Maliye Bakanı Dansla Nasıl Seçilir ? Kaynak : 18.03.2006 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Ünlü Fransız yazarı Voltaire’in 1747 yılında yazdığı Zadig adlı bir kitabı vardır. İnsanın yazgısı üzerine felsefi bir metin olan Zadig Türkçeye değişik adlarla çevrildi (Örneğin, “Zadig-Bir Şark Masalı”, Kaknüs Yayınları). Aydınlanma çağının ünlü yazarlarından biri olan Voltaire aklın üstünlüğüne inanır. Yönetime ters düştüğü için ülkesini terk etmek zorunda bile kalır.

Zadig Babil’de yaşar. En önemli özelliği bilgeliğidir. Sürekli olarak haksızlıklara uğrar; tıpkı Voltaire gibi göçlere, sürgünlere katlanmak zorunda kalır. Birçok maceradan sonra yolu Serendib adasına düşer. Orada kaldığı süre içinde, üstün yeteneklere sahip bir kişilik olarak tanınır ve kendisini sevdirir. Sonunda Serendib Kralı Nabussan da Zadig’in düşüncelerinden yararlanmak ister.

Kralın sıkıntısı maliye nazırlarındandır. Atadığı maliye nazırları hazineyi yağmalamaktan bir türlü vazgeçmemişlerdir. Kral, Zadig’e sorar : “Sen ki bu kadar güzel şeyler biliyorsun. Bana, hırsızlık etmeyecek bir maliye nazırı bulamaz mısın ?

Zadig, “elbette” der. “Doğru adam bulmanın kolay bir yolu var. Maliye nazırı olmak için başvuran adamları dans ettirip bakarsınız. Dansı en iyi beceren adam en doğru ve en namuslu olanıdır.

Kral öneriyi önce biraz tuhaf bulsa da bu işte doğa üstü bir sır bulunabileceğini düşünür. Zadig buna itiraz eder : “Ben doğa üstü şeylerden hoşlanmam. Kâhinlik taslayan kimselere asla itibar etmem. Eğer kral hazretleri müsaade ederler de benim teklifimin denenmesi olanağını verirlerse, bu işin içinde hiçbir sır olmadığı meydana çıkacaktır.

Kral ikna olur, “dilediğin gibi yap” der. Dürüst maliye nazırı seçme sınavı şöyle düzenlenir : İlkin kral adına bir duyuru yapılır. Buna göre, maliye nazırı olmaya isteklilerin hafif ipek giysilerle, bildirilen gece, kralın sarayına gelmeleri duyurulur. Duyuru üzerine altmış dört kişi maliye nazırlığı için başvurur.

Sarayda bir balo düzenlenir. Salonlardan birinde müzik vardır; ancak bu salonun kapısı kapalıdır.

Adaylar salona ulaşmak üzere karanlıkça bir sofanın içinden geçecek şekilde yönlendirilir. Birer birer bu sofadan geçerek salona gireceklerdir; ancak her aday birkaç dakika için bu karanlık sofada yalnız bırakılır. Sofada kralın en değerli eşyaları sergilenmiştir.

Bütün davetliler ve adaylar bu şekilde salona alındıktan sonra, kral dansa başlanmasını emreder. Dansa kalkanların hemen hiçbiri güzel dans edemez. Hareketleri ağır ve zevksizdir. Hepsi başları aşağıda, belleri bükülmüş, elleri yanlarına yapışmış bir durumda dans ederler. Gerisini kitaptan aktaralım :

“Bunların içinde birisi vardı ki, ayaklarını çevikçe oynatıyor, başını yukarıda tutuyor, gözleri güvenle etrafa bakıyor, kollarını uzatıyor, vücudunu dimdik tutuyordu. Zadig, onu görünce, “Tamam” dedi. “İşte namuslu bir adam! Dürüst bir adam!”  Zadig’in bu sözleri üzerine kral gitti, bu adamın elinden tuttu, iltifat etti ve kendisini maliye nazırı yaptı. Öteki bütün adaylara layık oldukları cezalar verildi. Çünkü, bu adamların hepsi de karanlık sofada tek başına kaldıkları sırada orada ellerine geçen kıymetli eşyaları alıp ceplerine doldurmuşlardı. O kadar çalıp çırpmışlardı ki, ancak zorlukla yürüyebiliyorlardı. Kral bu altmış dört kişi içinden altmış üçünün böyle ahlaksız ve hırsız çıkmış olmasından, insanlık namına utandı. O karanlık sofanın adına, bu olaydan sonra, Hırs koridoru denildi.

Voltaire bu masalı 1747’de anlatmış. Bizde de bu konuda öyküler var. Neyzen Tevfik’e sormuşlar : “Çalarken mi neşelenirsin, yoksa neşeli olduğun zaman mı çalarsın ?” Neyzen’in yanıtı : “Maliye Vekili değilim ki çalarken zevk alayım…

Atatürk’ün Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt’un güzel bir deyişi var : “Devlet adamları fakir ölmelidirler ki, idare ettikleri milletler zengin ve mesut olsunlar. Devlet adamları cep doldurmaya kalkarlarsa millet fakir ve bedbaht olur.

Anımsar mısınız ? Bir süre önce Ankara’daki Mahmut Esat Bozkurt Caddesi’nin adı değiştirilmek istenmişti.