| Yapı Denetimi Kararnamesi |
Kaynak :
01.05.2000 -
Yapı Dergisi - 222
|
Yazdır
|
|
10 Nisan 2000 günlü Resmî Gazete’de “Yapı Denetimi Hakkında” bir “Kanun Hükmünde Kararname” (KHK) yayımlandı. Kararnamenin amacı: “yapıda can ve mal güvenliğini sağlamak, kaynak israfına neden olan plansız, kontrolsuz ve kalitesiz yapılaşmayı önlemek, çağdaş norm ve standartlarda (1) yapı üretmek ve bunun için yapı denetimini sağlamak, yapı hasarı nedeniyle zarara uğrayan kişilerin haklarını korumak ve doğabilecek zararların tazminini sağlamak”. KHK, pilot olarak seçilmiş 27 ilde (2) ve onlara bağlı ilçelerde inşa edilecek özel yapıları kapsamına alıyor, buna karşılık, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ya da özel yasalara tabi kamu kurum ve kuruluşlarının yapacakları veya yaptıracakları yapıları kapsam dışı tutuyor. İnşaat alanı 180 m2 yi geçmeyen tek katlı, bağımsız yapılar da kapsam dışı. KHK’de denetimin,”Yapı Denetim Kuruluşları” eliyle yapılacağı ilke olarak benimsenmiş. Herşey bu ilkeye dayanıyor. Yapı denetim kuruluşları, yapım faaliyetlerini, bu işlerde kullanılan malzemelerin standartlara uygunluğunu denetlemek ve jeoteknik raporlar ile uygulama projelerini kontrol etmekle yükümlü olacaklar ve idareye karşı, öngörülen teknik sorumlulukları üstlenecekler. Yapı denetim kuruluşlarının bünyesinde uzman mühendisler ve mimarlar (3) bulunacak ve kuruluşun ödenmiş sermayesinin en az yüzde 51’i uzman mühendis ve mimarlara ait olacak. Yapı denetim kuruluşlarının denetimi için illerde ve ilçelerde resmî Yapı Denetim Komisyonları, Bayındırlık Bakanlığı bünyesinde de Yapı Denetim Üst Komisyonu kuruluyor. Yapı denetim kuruluşlarının hizmet bedeli, yapının inşaat alanı dikkate alınarak yaklaşık yapım maliyetinin yüzde 4’ü ile yüzde 8’i arasında olacak ve il özel idareleri ile belediyeler adına bankada açılacak yapı denetim hesabında toplanacak. İnşaat sahiplerinin bu hesaba yatıracakları paralar, kurulacak bir düzen içinde yapı denetim kuruluşlarına ödenecek. Yapı denetim kuruluşlarının görevi yalnızca inşaatı denetlemek değil; proje denetimi de onların işi.. Proje Müellifleri, yapım ruhsatına esas uygulama projelerini, jeoteknik raporlar dahil her türlü etüde dayalı çalışmaları, yasa, imar planı, yönetmelik, şartname ve standartlara uygun olarak yapmak, bir yapı denetim kuruluşuna uygunluğunu kontrol ettirmek, yapı denetim kuruluşunun varsa saptadığı hata ve eksikleri gidermek ve ilgili idareye onaylatmakla yükümlü olacaklar. Yapının, projelerine uygun olarak kısmen ya da tümüyle bitirildiğine ilişkin rapor yapı denetim kuruluşunca düzenlenip ilgili idareye verilmeden yapı sahibine kullanma izni verilmeyecek. Yapı denetim kuruluşunun ortakları ve mensupları ile bunların birinci dereceden yakınları, kuruluşun denetim hizmeti verdiği işlerde, müteahhitlik, proje müellifliği ve şantiye şefliği yapamayacaklardır (yani başka işlerde yapabilecekler). Ayrıca yapı denetim kuruluşunun uzman mühendis ve mimarları hiçbir şekilde müteahhitlik ve şantiye şefliği yapamayacaklar ve aynı anda başka bir denetim kuruluşunda görev alamayacaklar (yani proje yapabilecekler). Yapı denetim kuruluşları ile bunların uzman mühendis ve mimarları denetimleri altında inşa edilen yapıların fen ve sanat kurallarına aykırı yapılması nedeni ile ortaya çıkan her türlü yapı hasarlarından kusur aranmaksızın sorumlu olacaklar. Kuruluşun, uzmanlar dışındaki teknik elemanları ise kusurları oranında sorumlu tutulacaklar. Proje müellifi, şantiye şefi ve müteahhitten herhangi birinin kusurunun kanıtlanması durumunda yapı denetim kuruluşu zararın ilgilisine rücu edebilecek. Yapı denetim kuruluşu, yapı kullanma izninin alındığı tarihten itibaren, yapının taşıyıcı sisteminde meydana gelebilecek yapı hasarından dolayı 10 yıl süreyle, taşıyıcı olmayan diğer kısımlardaki yapı hasarlarından dolayı iki yıl süreyle sorumlu olacak, bu süreler içinde yapıda meydana gelebilecek hasarları gidermek ya da bu hasarları yapı sahibi giderdiği takdirde, hasarın meydana geldiği yıl fiyatlarıyla