İnşaat Sektörü Canlanmak Durumunda Kaynak : 15.05.2000 - TOBB Dergisi Ekonomik Forum | Yazdır

İnşaat sektörü Türkiye’nin en önemli sektörlerinden biri. GSMH içindeki payı yüzde 6,5. Bu paya yapı malzemeleri dahil değil, çünkü Devlet İstatistik Enstitüsü İnşaat Sektörünü hizmet sektörü içinde kabul ederken, “Yapı Malzemesinin sanayi sektörü kapsamında değerlendiriyor.

Yapı Malzemesi üretimi ülkemiz sanayisinin yaklaşık yüzde 10’unu oluşturuyor. Sınai üretim değeri bakımından gıda ve tekstilden sonra üçüncü sırada yer alan bu kesim, yıllık 2,5 milyar dolarlık performansıyla da toplam ülke ihracatının yaklaşık yüzde 10’u kadardır.

Yurtdışı Müteahhitlik hizmetleri, inşaat sektörümüzün bir başka boyutunu oluşturur. Bugüne kadar yurtdışında alınmış toplam ihale miktarı 40 milyar doları aşmıştır. Bunun 25 milyar dolarlık bölümü bitirilmiştir, 15 milyar dolarlık bölümü devam etmektedir. Dış Müteahhitlik sektörü, mal ihracatı, turizm ve işçi dövizinden sonra ekonomiye döviz katkısı en fazla olan sektördür.

Yine DİE verilerine göre 1999 sonu itibariyle Türkiye’deki istihdamın 22 milyon olduğunu, bunun 1,2 milyonunun yani yaklaşık yüzde 5,5’inin inşaat sektöründe (yapı malzemesi hariç) çalıştığını belirtelim.

Sektörün büyüklüğünü daha iyi kavrayabilmek için bir başka göstergeye, inşaat sektörünün genel yatırımlar içindeki payına göz atabiliriz. DİE verilerine göre 1998 yılında ülkemizde toplam 49 milyar dolarlık yatırım gerçekleşmiştir. Bunun 26 milyar dolarlık bölümü, yani yüzde 53’ü inşaat yatırımıdır. inşaat yatırımlarının 15 milyar doları konut, 5 milyar doları konut dışı bina, 6 milyar doları altyapı yatırımıdır. 1999’da ise 40.4 milyar dolarlık toplam yatırımın 23.5 milyar dolarlık bölümü (yani yüzde 58’i) inşaat yatırımıdır.

Bütün bu rakamlar lokomotif ve sünger sektör sayılan “inşaat”ın önemini ve sektörün yarattığı “istihdam’ın büyüklüğünü, daha açık bir deyişle, ekonomiye katkılarını açıkça ortaya koyuyor.

Sektörün genel görünümü böyle. Ama sektör, ülkenin zaman zaman yaşadığı ekonomik dalgalanmalara paralel olarak darlık ve bolluk dönemleri yaşar. 1994 finansman bunalımından sıyrılan sektörün, 1998 ortalarından bu yana yine bir darlık dönemine girdiği görülüyor. 1998’de dış dünyadaki, özellikle de Uzak Doğu ve Birleşik Devletler Topluluğu (BDT) ülkelerindeki bunalıma bağlı olarak gelişen durgunluğa, Kocaeli ve Düzce depremlerinin getirdiği kargaşa ve kararsızlık ortamı eklendi. Siyasal ortamın, merkezi ve yerel seçimlerin getirdiği belirsizlikler, vergi yasaları, hükümetin istikrar programı çerçevesinde kamu yatırımlarını azaltması da etkili oldu.

Son olarak bütün bu olumsuzluklara, 10 Nisan günü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, Yapı Denetimi konusundaki Kanun Hükmünde Kararname (KHK)’ nin 27 ilde ve bunlara bağlı ilçelerde üç ay süreyle inşaat ruhsatlarını durdurması eklendi.

Burada ayrıntılara girmek istemiyorum, ama hazırlanmış olan KHK’nin bu haliyle, sektöre ve inşaat yaptırma sistemine yarardan çok zarar getireceğine inanıyorum. Kararnameyle getirilmek istenen sistem yapım sürecinin yalnızca denetim boyutunu ele alıyor, yerleşme, tasarım, uygulama süreçlerini gözardı ediyor. Kararnamenin işlerlik kazanmasının çok güç olacağını ve umulan yararları sağlamayacağını sanıyorum. Meslek odalarının ve sektördeki sivil toplum kuruluşlarının görüşleri de bu doğrultuda .. Korkarım ki Türkiye’nin yeniden yapılanmasını gerektiren bir dönemde uzunca bir süreyi de bu kararname yüzünden yitireceğiz. Yukarıdaki verilerden de anlaşıldığı gibi 1999 yılında yatırımlarda genel bir gerileme söz konusudur. Yatırımların küçüldüğü bir ortamda ekonominin büyüyemeyeceğini hepimiz biliyoruz.

Son dönemde sektördeki gerileme yalnızca yurtiçiyle sınırlı kalmadı. 1999’da Türkiye ekonomisi yüzde 6,4 küçülen GSMH ile Cumhuriyet tarihinin en büyük küçülmesini yaşarken, inşaat sektörü öteki sektörlerden de daha çok etkilenerek yüzde 12,7 küçüldü. Tarım yüzde 4,6, sanayi 5, ticaret 6,8, ulaştırma-haberleşme yüzde 4 küçülürken en büyük darbeyi inşaat sektörü yemiş oldu. Sektörün daralması yalnızca yurtiçi faaliyetlerde yaşanmıyor. Dış müteahhitlik hizmetleri de Rusya ve BDT ülkelerindeki ekonomik bunalıma bağlı olarak olumsuz yönde etkilendi. 1990’lı yıllarda her yıl ortalama 2-2,5 milyar dolarlık yeni ihale alınırken, 1998’de bu rakam 892 milyon dolara geriledi.

Şimdi sektör, her zamankinden daha kısa zamanda, daha çok yapı üretmek gibi bir zorunlulukla karşı karşıya olduğu bir dönemde atıl duruyor. Sektörün yanısıra yapı malzemesinde de yatırımlar azaldı, kapasite kullanım oranları düştü, satışlar azaldı, stoklar arttı. Şu anda talep daralması nedeniyle üretimlerini durdurmuş tesisler bile var.

Ekonomik istikrarın bir türlü kurulamaması, devletin arsa üretememesi, finansman, etüt, proje, uygulama ve denetim konularını tutarlı bir sistem içinde örgütleyememesi sıkıntıların uzunca bir süre daha devam edeceğini gösteriyor. Bu noktadaki eksiklik, aslında, yalnızca bugünün değil, yılların ihmaline dayanıyor.

Ve sonuç olarak, inşaata, onarıma, yapılanmaya en çok gereksinim duyulan bir dönemde inşaat sektörü duruyor.