| Galatasaray’da Görünüm |
Kaynak :
10.02.1999 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Galatasaray, çalkantılı bir olağan mali genel kurula gidiyor. Çalkantının kaynağı, son zamanlarda yaşanan kimi tatsız olaylar.. Önce Hakan Şükür’ün Juventus’a gönderilme sürecindeki tutarsızlıklar, ardından sporcuların transfer alacaklarının ödenmesinde yaşanan sıkıntılar, daha sonra da amigoların Başkana ve Yönetime karşı tavır almasıyla ortaya çıkan stat anarşisi. Bütün bunlar, Galatasaray topluluğunun görmeye, duymaya alışık olmadığı türden tatsız olaylar. Faruk Süren yönetimi, işbaşına geldiği günden beri, Galatasaray’ı büyütmekten söz ediyor. Geçen hafta bir yönetim kurulu üyesinin basına açıkladığı gibi, “borçlanmadan büyüme olmaz” mış. Tıpkı, Özal’ın Türkiye’nin dış borçlarını 20 milyar dolardan 60 milyar dolara çıkarırken izlediği yol gibi birşey. Her yöneticinin farklı rakamlar söylemesi mali durumu değiştirmiyor. Kulübün borçlarının arttığı kesin, ama vaat edilen büyüme henüz ortada yok. Kurulan şirketten bir yarar sağlanamadı; yeni Ali Sami Yen Stadı projesinin gerçekleştirilmesinde zorlanılıyor, verilen sözler hep ertelenmekte; Tekel Likör Fabrikası arsasının alınması beklemede.. Ve yönetim kurulu paramparça. Bütün bunlar üyeleri huzursuz ediyor, sabırlarını taşırıyor. Bu arada, bir de kendilerini amigo ilan etmiş taraftarlarla sürtüşme ortaya çıktı. Kendilerine yönetimce verilen parasız biletler artık verilmez olunca amigolar başkaldırdı ve Galatasaray maçlarında işitmeye alışık olmadığımız sözlerle tribünlerden Başkan’a ve Yönetime yüklendiler. Bu yüklenme sırasında Adnan Polat’ın adı geçtiği için Yönetim, büyük bir sinirlilik içinde, amigoların “çevremizden |
güdümlü” olduğunu söylemekten çekinmedi.
Bu konunun açıklığa kavuşması için biraz gerilere gitmekte yarar var. 1990 ve 1991 yıllarında Kulübün futboldan sorumlu yöneticisi Yurdaşen Karahasan’ın, bugünkü amigoların ağabeylerine, 100 kadar bileti kendi cebinden verdiğini duyardık. Daha sonra futbol şubesini devralan Adnan Polat bu geleneği kaldırmayı deneyince kıyamet koptu. Amigolar her maçta Karahasan lehinde, Polat aleyhinde bağırmaya başladılar. Adnan Polat direnemedi ve aynı miktarda bileti kişisel olanaklarıyla vermek zorunda kaldı. O dönemlerde Kulüp ve Yönetim hiçbir zaman bu işin içinde olmadı. Şimdi öğreniyoruz ki, günümüzde amigolara verilen bilet sayısı 500’lere ulaşmış. İşte, şimdi bundan vazgeçilince de kıyamet kopuyor. Bu kez de Polat’ın lehinde, Süren’in aleyhinde bağırıyorlar. Ödün vermenin sonu yok ki.. Bir kez bulaşmaya görün. Galatasaray’da değerler aşınımına yol açan bütün bu sevimsiz olaylar ortasında bir kişi -yetkilerini aşmak pahasına – sağduyusu ve becerisiyle, pek çok sorunun çözülmesinde katalizör rolü oynadı : Fatih Terim. Terim, çok iyi bir toparlayıcı oldu : Hakan konusunda, ödemelerdeki sıkıntıda, amigo olayında.. Bütün bu olumsuzlukları tek başına göğüsleyerek takımını sağlıklı bir şekilde dimdik, birarada tutmayı başardı. Şimdi futbol takımı başarılarıyla Galatasaraylıların yüzünü güldürüyor. Bravo Terim’e, bravo futbolculara.. İstanbul Teknik Üniversitesi’nce “Fahri Doktor” unvanıyla ödüllendirilmem nedeniyle beni kutlayan dostlara buradan teşekkürlerimi sunarım. D.H. e-posta : hasmim7@ibm.net faks : (212) 211 34 20 |

