Bir Derbinin Ardından Kaynak : 13.03.2003 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Galatasaray-Fenerbahçe derbisini bu kez Galatasaray kazandı. Maç öncesinde beklentiler, öngörüler çoğunlukla sarı-lacivertlilerden yanaydı. Galatasaray cephesi, Malatya karşılaşmasıyla Türkiye Kupası’ndan elenmiş olmanın moral bozukluğunu yaşıyordu. Sakat ve cezalı oyuncular çoktu. Ayrıca, bir önceki 6-0’lık Fenerbahçe maçı geriliminin ve lig şampiyonluğundaki iddiayı sürdürmenin de baskısı altındaydı. Fenerbahçe ise, Galatasaray’ı yenmeye odaklanmıştı. Zaten özellikle son zamanlarda, Galatasaray’ı yenmek Fenerlilere yetmeye başladı. Onlar için bu, şampiyonluklardan, kupalardan daha önemli hale geldi. “Ezeli rakip”i yenince bütün dertlerinden kurtulmuş gibi oluyorlar. 6-0’a da bu nedenle takılıp kalmışlardı.

Maçtan birkaç gün önce Fenerbahçe yöneticileri, daha hakemin adı belli olur olmaz hücuma geçtiler. Bu hakem maçı yönetebilecek güçte değilmiş… Maça hakim olamazmış, hattâ maçı bitiremezmiş… Ne yazık ki onlara kimi futbol yorumcuları da destek vermekten geri kalmadı. Acaba amaçları maç öncesinde hakemi baskı altına almak mıydı ? Eğer öyleyse bu çok sevimsiz ve tehlikeli bir taktik… Kulüp yöneticilerinin, sıradan yandaşın kahvehane sohbetlerindeki türden konuşma özgürlükleri bulunmadığının bilincinde olmaları gerekmez mi ? Hakem Selçuk Dereli gösterdiği iyi yönetimle, sorumsuzca konuşan yöneticilere de, çok bilmiş yorumculara da iyi bir ders verdi.

Fener takımı sahaya, “Büyük Fenerbahçe Taraftarı Sizlere Layık Olacağız” yazılı kocaman bir bez afişle çıktı. Amacın ne olduğunu tam olarak kavrayamadım, ama ortaya koyduğu oyuna ve sonuca bakarsak takım, taraftara layık olamadı. Buna karşılık, Galatasaray seyircisi de takımına layık olamadı.

Fenerli yandaşların alınmadığı maçta tribünlerden sahaya sürekli olarak atılan nesneler şimdi kulübün ceza görmesine, belki de stadın kapanmasına neden olabilecek. Bu ne biçim yandaşlık ? On ikinci oyuncu böylece sınıfta kaldı. Takımlar açısından özetlersek, Galatasaray iyi oynadı kazandı; Fenerbahçe kötü oynadı yenildi.

Maç sonrası Fenerbahçe cephesinde yorumlar ilginçti. Cezalı olduğu için takımını tribünden telsizle yönetmek zorunda kalan antrenör Oğuz Çetin’in maçtan sonra söyledikleri şöyle : “Galatasaray önünde korkak ve şahsiyetsiz (kişiliksiz) bir futbol ortaya koyduk”. Daha sonra Başkan Aziz Yıldırım’ın da bir demeci çıktı gazetelerde. Ortega işleminden bir lira bile zarar etmeyeceklerini belirten Yıldırım şunları ekliyordu : “Lisenin yerine iş merkezini bitirip stadın, Dereağzı’nın ve Samandıra’nın da tapusunu aldığımızda yapacak bir şey kalmıyor. Spordan değil, ama paradan anlarız”. Başkan şimdi, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nden 49 yıllığına kiralanan Şükrü Saraçoğlu Stadı’na yaptıkları tribünlere harcanan paraların kiradan düşülmesini istiyor. Yani tribünler ekonomik çıkmazda çırpınan Devlete satılacak. Gelişmeler, başkanın, “spordan değil, ama paradan anlarız” şeklindeki sözlerini doğruluyor.

NOT : Geçen haftaki yazımda yine dizgi yanlışları olmuş. Galatasaray genel kuruluna katılanların sayısı 246 yerine 24 olarak dizilmiş; kulübün 154 trilyon TL olan borç-alacak açığı da 154 milyon liraya dönüşmüş. Dizgi hatalarını bir türlü aşamıyoruz. Hatalar, yazının inandırıcılığını yok ediyor. Anlayışınıza ve hoşgörünüze sığınmaktan başka çarem yok.