Todori ve Fenerbahçe Kaynak : 22.09.2005 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Kalamış’taki ünlü Todori bahçesi sosyal lokal yapılmak üzere Fenerbahçe Spor Kulübüne kiralanmış. Kiraya veren, Maliye Bakanlığı. Bu bakanlık son zamanlarda her şeyi “babalar gibi” satmakla ününü (!) artırıyor. Ülkenin her şeyi, bütün değerleri haraç-mezat satılık : Seka, Sümerbank, Petkim, Tüpraş, Erdemir, Türk Telekom, Tekel, THY, limanlar ve ötekiler… Dikkat edilirse, bunların bir bölümü stratejik öneme sahip. Cumhuriyet’in ülkeye kazandırmış olduğu değerler…

Todori Bahçesi satılmamış, kiralanmış neyse ki… Kalamış ve Todori üzerinde biraz duralım. 1950’lerde bile Kalamış koyu pırıl pırıl suyu ve kumsalıyla herkese açık bir plajdı. Todori ise yıllar önce Kadıköy yakasına renk katan meyhanelerden biriydi. Tıpkı Moda’daki Koço, Bebek’teki Niko gibi… Selahattin Pınar ve arkadaşları Todori’nin müdavimleri arasındaydı. Kalamış iskelesine inen sokağın cadde üzerindeki köşesinde bulunan Rum kilisesinin bahçesi konumundaydı. Ulu çınarların gölgelediği içkili lokantanın mezeleri, özellikle de arnavutciğeri unutulmaz tatlar arasındaydı. Bahçe yemek servisi dışındaki saatlerde de semtin çayhanesi gibiydi.

Zamanın akışı herşeyi değiştirdiği gibi, buraları da değiştirdi. Todori de niteliğini yitirince, malsahibi olduğu anlaşılan Maliye Bakanlığı’nın sosyal tesisi olmuştu. Şimdi de Fenerbahçe’nin sosyal lokali olacakmış.

Halit Deringör, kimi üyelerin “Fenerbahçe Todori Sosyal Lokali” adına, daha doğrusu buradaki Todori sözcüğüne karşı çıktıklarını eleştirerek yazdı ve itirazcıları “Kabakçı Mustafa”lar olarak tanımladı. Ben de inanıyorum ki, kulüp buraya hangi adı verirse versin, oranın adı İstanbul kültüründe her zaman “Todori” olarak kalacak. Todori, oranın yerleşik adı; bunda utanacak, gocunacak bir yan yok.

Todori Bahçesinin bir kulübe verilmesi, oranın eski günlerini bilen bir kişi olarak bende burukluk yarattı. Biliyorum, şimdi kimileri, “Fenerbahçe’ye verilmesi mi” diyecekler. Hayır, başka bir kulübe verilseydi de yine aynı burukluğu yaşardım. Behçet Kemal Çağlar şiiriyle, Münir Nurettin Selçuk bestesiyle, “Bir tatlı huzur almaya geldik Kalamış’tan” derken, herhalde Kalamış resminin içinde Todori de vardı. Bu sonuncu uygulamayla, İstanbul’un renkli bir köşesi daha İstanbulluların yaşamından koparılarak bir gruba tahsis ediliyor. Ayrıca bir de kuşkum var. Ulu çınarların bulunduğu güzelim tarihsel bahçede lokalin gereksinmeleri doğrultusunda yeni yapılar yapılacak mı ? İmar durumunun buna elverişli olmamasının, hattâ sit kararlarının akıbeti değiştirmeyeceğini biliyorum.

Bütün kulüplerimiz, özellikle de büyükler kendilerini her bakımdan ayrıcalıklı sayıyorlar ve çoğu zaman, yandaşları olan kamu yönetimindeki güçlü kişilerin gücünü kulüp yararına istismar ederek olmazları olura çeviriyorlar. Bu sayede kendilerini zaman zaman yasaların dışında, hattâ üstünde sayabiliyorlar. Örneğin, yeni inşaatlarını ruhsatsız olarak yapabiliyorlar; mevcutları izinsiz olarak büyütebiliyorlar. Koskoca Şükrü Saraçoğlu stadı ruhsatsız yapılmadı mı ?

Öte yandan, Todori’nin hangi ihale sürecinin uygulanmasıyla ve hangi koşullarla Fenerbahçe’ye kiraya verildiğini öğrenmek de bu ülkede yaşayanların hakkı olmalı.

Güçlerini üst düzeyde tutmayı hedefleyen kulüplerin gelirlerinin giderlerini karşılamadığını artık herkes biliyor. Ülkenin yaşamını renklendiren, başarılarıyla toplumun moralini yükselten spor kulüplerinin desteklenmesine diyeceğim yok. Ancak bu destek, spora ve sportif başarılara yönelik olmalı. Doğal ki yasalar çerçevesinde.