GOL YEMEMEYE BAK Kaynak : 18.12.1997 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Ünlü antrenör Karl Heinz Feldkamp’ın Galatasaray’a gelişi önemli bir olaydı. 1992-93 Futbol Sezonu açılışı için Galatasaray Adası’nda eski kayıkhanede toplanmış, futbolcuları yeni antrenörle tanıştırmıştık. Daha sonra yönetim kurulu öğle yemeğinde yeniden buluşmak üzere hocayla futbolcuları bir süre için başbaşa bıraktı. Ertesi gün bir gazetede yer alan hiyerarşiden habersiz yorum ilginçti : “Feldkamp, Yönetim Kurulunu dışarı çıkardı ve futbolcularla yalnız görüştü.”

Feldkamp’ın, bu iş için ilerlemiş yaşına karşın enerjik ve etkileyici bir görünümü vardı. Takımı kısa sürede tanımıştı. Sanıyorum ki, sporcular da asıl mesleği bilgisayarcılık olan yeni hocadan çok etkilenmişlerdi.

Feldkamp’la ileriki günlerde bilgi alışverişlerimiz toplantılarla sürdü. Yönetimin görüşüne göre takımın iyi bir golcüye gereksinimi vardı. Tanju ve Kosecki gitmişlerdi; yerlerinin iyi bir şekilde doldurulması gerekiyordu. Bu düşüncemize karşı, Feldkamp’ın yanıtı “öyleyse alın” oldu. Bunu yurtiçinden sağlamanın güçlüğünü anlattık. “Avrupa’dan sağlamak kolay mı sanıyorsunuz ?” diyerek ekledi : “ayrıca, o kadar çok mu paranız var ?” Kendi formülü ise şöyleydi : “Önce savunmayı güçlendirmeliyiz. Kolay gol yemezsek, ben onlara gol attırırım. Aksi halde, bir gol yediğinizde, maçı kazanmak için hiç gol yemeden iki gol atmak gerekecek. Gol sıkıntısı çekildiğinde, savunmanın sağlam tutulması en iyi yoldur.”

İşte stoper Reinhard Stumpf ile libero Falco Götz Galatasaray’a böyle geldiler. O sezon Galatasaray, lig şampiyonluğunun

yanısıra bütün kupaları kazandı : TSYD, Türkiye Kupası ve Cumhurbaşkanlığı kupasını alarak dört kupalı bir rekor oluşturdu. Hakan Şükür ve Elvir Boliç de yine bu dönemde Galatasaray’a gelmişlerdi, ancak Feldkamp, yeterince çalışkan bulmadığı Boliç’e şans tanımadı. Başarı doğallıkla, yalnızca antrenöre ait değildi. O günlerde futbol komitesinin ve uyumlu Yönetim Kurulunun da payı büyüktü.

Feldkamp Galatasaray’a çok nazlanarak gelmişti çünkü eski kulübünden ayrılışının gerekçesi artık bu işi yapmamak yolunda aldığı karardı. Kendisini yorgun hissettiğini, ailesine zaman ayırması gerektiğini söylüyordu ve eski kulübüne karşı zor durumda kalmaktan çekiniyordu. Gelmesini güçlükle de olsa sağlamıştık, ama uzun süre kalması sağlanamadı. Esintisiyle, Galatasaray, Hollman’ın antrenörlüğü ile bir sonraki sezonda da lig şampiyonu oldu, Avrupa Şampiyonlar Ligine katılarak başarılı sonuçlar aldı.

Şimdi gelelim bugüne..

Geçen sezonun şampiyonu Galatasaray bu sezon başındaki performansıyla, 21. yüzyılın rüya takımı olarak tanımlanıyordu. Ancak başlangıçta sağlanan başarılar sürekli olamadı, takım irtifa yitirmeyi sürdürüyor. Şimdi görülen o ki, kolay gol atamıyor, kolay goller yiyor. Buna karşılık, son Şekerspor maçına kadar oyunuyla göz dolduramayan Fenerbahçe, yemediği gollerle ligi rakiplerinden çok önde götürüyor. Beşiktaş antrenörü Toshack’ın da belirttiği gibi FB’nin en iyi futbolcuları, savunma oyuncuları Rüştü, Högh ve Uche. Feldkamp’a bir kez daha hak vermek gerekiyor galiba..