor. AIG’nin beklediği parasal getiri sağlanamazsa bunu telafi etmek Galatasaray’a düşüyor. Beşinci yılın sonunda AIG, hisselerini devretmeyi tasarlıyor. Devir sırasında hisselerini belirlediği değerden satamazsa, yani beklediği parasal getiriyi elde edemezse Galatasaray’ın kâr payından ayrılarak bloke edilmiş yüzde 7.9 luk tutarlara ya da Galatasaray’ın yüzde 50.1’in üstündeki hisselerine el koyuyor.
· Ortak şirketin tasfiyesi halinde AIG hisseleri tasfiyede öncelik avantajına sahip.
· Taraflarca imzalanmış niyet mektubunun, İngiltere kanunlarının hükmü altında işlem göreceği ve İngiltere yasalarına göre yorumlanacağı ilke olarak kabul edilmiş. Evet, yukarıdaki maddelerle birlikte bu kapitülasyon maddesini de Başkan Faruk Süren imzalayarak kabul etmiş.

Borçlar ve faizler artık Galatasaray’ın boğazını sıkıyor. Bu nedenle Yönetim, koşulları ne olursa olsun, taze paraya kenetlenmiş durumda.. Ama bir yandan da uçuk-kaçık fikirleri sürüp gidiyor. “Çağ atlamak”tan, “rüya takım”dan, “Ronaldo’nun transferi”nden dem vurularak satış işi allanıp pullanıyor ve hayal ticareti sürdürülüyor. Basında yer alan şu sözlere bakın: “Amerikalılar istediğimiz oyuncuları 20-30 milyon dolara alıp bize yıllık 1 milyon dolara kiralayacaklar.” Bu nasıl olacak? Bu laflar anlaşmada yer almıyor, ama müstakbel ortak bu kadar mı akılsız?

İşte, anlaşmanın koşulları.. Galatasaraylılar karar versinler: bu satış iyi mi, kötü mü?