İmar Affı Yine Gündemde Kaynak : 01.09.1991 - Yapı Dergisi - 118 | Yazdır

Seçim yaklaşıyor ya, yine imar affı gündemde. Bu komedi birkaç yılda bir yineleniyor. Yetiştirilebilirse seçimden önce, yetiştirilemezse seçimden sonra… Nitekim 1980 ihtilalinden sonra yapılan ilk, seçimden yani 6 Kasım 1983 seçiminden sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çıkardığı ilk yasalardan biri İmar Affı Yasası’dır. Bu olay, İmar Affı müessesesinin (İmar Affı artık kurumlaşmıştır) siyasilerimiz için ne denli önemli olduğunu gösterir.
Birbiri ardından çıkarılan bu tür yasalar ve çarpık gidişle bütün İstanbul ve Boğaziçi yeniden yapılanmaya ve talana açılmıştır. Önce Dalan uygulamalarıyla villalar, sonra da Sözen popülizmiyle gecekondular.
Bugün İstanbul’da doğrudürüst inşaat yapmak müthiş bir formaliteyi gerektirir. Buna karşılık, gecekondu ve kaçak inşaat serbesttir. Kaçak inşaat ve gecekondu furyası 26 Mart 1989 yerel seçimlerinden önce bütün siyasal partilerin istismar ve ödünleriyle başladı, bugün de iktidar ve muhalefetin katkılarıyla sürüp gidiyor. İstanbul’un bu anlamda elden çıkmasının tarih önündeki sorumluları şimdi, iktidar partisi olarak ANAP’tır; yerel yönetim sorumlusu olarak SHP’dir. İstanbul Belediyesi’nin en yetkili ağızları bile gecekondular konusunda “Evini yapmak isteyeni nasıl engellersiniz?” diyebilmektedirler. Anlaşılan, engelleme yalnızca, ruhsatı olanlar için geçerlidir (2). Şimdi sıra yine affa geldi.
Daha önce de çeşitli vesilelerle belirttiğimiz gibi gecekondu artık masum bir olgunun boyutlarını çoktan aşmış, devletin yasal düzenini zorlar hale gelmiştir. Kaçak inşaat ise gücünü, görevlilerle inşaat yaptıran kişiler arasındaki ikili çıkar ilişkilerinden alarak ve boyutlarını büyüterek sürüp gitmektedir.
Şimdi bütün bu çarpık ve uygunsuz ilişkilerin sonunda ortaya çıkan, nesebi belli olmayan bu ucube yapılara af yoluyla nüfus cüzdanı çıkarılacak ve bu yapılar böylece sözde yasallaştırılacak.
Bu af konusuna Eylül 1988’de de değinmişiz. YAPI’nın 82. sayısında çıkan “İmar Affı:
Yap, Et, Affet!” başlıklı yazımızda özetle şöyle demişiz:
1983 yılından bu yana af yasaları sürekli olarak gündemde… 1983’te çıkarılan “İmar ve Gecekondu mevzuatına aykırı olarak yapılan yapılara uygulanacak işlemler”i gösteren 2805 sayılı yasa 21.3.1983 günü Resmi Gazetede yayınlanmış. Yaklaşık bir yıl sonra çıkarılan 8.3.1984 gün, 2981 sayılı yasa, getirdiği değişikliklerle bir öncekinin yerini almış; daha sonra 7.6.1986 gün, 3290 ve 26.5.1987 gün, 3366 sayılı yeni af yasaları gelmiş. Bu kez getirilen af Boğaz Yasasına eklendiği için yalnızca Boğazları kapsıyor.
İmar affı niçin çıkarılır? Hangi yapıları kapsamına alır? Affın nedenleri üzerine eğilmek istiyoruz.
Bilindiği gibi imar affı ruhsatsız

yapılarla, ruhsat alındığı halde projesine aykırı şekilde inşa edilmiş yapıları aklamak amacını güder. Bu tür yapılarla, gerçekleşmeden önce savaşmak bütün belediyelerin görevidir. Boğaziçi’nde ise bu görev hem ilçe belediyelerinin hem de Boğaziçi İmar Müdürlüğü’nündür. Bunların denetlenmesi ise çok güç değildir. Belediyeler bütün yapıları kendi mevcut kadroları ve son yıllarda kavuştukları olanaklarıyla kolayca denetim altında tutabilirler ve kaçak yapılaşmayı önleyebilirler. Ancak çeşitli nedenlere dayanan hoşgörü ve seçimler bu denetime engeldir. Her seçim bir gecekondu patlamasına neden olmakta, seçim sonucunda da olaylı gecekondu yıkımları gazete sayfalarına boy boy resimlerle yansımaktadır. Seçimler, yeni gözyummalar, aflar ya da yıkım olayları…
Af yasası gecekonduların yanı sıra ruhsata aykırı olarak inşa edilmiş ya da edilmekte olan yapılara yeni olanaklar yaratacaktır. Böylece, yerel seçim öncesi yeni bir gecekondu seferberliği olmayacaksa, aftan yararlanacak büyük grup, barınma ihtiyacından çok yasa ve yönetmeliklere uygun olarak hazırlanıp onaylatılmış bir projeyi dilediği gibi değiştirerek uygulayan mal sahipleri ile, mevcut yapılarını dilediği gibi değiştiren, büyüten hatta kat ekleyen mal sahiplerinden oluşacaktır diyebiliriz…”
“… İmar afları yasalaşma prosedürü sırasında geçen süre içinde, bazı işbilir (!) kişilere yapılarında diledikleri değişiklikleri yapma olanak ve fırsatını vermekte, af çıkacağı söylentileri bazı açıkgöz işbitiricilerin iştahını kabartmakta, “nasıl olsa af çıkacak” gerekçesiyle kaçak yapılaşma büyük bir hız kazanmaktadır.
Bütün bunların yetkililerce bilinmemesine olanak yoktur. Afla kim korunmaktadır? Yalama olmuş bir af mekanizması topluma mı, şehre mi yoksa yasalara uymayan uyanık kişiye mi yarar sağlamaktadır? Topluma, çevreye, kamuya karşı kişisel çıkarları için suç işleyen kişi affedilince neyi kurtarmış oluyoruz? Böylece çevre, çirkinlik anıtlarıyla doluyor, bu tescilli çirkinlik anıtları yıllar boyu gözleri tırmalamak üzere şehrin karakterine hakim oluyor. Bir aftan beklenen pişmanlık ve uslanmadır; oysa burada yalnızca haksız kişilere büyük çıkarlar sağlanması ve yapanın yanına kar kalması söz konusudur … ”
” … Böylece, şimdi çıkarılacak yeni bir imar affı ile yerel seçimler öncesinde hem gecekonduculara bir seçim selamı gönderilecek hem de eşin dostun kaçamakları yasallaştırılacak.”
İşte 1988 Eylülünde böyle yazmışız. Görüldüğü gibi, değişen bir şey yok. Aynı hamam, aynı tas, aynı kafalar…

(2) Belediye 26 Mart’tan sonra pek çok ruhsatlı yapıyı durdurmuş, ancak bu anlamsız engelleme Danıştay’dan dönmüştür. Kimi Danıştay kararlarının kopyaları elimizdedir.