| Mimari Yayıncılığın Son 40 Yılına Değinmeler ve Yapı Dergisi |
Kaynak :
01.08.2001 -
Mimarlık Dergisi - 300
|
Yazdır
|
|
MİMARLIK Dergisi 300. sayısını yayımlamanın mutluluğunu yaşıyor. 300. sayıya ulaşmak hiç kuşkusuz, bir derginin yaşamında gurur verici bir ergidir. Özellikle Türkiye gibi, sıkıntıları bol, sorunları hiç tükenmeyen bir ülkede 300 sayı bir başarı simgesidir. MİMARLIK Dergisi’nin kimi dönemlerinde, özellikle de ilk yıllarında katkımın olması beni ayrıca gururlandırıyor. |
olağanüstü bir gelişme sayılırken, yine aynı elli yılın yalnız sonlarını yaşamış kuşaklarca pek de yeterli sayılmamaktadır. Kuşkusuz bu iki görüşte de hem gerçek, hem de yanılgı payı bulunmaktadır. Ne var ki, belli bir bütündeki gelişme, ne yalnız onun kendi yapısı içinde, ne de yalnız kendi dışındaki benzerleriyle karşılaştırılarak ölçülebilir. Çünkü değişebilme gücünde olan her bütün, hem kendi dışındaki güçlerin etkileriyle, hem de kendisindeki öz gücün etkileriyle gelişebilir. Bugün, ülkemizin son elli yıldaki gelişimine bakarken, bunu yalnızca gelişmiş ülkelerdeki ilerlemelerle karşılaştırmak, bizi haksız bir umutsuzluğa götürür. Çünkü her şeye karşın, ülkemizin kendi öz gücündeki gelişme, hiç de azımsanmayacak bir düzeye erişmiştir. Üretim hacmindeki artış, bilim, teknik ve güzel sanatlar alanındaki başarılar, hızla yükselen bir grafiği çizmektedirler. Bütün bunlar, içlerinde taşıdıkları kaçınılmaz çelişkiler ve yanlışlarla da birlikte, ülkemizin yarını konusunda bir umut kaynağı olmaktadır. İşte, her yeni girişim gibi, YAPI dergisinin temelinde de bu umut ve güven bulunmaktadır. Tüm çabamız, ülkemizde her alanda yapılan üretimi topluca yansıtmak ve ülkemizin tüm yapısını oluşturan değerleri belirlemek olacaktır. Böyle bir toplamın, sözünü ettiğimiz gelişmeye yeni bakış açıları kazandıracağını sanmak boş bir iyimserlik olmasa gerekir. En geniş kapsamıyla aldığımız YAPI sözcüğü, böyle bir çabanın simgesidir. YAPI dergisi, yukarıda da belirtildiği gibi, en geniş anlamıyla tüm yapısal sorunları incelemek amacındadır. Bu bakımdan, ağırlık merkezi inşaat, teknik ve endüstri olmak üzere, çeşitli sorunlar, iktisadi konulardan sanat konularına kadar açılan bir yelpazede, bir bütünlük içinde ve elden geldiğince eksiksiz olarak ele alınacaktır. Hep birlikte başarılı olmak umuduyla.” YAPI’nın 20. yılında yazdıklarımız ise, mimarlık periyodikleri alanında yaşadığımız gelişmelere de ışık tutar nitelikte (4): “YAPI Dergisi Temmuz sayısıyla 20’ci yılını doldurdu (. . .) YAPI ilkin iki aylık, daha sonra da aylık temposunu düzenli olarak sürdürerek 20 yılda 140 sayıya, yaklaşık 10 bin sayfaya ulaştı. Böylece YAPI Türkiye’de ciddi bir rekorun da sahibi oluyor ve yayınını en uzun süre, aksatmadan kesintisiz sürdüren dergi niteliğini kazanıyor. Üstad Zeki Sayar‘ın ARKİTEKT’ i YAPI’dan çok önce MİMAR adıyla yayın yaşamına girmiş, ancak önce savaş nedeniyle, daha sonraki yıllarda da çeşitli güçlüklerle yaşamını kesintili olarak sürdürmüştü, 1981’de kapanmıştı. Yine YAPI’dan önce, içinde bizim de payımız bulunan Mimarlık ve Sanat ancak 10 sayı çıkabilmişti. Mimarlar Odası’nın dergisi MİMARLIK, yayınını hep aralıklarla sürdürebildi; bugün -çok şükür- iki aylık bir tempoyla yeniden bir düzene girmiş gibi görünüyor. YAPI’dan sonra yayın yaşamına girmiş olan, arkadaşlarımız Cemil Gerçek‘in MİMAR dergisi ile Selçuk Batur‘un ÇEVRE’sini anabiliriz. Bu dergiler de mimarlık arenasından birer kuyrukluyıldız gibi gelip geçtiler. Bu arada Ağa Han Vakfı’nın çıkardığı, İslam dünyası mimarlığıyla ilgili MİMAR dergisi bile Vakfın üstün parasal gücüne karşın bir süre önce yayın dünyasından silindi. Bugün ise, mimarlık tarihimizin hiçbir döneminde olmadığı kadar çok sayıda dergi, çekilenlerin yerini doldurmuş bulunuyor. Okuyucu gözünde, gönlünde her birinin ayrı bir yeri var. Bütün bunları, yayın dünyasının maddi ve manevi sıkıntılarına, darboğazlarına dikkat çekmek için yazıyorum. Son 20 yılda YAPI’nın