| Kaçgöç Oyunları |
Kaynak :
10.02.2005 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Türkiye, Suudi Arabistan’da yalnızca erkek sporcular için düzenlenen “İslam Dayanışma Oyunları” na katılmaya hazırlanıyor. Kimi kadın sporcular türban takma koşuluna karşı çıktıkları için oyunlar yalnızca erkekler için düzenleniyor. Suudi Arabistan, kadınları gözden çıkarınca bir süre önce İran’da, “resmi olmayan” kadın olimpiyatları düzenlenmişti. Tahran’da Kâbe’nin bir benzeri yapılmış, ayak tırnaklarına değin örtülü genç kızlar, çevresinde dönerek Kadın Olimpiyatlarının açılışını yapmışlardı. Oyunlara erkekler seyirci olarak bile alınmamıştı. Olanlar aslında tam bir despotluk örneği.. Daha önce de yazmıştım. Yunancada despot “erkek” anlamına geliyor. Olay, kadınları ikinci sınıf insanlar olarak gören şeriat özlemcisi bir “erkek egemen” topluluk zorbalığı. Maçoluğun dik âlâsı. (Maçoluk,yani kimi batı dillerindeki “machisme” ya da “machismo”nun sözlük anlamı, “erkeğin kadından üstün olduğunu savunan ve erkeği ayrıcalıklı sayan düşünme biçimi”dir. 8-20 Nisan arasında Mekke, Medine, Cidde ve Taif kentlerinde düzenlenecek oyunlara Türkiye 60 kişilik (daha doğrusu 60 erkeklik) bir kafileyle katılma kararı almış. Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin durumu şöyle açıklıyor : “Türkiye bir İKÖ (İslam Konferansı Örgütü) üyesidir. İleride bu oyunları Türkiye yaparsa Suudi Arabistan’ı davet ettiğimizde katılım az olursa, örgütün geleceği açısından bu sorun olur. Bir örgütün üyesi olarak böyle bir organizasyona şu ya da bu nedenle katılmamayı da doğru bulmuyorum.” Asıl sorumlu, Milli Olimpiyat Komitesi Başkanı Togay Bayatlı da, “Dışişleri Bakanlığı katılmamız telkininde bulundu. İslam ülkelerine yakınlığımız ve ilişkilerimizin gelişmesi açısından faydalı olacağını düşünüyorum. |
Ayrıca orada Avrupa’yı da biz temsil etmiş olacağız” demiş. Vay vay vay!.. Savımız büyük… İslam Dayanışma Oyunları’nda Avrupa’yı biz temsil edecekmişiz. Bunu bizden kim istemiş, bu görevi bize kim vermiş acaba?
Olmadı Togay Bayatlı, Kaçgöç Oyunlarında bırakın Avrupa’yı, Türkiye’yi bile temsil edemezsiniz. Buna Anayasamız bile engel. Anayasanın “Gençlik ve Spor” a ilişkin 58.maddesi şöyle: “Devlet , istiklal ve Cumhuriyetimizin emanet edildiği gençlerin müspet ilmin ışığında, Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda ve Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırmayı amaç edinen görüşlere karşı yetişme ve gelişmelerini sağlayıcı tedbirleri alır.” Kaçgöç Oyunları müspet ilimle, Atatürk ilke ve inkılaplarıyla bağdaşıyor mu ? Milli Olimpiyat Komitesi’nin bu konuda tek ölçütü olmalı ve yalnızca, bu oyunların olimpiyat ruhuyla bağdaşıp bağdaşmadığına bakmalı ve sporu dinin ya da siyasetin dümen suyuna sokmaktan kaçınmalı. İslam ülkeleri tutuculuk freni yüzünden ilerleyemiyor; onlara ayak uydurduğumuz sürece biz de onlar gibi olacağız. Bu açıkça görünüyor. Bundan 25 yıl önce İzmir’de ilki düzenlenen İslam Dayanışma Oyunları’na 14 ülke katılmış; yüzme, tenis, voleybol gibi dallarda değişik İslam ülkelerinden gelen bayan sporcular da yarışmıştı. Özetlersek, spor siyasete ya da dine alet edilmemelidir; tıpkı dinin siyasete alet edilmemesi gerektiği gibi. Kaçgöç Oyunlarında sporun, hem dine hem de siyasete alet edildiği apaçık ortada. Türkiye’nin Kaçgöç Oyunlarına katılması, bırakın laikliği, ABD’nin bize biçtiği “Ilımlı İslam” rolüyle dahi bağdaşmaz. Vazgeçin bu tür oyunlara katılmaktan. |

