| KAPALI OTURUM |
Kaynak :
03.02.2000 -
Cumhuriyet Gazetesi
|
Yazdır
|
|
Galatasaray’ın aylık divan toplantısı yine kapalı oturum düzeninde yapıldı. Son zamanlarda bu yöntem çok sıklaştı. Yönetim Kurulu öneriyor; üyeler oylarıyla kabul ediyorlar. Gazeteciler, televizyon muhabirleri salondan çıkarılıyorlar, toplantı kapalı kapılar ardında yapılıyor. Öteden beri bu tür kapalı toplantılara karşı olduğum için bu kez de öneriye karşı oy kullandım. Kapalı oturum, kapalı oturum getirir : Bir sonraki oturumda tutanakların okunması yine kapalı oturumda olur. Kapalılığı, gizliliği yararsız, hattâ çok sakıncalı buluyorum. 100-120 kişilik bir toplantıda konuşulanlar, olup bitenler bir şekilde dışarıya sızabiliyor. İşi habercilik olanlar, yakınlıkları olan üyelerden, bir yolunu bulup haber kırıntıları derleyebiliyorlar. Sonra da bu derlediklerini bir “bulmaca” gibi tamamlayıp, “olsa olsa” yöntemiyle boşlukları doldurarak kendilerince haber haline getiriyorlar. Bu yoldan üretilen haberlerin doğru olması mümkün değil. Nitekim anılan divan toplantısının ertesi günü basında çıkan haberler öylesine tutarsız, camiayı öylesine yıpratıcıydı ki.. Oysa toplantı büyük bir olgunluk içinde geçmişti. Kapalı oturumun niçin istenmiş olduğunu hâlâ anlayabilmiş değilim. Basında yer alması istenmeyen, çekinilen neydi ? Öneri sahipleri ertesi günkü gazete haberlerini görünce herhalde bu girişimlerinden pişmanlık duymuşlardır diye düşünüyorum. YASİN ÖZDENAK, ÖZCAN ARKOÇ, ŞÜKRÜ ERSOY Geçen haftaki yazımda Tugay Kerimoğlu’nun yurtdışı transferi |
konusunda düşündüklerimi aktarırken, daha önce yurtdışında oynamış futbolculardan bir bölümünün adlarını da anmıştım. Bir okuyucum, Ahmet Şensılay, “yazınızı keyifle okurken iki önemli adı atladığınızı fark ettim. Bunlar yurtdışında, sizin adlarınızı andığınız sporculardan çok daha uzun süre ve çok daha başarılı olarak oynadılar : Özcan Arkoç ve Yasin Özdenak” diye yazılı bir uyarıda bulunmuş.
Yazımda, “Anımsamadığım başka örnekler olabilir. Bunların sayısının listeyi çok kabartacağını sanmıyorum” demiştim. Gerçekten de unuttuklarım varmış. Nedense de hep kalecileri unutmuşum. Beşiktaş’ın başarılı kalecisi Özcan Arkoç Hamburg’a gitmişti. Yasin Özdenak da Galatasaray’dan sonra, ünlü Cosmos’a.. Cosmos Kulübünü, Amerika’daki ünlü Türklerden Ahmet ve Nasuhi Ertegün kardeşler futbolu Kuzey Amerika’ya tanıtıp sevdirmek üzere ele almış, dünyanın çeşitli ülkelerinden Pele, Beckenbauer gibi birçok ünlü futbolcuyu bu kulübün çatısı altında toplamışlardı. İşte o sıralarda Yasin de Cosmos’un kalesini korumuş, aktif sporculuğu bıraktıktan sonra da bir süre orada yardımcı antrenörlük yapmıştı. Okuyucumun anımsattığı adların dışında bir kaleci daha var : Şükrü Ersoy. Fenerbahçe’nin kalecisi Ersoy da bir süre Avusturya’da oynamıştı. Belki başka unuttuklarımız da vardır. Her konuda olduğu gibi, Türkiye’nin, sporun tarihini yazmakta da zayıflığı var. |

