| İmparatorlar da Eleştirilir |
Kaynak :
20.11.2002 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Fatih Terim müthiş bir antrenör. İtalya’da pek öyle olmadı ama, Türkiye’de mutlu etmediği kimse kalmadı. Yıllarca Galatasaraylıları başarıdan başarıya koşturarak mutlu etti. Sonra da bir gecede 6-0’la Fenerbahçelileri. Fenerliler bir anda, son bilmem kaç yılda hiç olmadıkları kadar mutlu oldular, bütün dertlerini unutuverdiler. Terim sayesinde Beşiktaş’a giden Lucescu nedeniyle Beşiktaşlılar da mutlular şimdi. Şaka bir yana, Terim hiç de mutlu değil. Şu sıralar çok sinirli; herkese kızıyor. Düzenlediği basın toplantısına televizyon ekranında şöyle bir baktım. Basın toplantısından çok, basın mensuplarını azarlama toplantısına benziyordu. Terim basının kendisine hakaret ettiğinden yakınıyordu. Örneğin, “Beni başka bir antrenörle karşılaştırmak bana yapılabilecek en büyük hakarettir. Beni isterseniz listenin en altına koyun, ama başkasıyla karşılaştırmayın” diyordu. Bir antrenörün başka bir antrenörle karşılaştırılması niçin hakaret olsun ? Hakaret bunun neresinde ? Her meslek adamı, kendi mesleğinden başkalarıyla karşılaştırılabilir. Doktor doktorla, mühendis mühendisle, politikacı politikacıyla, hattâ herkes herkesle… Neden olmasın ? Bu öfke, bu hırçınlık niçin ? Övgü ne denli doğalsa, eleştiri, hattâ yergi de o denli doğaldır. Bizimki gibi duygusal toplumlarda kişiler çoğu kez, övgüleri, alçakgönüllülük göstermek gereğini bile duymadan hemen benimserler. Çünkü övgünün doğal hakları olduğunu kabul ederler. Eleştiriler ise eleştirilen tarafından çoğu |
zaman kötü karşılanır; haksızlık hattâ hakaret olarak algılanır. Bugüne değin kendisine yakıştırılan “imparator” sıfatına karşı çıkan kimseyi hiç gördünüz mü ? Ama unutulmamalı ki imparatorlar da hata yaparlar, imparatorlar da eleştirilirler. Peygamberlerin bile eleştirildiği bir çağda, imparatorların eleştirilemeyeceğine ilişkin bir kural yok.
Fatih Terim Galatasaray’da ilk antrenörlüğü döneminde büyük başarılara imza attı. Galatasaray’ın futbolda elde ettiği en büyük ve en sürekli başarılardı bunlar. Sonuçta Terim, yere göğe konmadı, yüceltildi. Bu koroya doğal ki biz de katıldık. Sonra, İtalya’ya gitti; tutunamayıp döndü. Yeniden Galatasaray teknik kadrosunun başına geldi. Terim’in yokluğunda, kıyaslamak gibi olmasın ama, Romen antrenör Lucescu da Galatasaray’da başarılı çizgiyi sürdürdüğü için uzunca bir süreden beri herkes yaşanmış başarılara kilitlenmiş durumda. Bu kez sonuçlar, beklendiği gibi olmadı. Birşeylerin iyi gitmediğini görmek için ille de teknik direktör olmak gerekmiyor. Doğal ki, tartışılması bu yazının kapsamı dışında olan çok çeşitli nedenleri vardır bu gidişin. Gelinen noktada Terim’in kusurları olamaz mı ? Elbette vardır… Bir an önce yapılması gereken, duygular ve alınganlıkların yerine aklı, sağlıklı düşünceyi geçerli kılmaktır. Öfkeyle, kusuru başkalarına aktararak, başkalarına kızarak hiçbir sorun çözülemez. Bu davranışlar Terim’e de kulübe de zarar verir. |

