İTÜ ve Spor Kaynak : 19.06.2003 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Gülsün Sağlamer geçenlerde İTÜ Vakfı’nın genel kurul toplantısında İTÜ Spor Kulübü’nün hizmetlerine değiniyor ve Kulübe desteğin artırılacağını vaat ediyordu.

Önce biraz Rektör Gülsün Sağlamer’den söz edelim. Prof.Dr. Sağlamer, 1996’da rektör seçildi ve Türkiye’nin erkek-egemen ortamında çok başarılı bir rektörlük örneği sergiledi. Eski görkemini, parıltısını yitirerek duraklamış olan Teknik Üniversite’yi kişisel çabaları ve yöneticilik yeteneğiyle toparlayıp eski görkeminin de üzerinde bir noktaya taşıdı. Çağdaş bir üniversite olmanın gerektirdiği altyapı ve yapılaşmayı başta Ayazağa olmak üzere İTÜ’nün bütün kampuslarına yayarak gerçekleştirdi. İTÜ’ye, çağdaş üniversitelerin vazgeçilmez karakteri olan dinamizmi kazandırdı. Bugünlerde ise başka bir savaşımın içinde… Üniversitenin işgale uğramış, yağmalanmış topraklarını geri alma çabasında… 14 yıl önce, Gümüşsuyu’ndaki ünlü (!) Süzer Plaza’nın temel kazıları için 17 aylığına kullanılmasına izin verilen, ancak bir türlü geri alınamayan 7100 m2‘lik alanı büyük uğraşlardan sonra mahkeme kararıyla kurtardı.

Şimdi de Ayazağa Kampusu çevresinde yine işgal altındaki araziyi kurtarmaya çalışıyor. İTÜ’nün “Teknokent” kurmayı planladığı Küçükarmutlu’daki 90 hektarlık tapulu arazisinde tam 5000 gecekonduluk “kaçak kent” var. Açılan davalarda yıkım kararları çıktığı halde devletin gücü yıkıma yetmiyor. Oysa Üniversite, bu alanı bir teknokente dönüştürme, burada çağdaş yeni teknolojiler üretme peşinde..

İşte böyle… Rektör Gülsün Sağlamer, kadınların dışlandığı, ikinci sınıf yurttaş sayıldığı bir toplumda kadınlarımızın – hattâ bilinçli erkeklerimizin – yüzünü ağartacak girişimlerini sürdürüyor. Arazi mafyasının ve işgalcilerin tehditleri karşısında yılmıyor. İnandığı değerler uğruna onlarla savaşımı yüreğini yiğitçe ortaya koyarak sürdürüyor. Hükümetlerin, işgali, yağmayı aflarla yasallaştırarak yozlaştırdığı bir ortamda bu savaşım hiç de kolay değil. Sağlamer

bu çabanın içindeyken Hükümet orman alanlarını, işgal altındaki hazine arsalarını işgalcilere satmaya uğraşıyor, doğal ve tarihsel sitleri yağmaya açacak bir politika izliyor. Ayrıca yeni bir imar affının hazırlıkları içinde olduğu da medyada sürekli olarak işleniyor. Böylesi bir ortamda, “Sağlamer’in beynine, yüreğine sağlık” diyelim.

Gelelim İTÜ Spor Kulübüne… Rektörün saptaması doğru : “İTÜ Spor Kulübü, İTÜ’nün spora açılımında, İTÜ adının bu alanda yüceltilmesine önayak olmuştur.”

Kulüp İTÜ’lü gençlerin sportif etkinliklerini düzenleyip geliştirmek üzere 1953’te kurulmuş, yani bu yıl 50. yıldönümünü kutluyor. Atletizm, basketbol, futbol, hentbol, voleybol ve masa tenisi dallarında etkin olan kulübün asıl ünü basketboldan geliyor. 1953-60 yılları arasında antrenör Samim Göreç’in yönettiği takım, 1. Basketbol Liginde Galatasaray, Fenerbahçe, Moda kulüpleriyle yarıştı. 1960-70 arasında ise altyapıdan yetiştirdiği oyuncularla Yalçın Granit ve Cahit Altınay’ın yönetimlerinde üçer yıl mücadele etti, sonra da ilk Türkiye Şampiyonluğunu Mehmet Baturalp’ın antrenörlüğü sırasında sağladı. Bu arada genç takım da Türkiye birincilikleri, ikincilikleri kazanıyordu. 1968-73 dönemi İTÜ’nün basketteki en parlak dönemidir. Beş yıl aralıksız Türkiye Şampiyonu olan yenilmez armada, Kemal Erdenay, Nuri Tan, Hüseyin Alp, Reşat Güney, Osman Gündüz, Cihat İlkbaşaran, Ünal Öğün, Haluk Okçuoğlu, Zeki Tosun, Öner Şaylan gibi yıldız oyunculardan kuruluydu.

1980’den sonra değişen amatörlük anlayışı ve paraca güçlü müesseselerin sahaya girmeleriyle birlikte İTÜ’nün basketboldaki parlak gidişi de durakladı.

Rektörün vaat ettiği destek İTÜ Spor Kulübü için yeni bir umut kapısı olabilir mi ? Yalnızca paranın egemen olduğu bir ortamda bir devlet üniversitesinin sermayeyle yarışacak yeni bir yenilmez armada gerçekleştiremeyeceği açık. Kulübün sporda İTÜ’nün bayrağını dalgalandırması yeter.