| Komisyona Havale |
Kaynak :
14.10.1999 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Geçen Cumartesi günü Galatasaray’da olağanüstü genel kurul vardı. Kulübün kurduğu Galatasaray Sportif A.Ş.’nin hisselerinin yüzde 42’sinin bir ABD firmasına 29,5 milyon dolar karşılığında satılması söz konusuydu. Ama iş bununla bitmiyordu. Kulübün medya yayın hakları, reklam gelirleri ve isim haklarının oluşturduğu yıllık yaklaşık 22 milyon dolarlık gelirleri de ortak şirkete devrediliyordu. ABD’li şirket bu alışverişte daha, baştan kârlıydı. Ya Galatasaray ?.. Galatasaray, geleceğini şirketin kâr edeceği varsayımına bağlıyordu. Bunun da hiçbir garantisi yoktu. Genel Kurul için üyelere dağıtılan broşürün görünüşü güzeldi, ama içerdiği bilgiler hiç de yeterli değildi. Şirketin kârlılığı, kâr edemezse kulübün başına gelecekler, kâr ederse bunun bölüşümü, ileride hisselerin nasıl devredileceği anlaşılamıyordu. ABD’li şirketle bir niyet mektubu imzalanmıştı. Broşürde sunulan bilgiler niyet mektubundaki bütün bilgileri kapsamadığı gibi, kimi çelişkileri de içeriyordu. Ayrıca Genel Kurul gündeminin, şirkete pay devri için yetki alınmasına ilişkin maddesi de teknik bakımdan iyi hazırlanmamıştı. Örneğin, Kulüp gelirlerinin şirkete devredileceği belirtilmemişti. Bütün bu karışıklığa bir de, Başkan Yardımcısı Mehmet Cansun’un genel kurul öncesinde, bir gazete röportajında söyledikleri eklendi. Cansun, birkaç yıl sonra ABD’lilerin hisselerini devredip çekilebilecekleri konusunda açıklık getirirken, “Aziz Yıldırım 100 milyon dolar veriyorsa şirketin yüzde 42’sini hemen veririm” diyordu. İşte bu sözler sıkıntılı günler geçirmekte olan Fenerbahçe topluluğuna ilâç gibi gelmişti. Ertesi gün, Aziz Yıldırım, Galatasaray’ın ABD’lilere satılacak hisselerine talip olduğunu bir basın toplantısıyla açıkladı. Fenerbahçe 1907 Derneği de bu girişimde Başkana destek verdiğini bildirmekten geri kalmadı. Sevgili Mehmet Cansun’un hiç gerek yokken söylediği sözler, Aziz Yıldırım için, sporcu deyişiyle gollük pas olmuştu. Cansun sayesinde medya, “Fenerbahçe Galatasaray’a talip” yollu, renkli bir polemik kazanmıştı. Fenerbahçeliler de bir iki gün dertlerini unutup, gerçekleşmeyecek bir düşün keyfini yaşamış oldular. |
Sonuçta Başkan Süren Cumartesi sabahı çok kalabalık bir üye topluluğunun karşısında yaptığı sunuş konuşmasında Galatasaray’a çağ atlatacak “milât”tan söz ettikten sonra, Fransızlar’ın “coup de théâtre” dedikleri türden beklenmedik, ani bir açıklama yaparak “konunun üyelere yeterince anlatılamadığını” belirtip kurulacak bir komisyon tarafından incelenmesini ve bir süre sonra düzenlenecek yeni bir olağanüstü genel kurulda ele alınmasını öneriverdi.
Başkanın önerisi gerçekten şaşırtıcıydı.. Genel kurulu iyi hazırlamak, üyeleri bilgilendirmek Yönetim Kurulunun görevi değil miydi ? Süren, üyelerin yeterince bilgilendirilemediğini genel kurul sabahı mı anlamıştı ? Başkan’ın Komisyon kurulması yolundaki önerisi, kulüp gelirlerinin devrini kuşku ve kaygıyla karşılayan bir grubun hazırladığı önergenin neredeyse tam bir benzeriydi. İki önerge Genel Kurul Divanınca birleştirilince toplantı oybirliğiyle ertelenmiş oldu. Şimdi, kurulan 7 kişilik komisyon, hisse ve gelir devri konusunu inceleyerek görüşlerini bir rapor halinde sunacak ve sonra da yeni olağanüstü genel kurul büyük olasılıkla Aralık’ta toplanacak. |

