| Böyle Demokrasi Olmaz |
Kaynak :
08.12.2006 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Demokrasi sözcüğünü ağzımızdan düşürmüyoruz. Ancak hemen soralım: Türkiye’de demokrasi var mı? Yanıtı açık: “Yok“, zaten var olduğu sanılanı da İlhan Selçuk “cici demokrasi” olarak tanımlıyor. Yani yönetenlerin istediği türden, istediği kadar sulandırılmış, göstermelik, sözümona demokrasi. Aşağıda sıraladığım dört engel giderilmedikçe bir ülkede demokrasiden sözedilemeyeceği açıktır. 1. Halkın oylarının Meclis’e eksiksiz yansımasını sağlayacak bir seçim yasası yoksa, Halkın iradesini yansıtmıyor Kuralları başkan koyuyor |
Kuralları koyan da başkan, oyunu oynayan da… Bu yalnızca, en sık tartışılan CHP’de değil, bütün partilerde böyle.
Bir kez seçilen başkan ömür boyu seçilmiş gibi oluyor. Partilerde lider-başkan diktatörlüğü var. 1980 askeri darbesi sonrasında Meclis’i ve hükümeti 5 generalin belirlediğinden yakınırdık; bugün Meclis’i de, hükümeti de, hatta gücü yeterse cumhurbaşkanını bile bir tek kişi, iktidara gelmiş partinin başkanı belirliyor. İşte bu demokrasi… Yıllar önce bir görüşmemizde ünlü siyasetçi Kemal Satır şunları söylemişti: “Siyasal partilerin kurtuluşu, başlarındaki kişilerin lider değil de başkan konumuna getirilmesine bağlıdır.” Gelelim dokunulmazlığa… Aslında, siyasal görüşlerini rahatça açıklayabilmeleri için getirilmiş olan milletvekili dokunulmazlığı bugün çok anlamsızdır; ancak milletvekillerini, neredeyse bütün suçlardan koruyacak bir zırha dönüştürülmüştür: Zimmet, sahtecilik, hakaret, yasalara muhalefet vb… AKP iktidarı seçimler öncesinde, dokunulmazlıkların kaldırılacağı yolunda verdiği sözleri unutmuş görünüyor; geçen dört yılda bu çarpıklığı düzeltme konusunda hiçbir girişimi olmadı. Gazetelerin yazdığına göre 218 milletvekili hakkında dokunulmazlık dosyası bulunuyor. Birçok bakan ve milletvekilinin umulandan daha çok sayıda suç dosyasının bulunması, AKP’nin bu konuda adım atmasını ve verdiği sözü tutmasını engellemiş olmalı. Sonuç: Türkiye’de bunlar düzeltilmeden demokrasi olamaz. Bir an önce, Seçim Yasası’nın ve Siyasal Partiler Yasası’nın demokrasi şablonuna uygun hale getirilmesi, partilerin gelir-gider hesaplarının saydamlaştırılması ve milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması gerekiyor. Bütün bu konular demokrasi standartlarına getirilmedikçe bu ülkede demokrasi vardır denilemez. Bir de sormak gerekiyor: Avrupa Birliği’nin bu kamburların düzeltilmesini istediğini duydunuz mu hiç? Türkiye’deki demokrasi ve insan haklarını sözümona Batı standartları düzenine getirmek üzere her türlü baskıyı uygulayan, hatta bu amaçla Ceza Yasası’nın bir maddesiyle bile uğraşan AB, yukarıda sıraladığım demokrasinin vazgeçilmezleri konusunu niçin aklına getirip hükümete anımsatmıyor dersiniz? |

