Fenerasyonun Sonu Kaynak : 03.05.2000 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Geçen yıl Temmuz ve Ağustos aylarında çıkan yazılarımdan beşi atletizmde olup bitenler üzerineydi. Anımsanacağı gibi Atletizm Federasyonu kolay yoldan başarı için yabancı atlet transferini destekliyordu. Kimi kulüpler yasanın verdiği olanaktan yararlanarak yabancı bayan atletleri sözümona evliliklerle Türkleştiriyorlardı. Federasyon da bu atletlerden milli takımda ve rekorlarda yararlanıyordu.

Kolay başarı kaynağı, Türk atletlerin ihmal edilmelerine, geri plana itilmelerine, küstürülmelerine neden olmuştu. Atletizm Federasyonu yönetimine ilişkin başka söylentiler de vardı. Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü olup bitenler karşısında Başkan Fikret Çetinkaya hakkında soruşturma açtı ve sonuçta kendisini Ceza Kurulu’na sevk etti. Çetinkaya hakkındaki suçlamalar çeşitliydi :

· Doping kontrolüne karşı çıkmak, dopingden kaçanlara soruşturma açtırmamak,
· Lig yarışındaki talimatname değişikliğiyle Fenerbahçe’ye avantaj sağlamak,
· Göstermelik evliliklere göz yummak. Yabancı atletlere sahte isim vermek,
· Tarafsızlık isteyen teknik toplantıda Fenerbahçeli atleti başkan olarak atamak,
· Atlet Serap Aktaş’ın Olimpiyat bursunu kestirme girişiminde bulunmak,
· Olimpiyat barajını aşağı çekerek Sidney vizesi almayı zorlaştırmak.

Çetinkaya, cezalandırılacağını anlayınca istifa etti, ama bu istifa gelişmeleri önleyemedi. Ceza Kurulu, Fikret Çetinkaya’ya iki yıl üç ay ceza verilmesini kararlaştırdı. Bu cezası nedeniyle Çetinkaya bir daha başkan olamayacak.

”Kurul, 24 Nisan 1999’da İzmir’deki yarışmalarda doping kontrolüne karşı çıktığı, testten kaçan sporcuları Ceza Kurulu’na sevketmediği için Çetinkaya’ya bir yıl spor faaliyetlerinden men cezası verdi. Yine 1999’da Türkiye Ligi ikinci etap yarışmalarında atletizm federasyon talimatının bir kulübe avantaj yaratmak amacıyla değiştirilmesini sağladığı; bir kulübün faal sporcusu olan Emin May’ı tarafsızlık isteyen teknik toplantı başkanlığına atadığı; gerçek Türk uyruklu bayan sporculara, göstermelik evliliklerle Türk yapılan yabancı sporcular kadar ilgi göstermediği; olimpiyat barajını ağırlaştırdığı için de Ceza Kurulu, Çetinkaya’ya üç ay ceza verdi. Ayrıca, Çetinkaya’ya, kısa yoldan başarı kazanmak için yabancı bayan sporcuları para karşılığı göstermelik evliliklerle Türk uyruğuna geçirdiği, bu sporcuların 1999’da İstanbul’daki Balkan Şampiyonası’nda Türkiye’ye karşı yarışmaları nedeniyle de bir yıl ceza verildi.” (1)

Karar böyle.. Aslında, gecikmiş bir karar, ama bizde bürokrasi yavaş işliyor. Geçen sürede, olan, Türk atletizmine oldu. Yerli sporcuları bir kenara itip küstürdük, onlara kötü örnek olduk; buna karşılık, yabancılar da geçici bazı başarılardan sonra işe yaramaz hale geldiler. Taşıma suyla değirmen dönmeyince, geçtiğimiz Mart ayında Portekiz’de düzenlenen Dünya Kros Şampiyonası’nda kısa mesafede koşan Etiyopya asıllı atletlerimiz (!) Almitu Çolakoğlu 58., Nuray Sürekli 77., Elvan Can 90., Sibel Özyurt da 106. olabildiler.

Fikret Çetinkaya federasyonu ayrıca, Türk atletizminden çok, bir kulübün hizmetinde olmakla suçlandığı için iğneli bir şekilde “Fenerasyon” diye de anılıyordu. Gördüğünüz gibi, “Fenerasyon”un sonu iyi olmadı.

(1) Çetinkaya’ya tarihi ceza, Milliyet, 28.4.2000.