Dört yetmez; beş, altı, yedi olsun !.. Kaynak : 17.07.1997 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Şenes Erzik Federasyonu giderayak, Futbol Talimatnamesinde değişiklik yaparak 1. lig takımlarının dört yabancı futbolcuyu bir arada oynatabilecekleri kararını aldı. Oynatılabilecek yabancı futbolcu sayısının üçten dörde çıkarılması için bir süreden beri büyük kulüplerin Federasyon üzerinde baskıları sürüyordu. Buna karşılık öteki kulüplerin bu isteğe karşı çıktıkları biliniyor.

İsteğin asıl gerekçesi, “Avrupa kupalarında daha başarılı sonuçlar almak” şeklinde ortaya konuyor. Bu arada, beklentiye göre, yabancı futbolcuların hem yetenek, beceri ve deneyimlerinden yararlanılacak, hem de yerli futbolcular onlardan birşeyler öğrenecekler. Bu noktada hemen sormak gerekiyor : daha da başarılı olmak için neden dört de, beş, altı, yedi değil ? Alınan yabancı futbolcuların seçimi her zaman isabetli oluyor mu ? Kendilerinden beklenen yararlar her zaman sağlanabiliyor mu ?

Yabancı sporcu konusunun üzerinde durulması gereken çeşitli açımları olduğu kuşkusuz. Dört yabancıya izin verildiğine göre artık bütün kulüpler dörder yabancı futbolcu almak zorundadırlar çünkü buna koşullanan taraftar, dört yabancıdan azına razı olmaz ve yönetimi bu doğrultuda baskı altına alır. Kulübün maddi olanaksızlıkları taraftarı ilgilendirmez; para sorunu taraftarın değil, yönetimin sorunudur. Bu nedenle de, işin doğrusu Türkiye’de bulunmayanı dışarıdan getirmek olduğu halde, ama olanaklar ve koşullar elvermeyince çoğu kez ne bulunursa o alınır.

Transferde en büyük engel ekonomiktir, kulüplerin içinde bulundukları mali darboğazdır. Bakmayın büyük kulüplerin dördüncü yabancı konusundaki gösterişli ısrarlarına.. Bırakın büyük ödemeleri, personel aylıkları bile hangi yollardan sağlanıp ayın kaçında ödenebiliyor ? Kulüpler hala kurumlaşarak sağlam ve sürekli gelir kaynaklarına sahip olamadıkları için birçoğunda ödemelerin önemli bir bölümü ya yönetici kesesinden ya da

borçlanılarak yapılır. (Galatasaray’ın 1992 sonrasındaki üç buçuk yıllık bir döneminin bunun istisnası olduğunu söyleyebilirim.)
Ekonomik olanakları çok daha sınırlı olan kulüplerin durumu daha da zordur. Bu kulüplerin alacakları yabancı futbolcuların düzeyi de farklı olacağı için, birinci ligde zaten var olan dengesizlik küçüklerin aleyhine daha da bozulacak, küçük – büyük kulüp farkı daha da açılacaktır.

Yabancı yıldız futbolcuların Türkiye’ye gelme koşulları ağırdır. Bu nedenle genelde pahalı alınır, ucuza satılırlar.. Kişisel sorunları çoktur. Ev, aile, çocuğun okulu, ortama uyum, dil… Bunlar hep aşılması gereken, ancak hiç de kolay olmayan sorunlardır.

Yabancı futbolcunun daha iyi olduğuna inandırılmış taraftarın baskısıyla ve bazen de kendi istek ya da onayıyla alındığı için antrenör, yabancı oyuncuları formda olsalar da olmasalar da oynatmak zorundadır; kenarda bekletirse büyük eleştiri alır. Böylece, getirilen yeni düzenlemeyle takımlarımızın her maçta 11’de 4’ü yani yüzde 36’sı yabancı olacaktır.

Bu durum açıkça futbolcularımızın aleyhinedir. Yabancı, yerlinin yerini aldığında içerideki gelişme durur, kaynak kurur. Geçenlerde, bu konunun tartışıldığı bir televizyon programında aklıevvel bir konuşmacı soruyordu : “Muz ithali serbest bırakıldı da ne oldu ? Güzelim muzları ucuza yiyoruz artık..” Öteki konuşmacıların gereken yanıtı vermelerini bekledim.. Olmadı.. Hiç kimse “Daha ne olsun ? Türkiye’de muzculuk battı” diyemedi. Kulüplerin uzun soluklu çabalarla düzgün tesisler üretip altyapıya yönelecekleri yerde, gösterişli, kolay çözümlere bel bağlamaları tam bir çıkmazdır. Şu anda iyi kaleci bulmakta zorlanıyorsak bunun kökenini de bir dönemde kaleleri yabancılara terk etmiş olmamızda aramak gerekir.

Evet muzculuk da, tarım da, hayvancılık da bu anlayışla, kaleleri yabancılara terk etmemiz yüzünden battı.