Kurtuluş Savaşında Bir Futbol Maçı Kaynak : 08.09.2005 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Yıl 1922… Sakarya Meydan Muharebesi yaklaşık on ay önce yapılmış; savaş duraklamış. Bir süre öncesine kadar, “Ankara’da buluşalım” naraları atan Yunan ordusu yenilerek Sakarya’nın batısına çekilmiş. Batı Anadolu Yunan denetiminde.

Karşı cephede, Türk Ordusu Mustafa Kemal’in başkomutanlığında büyük taarruzun hazırlıkları içinde… Ancak iki ordunun gücü arasındaki denge farkı taarruzun bir baskın tarzında olmasını zorunlu kılıyor. Taarruz planının görüşülebilmesi amacıyla komutanların bir araya gelmeleri gerekiyor, ama nasıl ? İşte bu sırada, buluşmanın dikkat çekmeyecek şekilde gizlice yapılabilmesi için Batı Cephesi Karargâhı, komutanları Akşehir’de toplamak üzere ilginç bir bahane bulur. Öykünün gerisini Turgut Özakman’ın “Şu Çılgın Türkler” kitabından aktaralım : “Futbol orduda yaygın bir spor olmuştu. Tatil günleri alaylar, tümenler birbirleriyle kıran kırana maçlar yapıyorlardı. Cephe karargâhı futbol takımı ile Kolordular Karmasının 28 Temmuz Cuma günü Akşehir’de maç yapmaları kararlaştırıldı.

Olay basına bildirildi. Ordu ve kolordu komutanları, yakın birlikler bu güzel maçı izlemeye çağrıldılar. Cephe istihkâm birliği bir düzlüğü futbol sahası olarak hazırlamaya koyuldu. İki sıradan oluşan bir ahşap tribün de yapacaktı…

… Öğleden sonra maçın yapılacağı sahaya gelindi.

Tribünün birinci sırası M. Kemal Paşa, Fevzi Paşa, İsmet Paşa, Y. Şevki Paşa, Nurettin Paşa ve Fahrettin Paşa’ya ayrılmıştı. Paşaların çoğu ilk kez bir futbol maçı izleyecekti.

İkinci sıraya Cephe Kurmay Başkanı Albay Asım Gündüz, Birinci Kolordu Komutanı Albay İzzettin Bey, Dördüncü Kolordu Komutanı Albay Kemalettin Sami Bey ile cephe, ordu ve kolordu üst subayları oturdular.

Saha toprak, kaleler filesizdi. Sahanın üç yanını genç subaylar, havacılar, doktorlar, astsubaylar, askerler, işçiler, şoförler ve bazı meraklı Akşehirliler çevirmişlerdi.

Hakem ve oyuncular uzun şortluydu. Ayaklarında bot, yarım çizme ya da postal vardı. Biri kırmızı formalıydı, öteki beyaz. Kaleciler dizlerine sargı bezi sarmışlardı.

Şeref tribününü ve seyircileri selamladılar.

Maç başladı. Futbolu bilenler de bilmeyenler de çok neşelendiler…”

“…Maç 2-2 bitti.

Görüldüğü gibi bu olay, “futbol yalnızca futbol değildir” deyişini de başka bir açıdan doğruluyor. En zor günlerde futbolun ülkeye katkısı olmuş.

Yeri gelmişken eklemek istiyorum : “Şu Çılgın Türkler” Kurtuluş Savaşı’nı anlatan, belgelere dayalı mükemmel bir kitap olmuş. O günleri anlatıyor; bugünlere ışık tutuyor… Türkiye üzerinde oynanan oyunlar… Haçlı zihniyeti… Batılı dediğimiz emperyalist ülkelerin marifetleri… Yunanistan’a verdikleri taşeronluk görevi… Yunanlıların bitmez tükenmez hırsları, Anadolu üzerindeki emelleri… İçimizdeki düşmanlar, hainler… Din sömürücüleri… Bunlara karşı Mustafa Kemal’in büyüklüğü… Yurduna bağlı insanların yokluklar içindeki özverili çabaları…

Kitap, Kurtuluş Savaşı’nın yanısıra bütün bunları da en özlü şekilde anlatıyor. Yer yer, gözleriniz yaşararak okuyorsunuz ve bugün başımıza gelenleri daha iyi kavrıyorsunuz. Bu kitabı, başta ülkeyi yönetenler olmak üzere herkes okumalı.