| Galatasaray Nereden Nereye? |
Kaynak :
18.01.2006 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Herkes soruyor : “Galatasaray’a ne oldu ?” Türkiye’nin dünyadaki en ünlü markası Galatasaray sıkıntıda… Parasal sıkıntılar artık iyice hissediliyor. Kulüp bu noktaya nasıl geldi ? Okuyucularımız nedenlerini belki herkesten daha iyi biliyorlar, çünkü 1997’den beri ısrarla sürdürülen yönetim biçiminin Kulübü nasıl çıkmaza sürüklediğini zaman zaman bu sütunda okuyorlar. Genelde, kulüplerin gelirleri giderlerini karşılamıyor. Aradaki fark çeşitli yollarla kapatılmaya çalışılıyor : yönetici ve üye destekleriyle, ticari etkinliklerle ya da borçlanma yoluyla. Borçlanma… Kişilere, kuruluşlara ya da bankalara… Galatasaray’ın 1996’dan sonraki ilk yönetimi, “risk almadan büyüme olmaz” savıyla bankalara borçlanma yolunu seçti. Sonraki yönetimler de çaresizlik içinde bu gidişi sürdürdüler. Böylece 1996 Mart’ında 1,7 milyon dolar olan borç 2006 başında, yani yaklaşık on yılda 80 kat artarak bugün 150 milyon dolara ulaştı. 1997’de ilk şirket kuruldu. Amaç, hisselerinin bir bölümünü satmaktı. Şirketin yüzde 21’lik hissesi, stratejik ortak olması umulan ve katkılarıyla gelirleri artıracağı düşünülen uluslararası AIG firmasına satıldı; ancak beklenen yarar gerçekleşmedi. Daha sonra hisselerin başka bir bölümü halka açıldı. Satıştan alınan tek defalık paralar buharlaşırken kulübün sağlam gelirlerinin yarısına yakını her yıl hisse sahiplerine aktarılır oldu. Beklentiler gerçekleşmeyince AIG’den kurtulmanın yolları aranmaya başlandı. İşlem, kulübe pahalıya patladı : Çekişmeler, davalar… Ödenen tazminat, yüksek vekalet ücretleri… Yine de AIG hisseleri kulübe geri dönmedi; üyelerden Ünal Aysal’a geçti. Şimdi Aysal kulübün (şirketinin) ortağı konumunda. Ayrıca, yapılan hatalı futbolcu transferleri olumsuz tabloyu daha da koyulaştırdı. Bütün bu işlemler sonucunda kulübün gelirleri bölüşülerek azaldığı için açık giderek büyüdü. Kulüp, borç-faiz sarmalına girdi. Şimdi, kulübün taşınmazlarına kurtarıcı olarak bakılıyor. Galatasaray öteki kulüplerle karşılaştırıldığında “taşınmaz zengini” sayılır. Galatasaray Adası, Florya arsası, Riva arazisi, Mecidiyeköy arsası, Hasnun |
Galip Binası… Bunların bedelleri yıllar önce son kuruşuna kadar Kulüpçe ödenmiştir.
Son yıllarda Ada ve Kalamış’taki sosyal tesislerin gelir kaynağı yaratacak şekilde yenilenmesi düşünüldü. Galatasaray Adası bu amaçla yap-işlet-devret yöntemiyle uzun süreli kiraya verildi; ancak tasarlanan proje gerçekleştirilemedi. Kalamış’taki tesisler (hangi akla hizmet için, bilinmez) yıkıldı, parasal olanaksızlık nedeniyle yerine yenileri yapılamadı. Böylece, üyeleri bir araya getiren, Galatasaray töre ve geleneklerinin genç kuşaklara aktarıldığı, kulübe ilişkin konuların tartışıldığı ocaklar yok edilmiş oldu. Tam bir yönetim beceriksizliği. Bugün, Galatasaray’ın sahip olduğu ve kullanım hakkı elinde bulunan taşınmazlarının değerlendirilmesi tek çıkar yol gibi görünüyor. İlk olarak ele alınan konu, Riva arazisinin değerlendirilmesi… Bu arazi gerçekten değerli; geliştirilmesi için pek çok ciddi öneri var. Ayrıca emlak pazarı ortamı çok elverişli. Genel Kurulun kurduğu komisyon, araştırma ve değerlendirme çalışmalarını sürdürüyor. Hedef yalnızca bir arazinin değil, bütün malvarlığının kulübün yararına en iyi şekilde geliştirilip değerlendirilmesi. Gelinen noktanın, son on yıldaki yönetim hatalarından kaynaklandığını bir kez daha vurgulayalım. Faruk Süren’in başkanlığı döneminde futbolda sağlanan parlak başarılar, mali yapıdaki bozulmaların görünmesini perdeledi. Birkaç üyenin uyarıları dışında büyük çoğunluk ve genel kurullar kötü mali gidişe göz yumdular, hatta kararlarıyla destek verdiler. Galatasaray büyük kurumdur; bunalımdan kurtulmanın yolunu bulacaktır. Önümüzdeki Mart ayında yeni seçimler var. Hedef, Galatasaray’ı içinde bulunduğu bunalımdan kurtarmak ve bir daha benzer bunalımlara düşmemesini sağlayacak köklü bir anlayış değişikliğini ve çok planlı bir yönetim biçimini devreye sokmak olmalı. Artık, sporu yönetme becerisi yetmiyor, parayı üretme ve yönetme becerisi de gerekiyor. Bugünkü yöneticiler de dahil, “yönetime adayız” diye ortaya çıkanlar bunun bilincindeler mi dersiniz ? |

