| EN ÖNEMLİ TAKIM, YÖNETİM KURULU TAKIMIDIR |
Kaynak :
25.12.1997 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Geçen haftaki yazımda futbolda “savunma”nın sonuçlara olan etkisine değinmiştim. Ligi, güçlü savunmasıyla rakiplerinin çok önünde götüren Fenerbahçe, Uche’nin daha başta sakatlanarak çıktığı son maçta Gençlerbirliği’ne takıldı. Doğallıkla, Gençlerbirliği’nin çok başarılı oyunu da gözardı edilmemeli. Kanımca FB’nin devrenin son maçındaki başarısızlığı yalnızca bu durumdan kaynaklanmıyor. Fenerbahçe’nin son bir haftayı yönetim kurulundaki iç çatışmalarla geçirdiği gazete haberlerine yansımıştı. Burada, özellikle belli bir standardı yakalamış kulüpler için bir düşüncemi aktarmak istiyorum. Takımların başarıları, yönetim kurulunun işleyiş düzeniyle doğrudan orantılıdır. Yönetim Kurulu iyiyse, uyumluysa takımlar başarılıdır, değilse takımlar da başarısız olur. Kulüplerin en önemli takımı yönetim kurulu takımıdır. Onun tutarlılığı ve başarısı, başta sportif alanlar olmak üzere kulübün bütün etkinliklerine yansır. Yönetimdeki kısa süreli bir denge bozukluğu bile FB’ye pahalıya patladı. Sahadaki takım kötüyse, gözlerinizi yönetim takımına çevirin. Seyirci iyi gün dostudur ama, hiç kuşkunuz olmasın, bunun bilincindedir. İşte bundan dolayı, başarısızlık işaretleri süreklilik yoluna girdiğinde bağırmaya başlar “yönetim istifa” diye.. Kargaşalı Bir Sezon Futbolda 1997-98 sezonunun birinci perdesi kapandı. Sezon, daha çok, naklen yayın ve federasyon çalkantılarıyla anımsanacak. Medyanın iç çıkar çatışmaları, kargaşayı Federasyon’a taşıyınca önce Şenes Erzik federasyonunun başını yedi, sonra da Abdullah Kiğılı’nın. Fenerbahçe ve Beşiktaş medya içi çatışmadan parasal olarak yararlandılar. Naklen yayın havuzundan çıktıklarını ileri sürerek BİMAŞ’la imzaladıkları sözleşme uyarınca, maçlar yayınlansa da yayınlanmasa da bir yıl için her biri yaklaşık 13 milyon dolar alacaklardı. Böylece maçları yayınlanmadığı halde FB ve BJK paralarını, çeklerini aldılar. Bir |
yandan da maçlar TV’den yayınlanmadığı için tribünlerini doldurdular. FB ve BJK yıllardan beri ulaşamadıkları seyirci rakamlarına, hasılatına bu mevsim bu sayede ulaşabildiler. Öteki kulüpler Federasyon anlaşmasına ve havuz sistemine bağlı kaldılar.
BİMAŞ ve kardeşleri olan medya kuruluşları bu büyük paraları ödediler, ama naklen yayını gerçekleştiremediler. Yürürlükteki yasalar ve anlaşmalar gereğince, önümüzdeki devrede de gerçekleştirebileceklerini sanmıyorum. Ali Şen’in dediğine göre, “Bimaş Türk sporuna büyük hizmet verdi. Yayınları yapmadığı halde FB’ye ve BJK’ya büyük paralar ödedi.” BİMAŞ acaba neye güvenerek ucu görünmeyen bir tünele, böylesine bir yükümlülüğün altına girebilmişti ? Ya da bu iyiliği niçin yapmıştı ? Federasyonun görevleri içinde artık yalnızca futbolun iyi yönetilmesi kaygısı yok. Bir araç olan naklen yayın, amaç haline gelip futbolun önüne geçti. Konu, kimin pastadan daha çok pay alacağı. Hatta kimin, kimin gözünü oyacağı.. TV’ler Türk sporuna iyilik yapmak istiyorlarsa naklen yayın konusunu kendi aralarında çözsünler. Yarattıkları çözümsüzlüklerle boşuna, federasyonlara yüklenmesinler. Erzik’in istifasından sonra, yapılamayan genel kurullarla, seçilip kısa sürede istifa eden başkanlarla kargaşalı bir dönem yaşadık. Üç gün önceki genel kurulda Haluk Ulusoy başkan seçildi. Bakalım medya içi çatışmadan kurtulup futbolun sorunlarına eğilmeye zaman ve olanak bulabilecek mi ? Tanrı yardımcısı olsun.. Geçen haftaki yazımda dizgide bir satır atlanınca paragraf anlaşılmaz hale gelmiş. Doğrusu şöyle olacaktı : “Daha sonra yönetim kurulu öğle yemeğinde yeniden buluşmak üzere hocayla futbolcuları bir süre için başbaşa bıraktı. Ertesi gün bir gazetede yer alan, hiyerarşiden habersiz yorum ilginçti : “Feldkamp, Yönetim Kurulunu dışarı çıkardı ve futbolcularla yalnız görüştü.” Düzeltir, okurlardan özür dilerim. |

