Herkesi Aptal Sanmak Kaynak : 02.09.1999 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Ebru Kavaklıoğlu adlı atletimiz Dünya Atletizm Şampiyonası’nda 5000 metrede final koşacaktı. Depremin etkileriyle iyice bunalmış insanlarımızın mutluluğa duydukları gereksinimle o akşam televizyon başında nefesler tutulmuş, Bayanlar 5000 metre finali ve Ebru bekleniyordu. Öyle ya, bir dünya atletizm şampiyonasındaki ilk finalimizdi bu. Final öncesi atletlerin sunulmasına geldi sıra. O da ne ? Ekranda bizim Ebru’nun adı göründü : Yelena Ebru Kapytova Kavaklıoğlu.. Ebru, aslında bir Rus atletiydi. Federasyonumuzun politikasına uygun olarak devşirilmiş atletlerden biri..

Federasyon yabancı atletlere T.C. uyruğu vererek kısa yoldan başarılar kazanmak istiyor. Bu şampiyonada atletlerimiz elendiler, başarı sağlayamadık, ama olsun.. Yelena Ebru Kapytova Kavaklıoğlu’nun orada aldığı tarihi beşincilik anındaki derecesi, 5000 metre bayanlar yeni Türkiye rekoru oldu.

Bence Federasyonumuzun işbirliği yaptığı kulüplerimiz iyi çalışmıyorlar. Daha iyi dereceler için daha iyi transferler, daha iyi Türkleştirmeler gerekiyor. Örneğin, cimrilik – ya da beceriksizlik – etmeyip Yelena Kapytova yerine Rumen Gabriela Szabo’yu T.C. uyruğuna geçirebilmiş olsaydık bugün 5000 metre bayanlarda dünya şampiyonuyduk. Faslı Zehra Ouaziz’e naylon evlilik önerebilirdik; belki kabul ederdi. O zaman bir gümüş madalya alırdık. Aynı işlem bronz madalyayı kazanan Etiyopyalı Averlech Worku için de geçerliydi. Devşirdiğimiz, gururumuz Etiyopyalılara onu da ekleyebilirdik, ama yapamamışız, becerememişiz. İşte, transferi, Türkleştirmeyi iyi yapmamanın, cimriliğin bedeli.. Kulüp dediğin, paraya kıyar, Szabo’yu alır. Yoksa, gördüğünüz gibi ancak beşinci olabiliyoruz.

Bu önerilerimi komik mi buldunuz ? Bunlar da şu sıralar Türkiye atletizminde olup bitenler kadar ciddi.

İşte böyle.. Atletizmde rekorlarımız yabancılara emanet.. Ah bir de erkek atletleri Türkleştirmenin bir kolay yolunu bulabilsek..

Rekorlarımızı yabancılara emanet ederken, bir bakanımız yabancı ülkelerin deprem sonrasında önerdikleri insanî yardımları reddediyor. Rekorda yabancı katkısına evet.. İnsanî yardıma hayır.. Bu nasıl milliyetçilik ? Kim kimi kandırıyor ?

Gelelim başka bir olaya.. Sporcu kökenli bir grup, AKUT Arama-Kurtarma Topluluğu gönüllüleri Kocaeli depremi sonrasında çok yararlı hizmetler yaptı.. AKUT giderek daha iyi örgütleniyor ve gerektikçe, felâket bölgelerinin yardımına koşuyor. Türkiye’nin bu ve benzeri gruplara gerçekten ihtiyacı var. Ancak AKUT’un da kendisini geliştirebilmek bakımından maddi olanakları sınırlı.. Bekledikleri parasal destek için duyurdukları banka hesap numaralarına dileyen vatandaşlar para yatırdılar. Ne var ki İstanbul Valiliği bu bağışların depremzedeler için olduğu varsayımıyla AKUT’un banka hesaplarına el koymuş.. Bunların deprem yardımı olduğunu, afetler fonuna aktarılması gerektiğini ileri sürüyor.

Sıkılarak söylüyorum.. Ben de AKUT’a katkı amacıyla banka hesabına bir miktar para göndermiştim. Parayı kimin hesabına niçin yatırdığımın bilincindeyim. O hesaba para yatıran herkesin aynı bilinçte olduğundan hiç kuşkum yok. Valiliğinki nasıl bir yorumdur acaba ? Vali bey de bizleri aptal sanıyor.
(Not : İçişleri Bakanlığı’nın talimatıyla bu hata düzeltilmiş. Böylece ben de aptal damgasından kurtulmuş oldum.)