| Galatasaray Genel Kurulu |
Kaynak :
06.03.2003 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Galatasaray’ın yıllık olağan genel kurulu geçen Cumartesi günü yapıldı. Toplantı çok durgundu, önceki yılların coşkusu görülmedi bu kez. Katılım oranı da çok düşüktü. Kaydı açık 6107 üyeye karşılık, katılan yalnızca 246 kişi, yani yüzde 4. 2002 yılında 349 yeni üye kaydedilmiş. Belirtildiğine göre onların da ancak birkaçı katılmış genel kurula… Niçin üye olmuşlar ?.. Anlayamadım. Söz yeni üyelere gelmişken üye kayıt sistemi üzerinde biraz duralım. Tüzüğe göre her yıl alınacak üye sayısı, kaydı açık üye sayısı toplamının yüzde 3’ünü aşamaz. 2001 yılı sonunda kaydı açık üye sayısı 5168 imiş. Buna göre 2002’de alınacak üye sayısının 150 dolayında olması gerekirdi. Öyle olmamış; tüzüğe uyulmamış nedense. Genel Kurul coşkusuzdu, cansızdı, suskundu… Başlangıçta üyeler söz almaya bile nazlandılar. Kulübü titizlikle izleyen üyelerden Hayrettin Kozak’ın geçmiş yılları da kapsayan değerlendirmesi tutarlıydı ve gelinen durumu açıkça ortaya koyuyordu. Galatasaray’ın bugünü, hatasıyla sevabıyla geçmişinden kaynaklandığına göre, geçmişi irdelemek yararlıydı. Kozak, Kulübü tanımlarken, ilgisizlikten yakınıyor, “8000 aktif üyesi var… Genç, dinamik, eğitim düzeyi yüksek bir dev… Ancak bu dev uyuyor” diyordu. Son 14 yılın gelir ve giderlerinin çözümlemesini yapmıştı Kozak. Büyük bölümü Faruk Süren’in başkanlığında geçen son 7 yılda toplam gelirler 338 milyon dolar, giderler 390 milyon dolar olmuştu. Arada 52 milyon dolarlık bir eksi fark vardı. Oysa bir önceki 7 yıllık Alp Yalman döneminde 83 milyon dolarlık gelire karşılık 63 milyon dolarlık gider gerçekleşmişti. Fark, artı 20 milyon dolardı. Geçen 14 yıllık sürede doların kendi değerindeki değişmeler bu hesapta dikkate alınmamıştı. Önemli olan, eksi ve artı bakiyelerdi. Kozak’ın hesapları |
ilgi çekiciydi.
Son 7 yıllık dönemde oluşan eksi farklar, borçlanma yoluyla ve kurulan şirketin hisse satışlarıyla kapatılmaya çalışıldı; yine de kapatılamadı. Yabancı bir firmaya satılan yüzde 21,5’lik hisselerle, Kulübün yaşamsal, sağlam gelirlerinin yüzde 21,5’i de sürekli olarak devredilmiş oldu. Yabancı ortağın, stratejik ortak konumuyla Kulübe bugüne değin bir artı değer kazandırdığını görmedik. Halka satılan yüzde 16,5’lik bölüm de yine Kulübün ileriye dönük sağlam gelirlerinin verilmesi karşılığında günü kurtarmak uğruna, bir miktar para sağlanmasının ötesine geçmedi. Bugünkü yönetim, hesapların saydam olarak, bütün çıplaklığıyla ortaya konduğunu belirtiyor, üyelerin gerçekleri ve malî yapıyı bilmesinin birlikte çözümler üretmeye yarayacağını sık sık vurguluyor. Denetçilerin sunduğu hesap özetlerine göre Kulübün 2002 sonundaki borçlarının toplamı 175 trilyon TL, alacaklarının toplamı 21 trilyon TL. Borç-alacak takası yapmak doğru bir yol olmasa da öyle bir hesap yapılmış; aradaki açık 154 trilyon TL (94 milyon dolar) olarak görünüyor. Neyse ki yeni hükümetin ünlü Vergi Barışı geldi (Vergi Affı demeye utanıyor olmalılar); yoksa bu rakam çok daha yukarıda olacaktı. Gelelim 2003 bütçesine… Bütçede öngörülen gelirler toplamı 54 trilyon TL, öngörülen giderler ise 84 trilyon TL. Aradaki 30 trilyon liralık fark yine borçlanma yoluyla kapatılmaya çalışılacak. İşte, Galatasaray Spor Kulübü’nün mali görünümü bu… Üyeler, genel kurula ilgilerini esirgeseler de belki Kulübün içinde bulunduğu durumu bilmek isterler diye düşünerek yukarıdaki açıklamaları aktardım. Doğal ki, yönetimin saydamlık anlayışına sığınarak… |