bu sıkıntılardan pek fazla etkilenmediğini söyleyebiliriz. Başarı, doğru zamanda, doğru yerde ortaya çıkmaktan ve doğru adımlarla yürümekten kaynaklanıyor. YAPI, doğru zamanda, Türkiye’de Türkçe bir mimarlık dergisine yoğun gereksinme duyulduğu bir anda doğdu, uzunca bir zaman, sırtını Yapı-Endüstri Merkezi gibi istikrarlı bir kuruma dayadı ve doğru adımlar attı(…) Şimdi kısaca söyleyebileceğim şudur: YAPI bugün, tirajı, abone sayısı, ödünsüz yayın düzeniyle kendi alanında bir piyasa lideridir ve YAPI’yı bugün artık Yapı-Endüstri Merkezi’ nin nefes gücü değil, okuyucusu yaşatmaktadır. Biraz da içinde bulunduğumuz döneme ve toplumsal koşullara göz atalım… İçinde bulunduğumuz dönem tam bir dönüşüm çağıdır: gelişmiş ülkelerde sanayi toplumu bilgi toplumuna dönüşüyor; kol kuvvetinin yerini bilgi alıyor (…) Yapı-Endüstri Merkezi 25 yıl önce bir bilgi merkezi şeklinde kurulurken Türkiye’ de bilgi çağına adım atan ilk özel girişim kuruluşu olarak öncülük etmişti. YAPI beş yıl sonra katıldığı bu girişime desteğini büyük bir kararlılıkla sürdürüyor. Bunu Türkiye’ nin güçlüklerine, toplumdaki, çevredeki bütün olumsuzluklara karşın sürdürecek. YAPI daima önce doğrudan, sonra da iyiden, güzelden yana olacak. Türkiye’nin ve toplumumuzun bugün içinde bulunduğu durumun etkisiyle karamsarlığa düşenler, yaptıklarımızı Don Kişot’luk özentisi ya da Müslüman mahallesinde salyangoz satmak olarak tanımlayabiliyorlar. YAPI, iyileşmeye karınca kararınca katkısı olabileceğine inandığı için yoluna devam edecek (…) Toplum hala bilgiye sırt çevirmiş, düşünmeden, okumadan, tartışmadan inanmaya alıştırılmış olsa da, YAPI yoluna devam edecek. Gençlerimizin, yeteneklerine ve isteklerine aykırı olarak YÖK kararıyla yani Devlet zoruyla meslek seçmeye, örneğin mimar olmaya itildikleri bir ortam içinde de olsa, YAPI yoluna devam edecek. Kentsel çevre, şehirliler eliyle ya da yaşadıkları yerlerden kopup buralara gelmiş insanların eksik görgü ve çaresizliklerinin yarattığı zorlamalarla yozlaşmış olsa, hatta, bu yozlaşma, politikacıların ödünleri, yol göstermeleri, öz girişimleri sonucunda meydana gelse bile YAPI, karamsarlık girdabına düşmeden yoluna devam edecek.” Evet, YAPI yoluna devam ediyor. Ağustos 2001 başında 237. sayısı çıktı. Öte yandan, Türkiye’de yaşanan her türlü güçlük ve olumsuzluğa karşın, geçtiğimiz yıllarda mimarlık yayınları arttı. Mesleki dergiler bakımından da mimarlık ortamımız bir yayın bolluğu içinde. Ancak Türkiye’nin içine düştüğü ekonomik bunalımın mimarlık yayıncılığını da etkilememesi olanaksız görünüyor. YAPI’yla birlikte bugün var olan mimarlık dergileri arasında MİMARLIK, Arredamento Mimarlık, Tasarım, EGEMİMARLIK, Mimarlık Dekorasyon (MD) dergileri ile XXI Mimarlık Kültürü Dergisi’ni sayabiliriz. TSMD’nin dergisi MİMAR’ı ve Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nin üç ayda bir yayımlayacağı, iki sayısı çıkmış olan Mimar.ist’i de bu listeye ekleyebiliriz. Buna karşılık, yıllar sonra isim hakkı, Gelişim yayın grubuna geçen ARKİTEKT ise ilkin “Mimarlık ve Kent Yaşamı” olarak belirlenen çizgisini bir süre sonra, “Yaşama Sanatı” olarak değiştirdi. Bugün Nokta Basın A.Ş.nin elinde daha da farklı bir çizgide aralıklı olarak çıkıyor. Mimarlık dergilerinin yanısıra, bir bölümü Batı dergilerinin Türkiye ayakları olan ve meslek insanlarından çok, ev kadınlarına yönelik salt ticari amaçlı, dekorasyon dergileri bolluğu var. Bu ikinci grup, az sayıdaki çağdaş tasarımlardan, çok sayıdaki en rüküş, en yoz, en zevksiz örneklere uzanan bir çeşitlemeyi varsıl, ama beğeni düzeyi tartışılır gruplara sunarak ve kafaları karıştırarak kargaşayı büsbütün körüklüyor. Bunların arasında Domus’un olumlu doğrultuda farklı bir örnek olduğunu söyleyebiliriz. Mimarlık dergilerinin bugün, küreselleşmenin olumsuz etkilerine gereğinden fazla açık olmakla birlikte, beğeni düzeyi bakımından ikinci gruba göre daha tutarlı konumda olduklarını söylemekle yetinelim şimdilik. NOTLAR |

