Çok Yazık.. Kaynak : 03.07.1997 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Futbol Federasyonu genel kurulu gelip çattı. Şenes Erzik’in istifa etmesiyle boşalan yönetim için yeniden seçim yapılacak. Ortada iki aday var : Celal Doğan ve Mehmet Ali Yılmaz. Biri Gaziantep Belediyesi’nin ve Gaziantepspor’un başkanı, öteki ise Trabzonspor’un. Herhalde, kazanan adayın öncelikle eski görevlerinden ayrılması gerekecek çünkü federasyon başkanlığı zaman ve kapsam bakımından kulüp başkanlığıyla da politikayla da bağdaşmaz.

Doğal olarak, spora yaraşır, dengeli ve ağırbaşlı bir ortamda geçmesi gereken genel kurul öncesinde ortalık toz duman.. Federasyon seçimi futbolun sınırlarını aşarak medya çatışmasına dönüştü. Bir yanda CINE 5 ve onu destekleyen medya grubu, öte yanda BİMAŞ’ı oluşturan TV’ler ve onların kardeş gazeteleri.. Her iki grup da adeta adayını belirledi; kendi adayını överken karşı aday için çirkin bir karalama kampanyası başlattı. Sorun temelde, CINE 5’in Federasyonla olan TV naklen yayın sözleşmesine karşı BİMAŞ’ın başlattığı didişmeden kaynaklandığı için karalamalar bununla da kalmayarak gazete ve TV patronlarının kişiliklerine kadar uzanıyor.

Cepheleşmiş medyanın güdümünde kampanyalar o hale getirildi ki, sanki yarışanlardan biri CINE 5’in, öteki BİMAŞ’ın adayı. Oysa, Doğan’ın da Yılmaz’ın da buna gereksinme duymayacak, hatta bundan rahatsızlık duyacak kişilik yapısına sahip olduklarını biliyoruz.

Ne yazık ki spor, özellikle de futbol ülkemizde medyanın ticari rekabet savaşının araçlarından biri olarak kullanılır hale geldi. Bu kapsamda sporun kurumları ticari çıkarlara kurban ediliyor. İşte Futbol Federasyonu da bunlardan biri.

Birkaç yıl önce Galatasaray, Interstar’la olan naklen yayın

anlaşmasını feshettiğinde Interstar’ın spor haberleri her akşam “başarısız Galatasaray yönetimi” yakıştırmasıyla başlar, öyle de biterdi. Seyircilerin gözlerinin içine baka baka sürdürülen bu haksız kampanyaya karşılık, mahkeme anlaşmanın iptalinde Galatasaray’ın haklılığına karar verirken, Galatasaray da, tarihinin en başarılı dönemlerinden birini yaşıyor, çeşitli spor dallarındaki başarılarının yanısıra futbolda dört kupayı birden kazanıyordu. Şenes Erzik için de bir süre önce BİMAŞ kanallarında başlatılan benzer bir kampanya Erzik’in görevi, süresinden önce bırakmasıyla sonuçlandı. Bu kampanyalarda haberciliğin en basit kuralı, “haberde yorum olmaz” ilkesi dahi çoğu kez gözardı edilirken kimi köşe yazarları da sahibinin sesi korosuna katılmaktan geri kalmıyorlar.

Şimdi iki adaydan hangisi seçilirse seçilsin kendisini medyadaki çıkar çatışmasının iki ateşi arasında bulacak ve Erzik’in ayrılmasıyla kargaşanın bitmediği, asıl şimdi başladığı daha iyi anlaşılacak. Çünkü tartışılan, futbolumuzun geleceği için çözümler değil, TV naklen yayınları pastasını kimin kapacağı..

Seçimler öncesinde, yalnızca Celal Doğan ve Mehmet Ali Yılmaz değil baskı altında olan.. Federasyon genel kuruluna katılacak bütün delegeler benzer baskılarla karşı karşıyalar. Bu da işin görünmeyen yüzü. Böylece özerk futbol federasyonunun ne kadar özerk olduğu denenmiş oluyor.

Bence, genel kurula, delegelere, seçime hiç gerek yok; medya kuruluşları kendi aralarında uzlaşıp Federasyon yönetimini atasalar daha kolay olmaz mı ?

Medya, giderek inandırıcılığını yitiriyor, medya için güven bunalımı giderek artıyor. Spora da medyaya da yazık oluyor.