Doğan Kuban’ın Ardından Kaynak : 30.09.2021 - Herkese Bilim Teknoloji | Sayı:288 | Yazdır

Fakültedeki öğrenciliğimin son yılında benim için ilginç bir gelişme oldu. O zaman asistan olan Bülent Özer, Doğan Kuban’la birlikte Mimarlık ve Sanat dergisinin yayınını başlatmıştı. Bülent Özer’den gelen öneri üzerine ben de kendimi yayın grubunun içinde buldum. Kuban’la, yaşam boyu sürecek yakınlaşmamız o ortamda başladı.

Mezuniyetten sonra ben de asistan olarak İTÜ’de kaldım. Yazık ki Mimarlık ve Sanat dergisini ancak 10 sayı olarak çıkarabildik; ekonomik koşullar daha fazlasına olanak vermemişti.

Soldan sağa Doğan Tekeli, Doğan Hasol ve Doğan Kuban

Mimar Doğan’lar deyişine gelince, DGSA öğretim üyesi Muammer Onat’tan kaynaklanıyor: Bir gün Onat’la Akademi’de karşılaştık. “Biliyor musun ne oldu geçen gün?” diye sordu ve anlattı. “Akademi’de konferans var dediler, kimin konferansı olduğunu bile sormadım. Nasıl olsa üç Doğan’dan biridir diye düşündüm: Kuban, Tekeli ya da sen.

Böylece “Üç Doğan”ın isim babası Muammer Onat oldu. O deyiş, basındaki birçok röportajda yer aldı. İSMD’nin ödülleri kapsamında da espri konusu oldu. Ödül ilkin Doğan Kuban’a verildi; iki yıl sonra bana; bir sonraki dönemde de Doğan Tekeli’ye. Üyeler’in yorumu “Doğan’lar bitti; şimdi ne yapacağız?” şeklinde oldu. Son olarak da “Mimar Doğan’lar: Üç Doğan” kitabı yayımlandı.

Doğan Kuban, Mimarlık Tarihine bilim adamı kimliğiyle yaklaşmış, Anadolu Türk mimarlığını ve tarihsel çevre konularını dersleri, konferansları, yazıları ve kitaplarıyla yurt içinde ve dışında geniş topluluklara aktarabilmiştir.

Özetle, Kuban, örnek bir bilge insan olarak yaşamını sürdürdü ve birikimini topluma cömertçe aktardı.

Doğan Kuban’ı sevgi ve saygıyla anıyorum.