yapı sahibine derhal ödemek zorunda olacak. KHK, bir de sigorta sistemi öngörmekte.. Yapı denetim kuruluşları, denetimini üstlenecekleri her yapı için ayrı ayrı, yapının sisteminde meydana gelebilecek yapı hasarlarından kaynaklanan zararın karşılanması nı sağlamak üzere zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptıracaklar. Kararnamenin bir de geçici maddeleri var. Geçici 3. maddeye göre, bu KHK’nin yürürlüğe girdiği tarihle yürürlük tarihi arasındaki sürede yapım ruhsatı için yapılacak başvurular üç ay için bekletilecek. Yani üç ay süreyle bu 27 ilde yapım ruhsatı verilmeyecek. Niçin? Çünkü çıkarılan KHK, işlerlik kazanabilmesi için birçok yönetmeliğin çıkarılmasını ve yeni bir düzenin kurulup işletilebilecek duruma gelmesini öngörüyor. Çıkarılması öngörülen yönetmelikler, tarife ve talimatlar şunlar: Bütün bu yönetmelik, tarife ve talimatların kararnamenin yayımlanmasını izleyen bir ay içinde hazırlanması öngörülmüş. İşte, yapı kesimi ve teknik kişiler için son derecede önemli olan KHK’nın bir özeti. |
Kararnameye karşı inşaat sektöründeki ilk tepki, üç ay süreyle yapım ruhsatlarının durdurulması üzerinde odaklaştı. Bu durdurma, “milli eğitimin işlerini kolaylaştırmak için okulların kapatılmasını” andırıyordu. Eleştiriler, kuşkusuz haklıydı. Yıllardan beri akıllar neredeydi? Fenni mesullerin, teknik uygulama sorumlularının yıllar boyunca yapı yaptıranların esiri haline getirilmelerine göz yumulmuştu.Şimdi bakanlık üç aylık sürede yapılacaklara bile tahammül edemiyordu. Bakanlığın durdurma gerekçesi, yeni kararnameden kaçınmak için üç aylık sürede, uydurma projelerle oluşabilecek ruhsat furyasını önlemekti. Bu işlemde ruhsat veren belediyeler de taraftı ve ruhsat harçları ve resmi ya da gayri resmi ruhsat gelirleri belediyeler için önemliydi. Bu nedenle, durdurmalar belediyelerin hiç işine gelmiyordu.
İnşaat sektörüne gelince.. Sektör 1998 ortalarından beri çok ciddi bir ekonomik bunalımın içinde. Yapım etkinliklerinin önce dış dünyadaki, uzakdoğu ve BDT ülkelerindeki bunalım, sonra da yurttaki depremler nedeniyle duraksaması sektörde bir daralmaya neden oldu ve inşaat sektörü 1999’u bir önceki yıla göre yüzde 12.7’lik bir küçülmeyle kapadı. Şimdi inşaat mevsimi başında, ruhsatların üç aylık bir süreyle durdurulmasının sektörün belki de çok daha uzun süreli duraksamasına neden olacağı gözden uzak tutulmamalıdır. Ayrıca, Kararnamenin Bakanlar Kurulu’nca 3 Şubat’ta kararlaştırıldıktan 67 gün sonra yayınlanarak yürürlüğe konmasının açıklanması ve anlaşılması da güç görünmekte. Gelelim kararnamenin irdelenmesine.. Kararname her şeyden önce, kurulması güç, işletilmesi güç, çapraşık bir sistem getiriyor. Nasıl kurulacak? Nasıl işletilecek?. Yaşayarak göreceğiz. Genellikle ülkedeki önemli olayların ardından getirilmesine alıştığımız yasalar, kurallar (örneğin: Dernekler Yasası, YÖK Yasası vb.) türünden bir kararname.. Deprem oldu, yapılar yıkıldı; Bakanlık uyandı. Başıboş TUS düzeninden kurtulabilmek için ivedi bir kararname hazırlanıp ilan ediliverdi. Yazık ki bu da, önemli açıkları, ifade hataları, kopuk mantık zincirleriyle bir tepki kararnamesi olmaktan öteye geçemiyor. Bakanlık, kararnamedeki boşlukların yönetmeliklerle doldurulabileceğini düşünüyor olmalı, ama kararnamenin kendisi esasta büyük sakıncalar içeriyor. Ülkede yapı sektörünün başına ne geldiyse ağırlıklı olarak kötü yasalar ve yönetmeliklerle geldi. İşte, gecekondu ve kaçak yapılara getirilen af yasaları, Devlet ihale yasaları. Bu yasaları hangi bakanlık hazırlamıştı dersiniz? Kentlerimizi birbirlerinin kopyası kılan yapılaşmaların kökeninde o basmakalıp imar yönetmelikleri yok mu? Bugün deprem tehdidi altında bulunan İstanbul’da korku kaynağı olan yapıların çok önemli bir bölümü, İstanbul’u 1998’e gelinceye dek, deprem tehlikesinin dışında imiş gibi görüp yönlendiren deprem yönetmeliklerine göre yapılmadı mı? O yönetmelikleri kim yapmış, yıllar boyunca kim uygulatmıştı? Yasa, kararname, tüzük, yönetmelik çıkarmakla sorunlar çözülmüyor. NOTLAR |

