Deprem… Kim Suçlu? Kaynak : 19.09.1999 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Tek suçlu Çınarcık’ta yaptığı binlerce konutun büyük bir bölümü çöken yapsatçı mı? “Hırsız müteahhit”, malzemeden çaldılar” gibi kolaycı sloganlarla kısırdöngüden kurtulup bir yere varamayız. Türkiye’de yalnızca malzemeden mi çalınıyor ki? Malzemeden çok daha önemli olan, bilgidir. Bilgi eksikse en iyi malzemeyle bile en kötü yapıyı yapabilirsiniz. Türkiye’de öncelikle “bilgi”den, “şehircilik“ten, “mimarlık“tan, “mühendislik“ten çalınıyor. Çok büyük bir doğal felaket yaşadığımız doğru.. Ne var ki anılan hizmetler tam anlamıyla verilmiş olsaydı doğal felaket faciaya dönüşmezdi. Şunu herkes bilmeli ki inşaat, malzemeden çok bilgiyle yapılır. Gelelim suçlulara.. Hemen belirteyim ki amacım suçlu aramaya çıkmak değil; bu yoldan olayları daha bilinçli olarak kavramaya yardımcı olmak. İsterseniz sonuçtan sorumlu olanlar diyelim. İşte sorumlular:

* Toprağın en büyük rant öğesi haline dönüşmesine, arsa spekülasyonuna kayıtsız kalan, çarpık ve kaçak yapılaşmaya göz yuman, hattâ çıkar (oy, para, vb.) karşılığı yağmayı destekleyen politikacılar, yerel yöneticiler,
* Kalkınma Planı’na paralel olarak iş ve işgücünün ülke çapında dengeli, sağlıklı dağılımı için yerleşme planlaması yaptırmayan yetkililer,
* 1980 darbesi sonrasında İmar ve İskân Bakanlığı, TÜBİTAK Yapı Araştırma Enstitüsü gibi kurumları kapatarak yerleşme ve araştırma konularını açıkta bırakanlar,
* Bölge Planlama ve Nâzım Plan Bürolarını önce politik baskılarla etkisizleştirip sonra lağvederek “planlama” yerine “kargaşa”yı egemen kılanlar, böylece en riskli deprem bölgelerinde ve çürük zeminli alanlarda stratejik sanayi tesisleri kurulmasına, yoğun ve yüksek yapılaşmaya neden olanlar,
* Bilimsel verilere dayanmayan, keyfi imar planları yapan belediyeler,
* İmar ve Gecekondu Affı yasaları çıkarmış bütün hükümetler, bunları desteklemiş bütün politikacılar,
* Yapıların sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilmesi için gerekli onay, denetim ve kabul sistemini kurmayan ilgili kamu kurumları,
* Ruhsat projelerini ilgili meslek odalarının denetiminden kaçıran yerel yönetimler. Yetersiz projelere inşaat ruhsatı, çürük yapılara iskân ve kullanma izni veren, proje dışı uygulamalara göz yuman, çoğu kez kendi teknik kadroları da yetersiz belediyeler,
* Ciddi müteahhitleri de töhmet altında bırakan, müteahhitlik mesleğinin yüzkarası, bilinçsiz, bilgisiz, vicdansız ve/veya hırsız yapsatçılar ve sözde müteahhitler,
* Devlet ihale sistemini düzenleyip geliştirmeyen hükümetler; rüşvet ve mafya yöntemlerine dayalı ihale kargaşasının sürüp gitmesine -bundan yararlandıkları için- göz yumanlar,
* İnşaat sektörünün kendi kendini yapım aşamasında denetlemesini sağlayacak Yapı Denetleme Sigortası sistemini yıllardan beri savsaklayan, uygulamaya sokmayan hükümetler,

* Meslek odalarının söylediklerine yıllardan beri kulaklarını tıkayan kamu yöneticileri,
* Mimara, mühendise inanacağı yerde kendisine ve parasının gücüne güvenen, daha büyük, daha yüksek inşa etmeye doymayan, bilgi için cimri, kendisine düşman malsahipleri,
* Bilgi ve deneyim dağarcığını aşan projelerin sorumluluğunu para uğruna, bilinçsiz bir imzayla üstlenen, mesleğine ve kendisine saygısı kalmamış mimarlar, mühendisler,
* Mimarlık ve mühendislik diploması veren, çarpık eğitim düzeninin parçası, yetersiz kadro ve olanaklarıyla birçok mühendislik ve mimarlık okulu,
* Yalnızca ucuzluğu ön planda tutup, araştırıp soruşturmaksızın gözü kapalı konut satın alanlar,
* Depremde hasar görmemesinde yaşamsal zorunluluk bulunan ve çoğu eski deprem yönetmeliklerine göre yapılmış hastane, okul, cezaevi, kışla vb. yapıların depreme dayanıklılık araştırmasını yaptırıp gerekli önlemleri almamış kamu kuruluşları,
* Tüpraş gibi, ekonomimizin can damarı niteliğindeki dev kuruluşları özelleştirme beklentisiyle ihmal edenler, buralara kayırmayla atama yapanlar; ehil olmadıkları görevleri kabul edenler,
* Depremin Türkiye için bir sürpriz olmadığı bilindiği halde, deprem sonrası için gerekli örgütlenmeyi planlamayan, acil eylem planı olmayan, Afetler Fonu’nu işletmeyen hükümetler,
* Adamsendeci, unutkan, bilime inanmayan, saygı göstermeyen, bilmeyen, araştırmayan, sorgulamayan, her defasında “yine hazırlıksız yakalandık” diyen; parayı üstün değer, köşedönmeciliği geçerli sayan toplumumuz, Deprem sonrasındaki sorumlular:
* Depremin büyüklüğünü önce Richter ölçeğine göre 6.7 olarak verip sonra 7.4’e çeken bilimadamları,
* Yaşanan olaylarda acı pazarlayan sorumsuz yayınlarıyla halkın sıkıntısını bunalıma dönüştüren medya; mesleğinden habersiz, eğitimsiz TV muhabirleri ve bilinçsiz medya mensupları,
* Yıllardan beri ülke yönetiminin en üst kademelerinde görev aldığı süre içinde yukarıda sıralanan sorunlara eğilmeyip “Depremden davacı olalım” diyebilecek anlayıştaki mühendis devlet büyüğü..

Bu liste uzatılabilir.. Ama görülen o ki, başta ülkeyi yönetenler olmak üzere değişik oranlarda hepimiz, açık açık söyleyelim, suçluyuz. Suçumuzun bedelini maddi ve manevi olarak çok pahalı ödedik. Şimdi aldığımız dersle aklımızı başımıza toplayıp geleceği planlamak, geleceği kurtarmak zamanıdır.