Galatasaray Havlu Attı Kaynak : 07.05.2009 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Galatasaray futbolda, küme düşmek üzere olan Hacettepe’ye de yenildi; üstelik 2-0 gibi net bir sonuçla. Böylece kulüp için lig şampiyonluğu defteri hemen hemen kapanmış oldu; ligin bitmesine 4 hafta kala, lider Sivas’ın 8 puan gerisinde, 4. durumda. Şu anda Avrupa için puan hesapları yapıyor. Üyeler ve yandaşlar şaşkınlık ve hayal kırıklığı içinde…

Birkaç hafta önce Galatasaray’ın sıkıntıda olduğunu yazmış, olabilecek başarının ancak ligde başa güreşen rakiplerin sendelemelerine bağlı olduğunu belirtmiştim.

Galatasaray takımı, aslında iyi futbolculara sahip. Ne var ki onların iyi yönetildiğini, sağlıklarının, motivasyonlarının iyi korunduğunu söylemek olanağı yok. Sorun temelde, yönetim sorunu. İki sezonda 4 antrenör çok fazla. Geçen sezonun sonuna doğru Feldkamp gitti; takım, Cevat Güler’in öncülüğünde kenetlenerek kalan bütün maçları kazandı ve sezonu lig şampiyonu olarak tamamladı. Bu, aslında zor yakalanacak bir başarıydı; belki de şanslı bir rastlantıydı.

Bu sezon yine benzer bir durumla karşılaşıldı, ama sonuç aynı olmadı, işler ters gitti. Sezona antrenör Michael Skibbe ile başlayan Galatasaray, Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde, UEFA Kupası’nda, Türkiye Kupası’nda başarılı olamadı. Süper Lig’de de işler iyi gitmeyince sabırlar taştı; Skibbe ani bir kararla gönderildi. Yönetimin kısa sürede bulabildiği çözüm, eski kaptanı Bülent Korkmaz’ı takımın başına getirmek oldu. Ne var ki işler daha da kötü gitti. Şu anda Galatasaray futbolda son yılların en başarısız dönemini yaşıyor.

Bülent Korkmaz aşısı tutmadı. Bu durum kulübün olduğu kadar onun da talihsizliği. Yinelenmesi beklenen Cevat Güler mucizesi bu kez gerçekleşmedi. Ne yapalım ki mucizeler her zaman gerçekleşmiyor.

Bülent Korkmaz’ın durumu bana yıllar öncesinin Turgay Şeren denemesini anımsattı. Şeren bir zamanlar kulübün kaptanı ve ulusal takımın efsanevi kalecisiydi, ama Galatasaray’daki antrenörlük denemesi beklenen sonucu vermedi. Şimdi benzer bir durum Bülent Korkmaz’la yaşanıyor. En kötüsü de oluşan güven bunalımı.

“İki sezonda 4 antrenör” olacak şey değil. Yandaşlar ve seyirciler sabırsızdır; yönetimler onların da etkisiyle daha sabırsız oluyor. Ancak yöneticilerin görevi, yönetmek… Galatasaray sıradan bir takım değil: Kolay yakalanamayacak başarılara ulaştı. Artık, yükselen çıtaya uygun adımlar atılması, oyuncu seçimlerinin, görevlendirmelerin ona göre yapılması, başta antrenör olmak üzere takımın da üst düzeyde kurulması gerekiyor. Antrenör seçimi, futbolcu seçiminden bile önemli, çünkü antrenör bir orkestra şefi gibi tek ve yedeği de yok. Onun seçimindeki hata ya da sezon ortasında gösterilen sabırsızlık başarısızlığın ana nedeni olabiliyor. Tıpkı bu sezon yaşandığı gibi.

Futbolda iyi takım (yöneticiler, antrenör, oyuncular, yardımcılar) ve süreklilik şart. Başta Galatasaray olmak üzere bu yıl Süper Lig’de birçok kulüpte yaşanan benzer durumlar bütün kulüp yöneticilerine ders olmalı.