| Galatasaray’ın Zor Seçimi |
Kaynak :
20.03.2008 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
On yıl kadar önce bir başkan adayının, “Kulübü öyle bir hale getiririm ki bir daha kimse adaylığa talip olamaz” dediği söylenirdi. Bu sözün doğru olup olmadığını bilmiyorum; ancak Galatasaray yazık ki o hale geldi. Bankalardan kötü koşullarda kredi alma, anlamsız şekilde hisse satma ve hatalı yönetimler yoluyla bugünlere gelindi. Şimdi kulüp borç-faiz sarmalı içinde bocalıyor. Böyle bir durumda da tıpkı söylentideki gibi, kimse yönetime talip olmaya cesaret edemiyor. Son divan toplantısındaki başkan adayı konuşmalarında, öteki kulüplerde sıkça görülen, buna karşılık, Galatasaray’da sözünün edilmesi bile ayıp sayılan “eller cebe yöntemi”ne yatkın söylemler vardı. Koskoca Galatasaray nereden nereye getirildi… Bunda bütün üyelerin sorumluluğu var, yalnızca yönetimlerin değil. Ne yapalım ki, her topluluk layık olduğu şekilde yönetiliyor. Yönetimler aslında toplumların göstergesi değil mi? Cumartesi günü seçim yapılacak, ama üyeler coşkusuz, umutsuz… Ne var ki bu kez vaat balonları havada uçuşmuyor. Tek ciddi aday var: Adnan Polat. Seçilecek, ama işi hiç de kolay olmayacak. Kendisine, “yüreğine sağlık” deyip kolaylıklar diliyorum. Suç İşleme Özgürlüğü “Bana nasıl penaltı verirsin? Velev ki ceza sahası içinde faul yapmış, topu elle kesmiş olsam da… Ben Türkiye’nin en ünlü futbolcularından biriyim.” “Bir oyuncumuzu kırmızı kart göstererek nasıl oyun dışı bırakabilirsin? |
Velev ki, oyuncumuz kırmızı kartı hak edecek davranışta bulunsa bile… Bizim takım Türkiye’nin en beğenilen, en çok yandaşı olan takımı. Saydık, tam 16 milyon 500 bin yandaşımız var.”
“Bize nasıl saha kapatma cezası verirsiniz? Bizim kulübün daha önce de söylediğimiz gibi 16 milyon 500 bin yandaşı var. Bugün yandaş sayımı yeniden yapılsa o sayı daha da artar. Sahamızı kapatamazsınız; velev ki sportmenlik ve futbol kurallarına uymasak da… FİFA’nın, UEFA’nın suç saydığı davranışlarda bulunmuş olsak da… Bizi yargılarsanız bu garabet ve ayıbın utancından kurtulamazsınız! Bu ülkede demokrasi, özgürlük yok mu?” Bu laflar size ne kadar anlamsız geliyorsa benim için de öyle. Evet, bu anlayış spor sahasında da, ülke siyasetinde de aynı derecede anlamsız ve mantık dışı. Sorulması gereken ilk soru şudur: “Ortada suç var mı, yok mu?” Hiç kimsenin, hiçbir grubun, dünyanın neresinde olursa olsun, konumu ne olursa olsun, suç işleme özgürlüğü ya da ayrıcalığı yoktur. “Benim çoğunluğum var” demek, bir hukuk toplumunda kimseye suç işleme özgürlüğü tanımıyor. Çarpıtılmış bir demokrasi ortamında bile. Yargı karşısında kendilerini savunma konumunda olanların kabadayılığa yeltenip tribünlere oynamalarının da anlamı yok. Yasalar, toplumsal düzeni korumak üzere, uygulanmak için vardır. Unutulmasın ki Adolf Hitler de seçimle ve büyük bir çoğunlukla iktidara gelmişti. Sahi, o rejim de demokrasi miydi yoksa? |

