| Tehlikeli Sözler |
Kaynak :
24.07.1997 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Kısa bir süre önceydi. Televizyon kanalları arasırıda dolaşırken Kanal D’nin ‘Televole”si çıktı karşıma. Bundan böyle Galatasaraylı olduğunu söyleyen Seda Sayan ile, kim olduğunu, ne yaptığını bilemediğim, ancak son zamanlardaki harika (I) çocuklardan biri olduğunu tahmin ettiğim Küçük Onur tartışmaktaydılar. Seda Sayan Galatasaray’ı överken, Küçük Onur Galatasaray’ın lutbolda hakemlerin yardımıyla şampiyon olduğunu ileri sürüyordu. Hattı daha ileri giderek ‘verirsin parayı, şampiyon olursun” gibisinden, tarafları küçültücü sözler söylüyordu. Seda Sayan bu sözlere karşılık birşeyler söylemeye çalışıyorsa da sonunda, onaylarcasına “çocuktan al haberi” diyerek sözlerini noktalıyordu. Program yapımcıları daha önceden hazırlanmış bir programda bu sözleri yayınlamak sorumsuzluğunu gösterebiliyorlar. Programa tepkiler geldi mi, bilmiyorum. Gelmediyse durum umarsız demektir. Program yapımcıları kendilerini televizyonlararası rekabete öylesine kaptırrruşlar ki, böylesine tehlikeli, duyarlı konuları bile bir süzgeçten geçirmek zahmetine katlanmıyorlar. Aynı saatte iki ayrı kanalda iki ayrı Televole programı aynı ad altında, bezdirici ve düzeysiz bır şekilde sürüp gidiyor. Adet, dolmuş minibüsleri arasında olduğu gibi körükörüne, baş döndürücü anlamsız bir yarış… İşte, bazan da böyle kazalar oluyor. Bir antrenör .. Otto Bariç .. Galatasaray’ın Fenerbahçe’yi yenerek Türkiye Spor Yazarları Derneği Kupasını kazandığı maçtan sonra Bariç, “Galatasaray’ın geçen sezon yirmi penaltı kazandığını duymuştum; |
anlaşılan, bu yıl da aynı şey oluyor’ diyerek Galatasaray’ın galibiyetinl ya da Fenerbahçe’nin yenilgisini hakemlerin hatalı, hatta üstü yarı örtülü bir şekilde, “kasıtlı” kararlarına bağlamaya çabalıyor. Bariç’in sözleri de Küçük Onur’un sözleri kadar çocukça, ama ondan daha tehlikeli.. Bir antrenörün ağzına ise hiç yakışmıyor.
Gelelim bir basın sözcüsünün, Galatasaray’ın Basın Sözcüsü Ateş Ünal Erzen’in söylediklerine .. Ünal Erzen, Aslan Galatasaray dergisinin Haziran-Temmuz sayısında yer alan bir röportajda kendisine yöneltilen “Yönetimdeki birlik daha önceki dönemde niye sağlanamamıştı?” sorusunu şöyle yanıtlıyor: “Görüş ayrılıklarımız uzlaşmaz bir noktaya geldi. Bu yüzden iyi bir ekip olamadık. Bunda şu suçludur, bu suçludur demenin bır anlamı yok. Ama biz o zaman işin yürümeyeceğini görüp istila etmek istedik. Bu gibi konuları danışmamız gereken kişiler vardı, onlara gittik. Onlar da “Hayır, hiçbir nedenle istila etmeyeceksiniz. Çünkü bunun Galatasaray’a vereceği zarar daha büyük olur” dediler. Biz de yönetimin Içinde kaldık. Ama çalışamadık. Bize görev verilmedI. Engellendik.” Söylenenler doğru olmadığı gibi, güdümlülük özürlü, tutarsız ve kendi ıçınde çelişkilerle dolu. Ünal Erzen’in sözünü ettiği konuyu, o dönemin İkinci Başkanı olarak anımsamak bile istemediğim için tartışmak da istemiyorum. Galatasaray yönetimi için talihsiz bir dönemdir. Ancak, söylenenlerden Galatasarayadına üzüntü duyduğumu belirtmek isterim. Bu sözler Galatasaray Spor Kulübü sözcüsünün ağzına hiç yakışmıyor. |

