Mimarlık Dergisi’nin 50 Yıllık Serüveninde İlk Yıllar Kaynak : 01.05.2013 - Mimarlık Dergisi - 371 | Yazdır
MİMARLIK’ın ilk sayısı çıktığında yıl 1963’tü. Tam elli yıl önce çıkan ilk sayının üzerinde “Ocak 1963” yazıyor.
Dergi çıkarma işini Oda’nın İstanbul Şubesi üstlenmişti. Ortam hiç de hazır olmadığı halde Hulusi Güngör’ün ısrarlı çabaları ilk sayının biraz da oldu bitti şeklinde çıkmasını sağlamıştı. Hulusi Güngör Şube yönetiminde görevliydi ve yayın işinin gönüllüsüydü. 
Mimarlar Odası bugünkü gücünden ve konumundan hayli uzaktı. Merkez, DP iktidarının çıkardığı 7303 sayılı yasayla Ankara’ya alınmıştı. Odanın yalnızca üç şubesi vardı: İstanbul, Ankara ve İzmir. Üye sayısı azdı; Oda geliri yalnızca üye ödentilerinden ibaretti. Ocak 1963’te çıkan ilk sayıda Güngör, “Çıkarken” başlıklı yazısında şöyle diyordu: “Daha iyisini, daha ilerde yapmak gayesiyle, uzun zaman hazırlık yapıp böyle geçici kadrolar içinde hiçbir şey yapamadan vazifeyi devredenler durumuna düşmektense, mütevazi bir başlangıçla ortaya çıkmayı daha uygun bulduk.” (1)
Ocak’ta 20 sayfa içerikle çıkan ilk sayıyı Şubat ve Mart’ta 2. ve 3. sayılar izledi. Sonraki 6 ayda ise yalnızca 3 sayı çıkarılabildi ve yıl 6 sayıyla tamamlandı. O tarihlerde dergi çıkarmak bugünkünden çok daha zordu. Öncelikle teknik olanaklar yetersizdi. Baskıda tipo tekniği geçerliydi. Yazılar Linotype olarak anılan makinelerde ergimiş kurşunla satırlar şeklinde dizilir, sonra sütunlar halinde birleştirilirdi. Fotoğraf ve çizimler ise kimyasal aşındırma yoluyla çinko plakalar üzerine aktarılır ve klişeleri oluştururdu. Düzeltmeler ve yeni çıktılar için her defasında matbaaya gitmek gerekirdi. Baskı da çok çileli bir işti. O dönemde bilgisayar ortalarda yoktu; gelişmiş çok renkli baskı sistemleri de öyle… Ayrıca kâğıt temininde de sıkıntı vardı. 
Okuyucu olarak mimar sayısı çok azdı. Ben 1961 Haziran’ında kaydımı yaptırdığımda Oda’nın 1636 sicil numaralı üyesi olmuştum. MİMARLIK’ın ilk sayısı çıktığında ise üye sayısı herhalde 1800 kadardı. 
O tarihlerde ben, İTÜ Mimarlık Fakültesi’nde, Bülent Özer’in başını çektiği, Mimarlık ve Sanat Dergisini çıkaran gruba katılmıştım. Grupta, Doğan Kuban, Feyyaz Kuğu, Yılmaz Zenger vardı. Ben o gruba ikinci sayıda katıldığımda fakültenin son sınıfında öğrenciydim. 
Mimarlık ve Sanat, çağdaş mimarlık düşüncelerini dile getirmek ve mesleki tartışma ortamını canlandırmak gibi bir amaçla işe girişmişti. Arkasında Fakülte öğretim kadrosunun da bir ölçüde desteği vardı. Öte yandan ARKİTEKT dergisi, Zeki Sayar üstadın özveri ve kişisel çabalarıyla, binbir güçlük ve düzensiz aralıklarla çıkabiliyordu. Böylece MİMARLIK’ın da devreye girmesiyle ülke mimarlık ortamında artık üç dergi söz konusu olmaktaydı. 
Yukarıda da belirttiğim gibi, dergi çıkarmanın güçlükleri vardı; ancak bunlar yalnızca teknik güçlüklerden ibaret değildi. Örneğin bizim Mimarlık ve Sanat denememizde olduğu gibi finansal sorunlar ayrı bir güçlük konusu oluşturuyordu. 

Satış olanakları ve   abone sayısı çok sınırlıydı. Finansmanın satış ve abonmanın ötesinde reklamlarla sağlanması gerekiyordu; ne var ki sektörün reklam pazarı da o tarihlerde çok sığdı. Üstelik, teknik güçlüklerin yanısıra reklam ve satış işleriyle uğraşacak zamanımız ve gücümüz yoktu. Nitekim 10. sayıdan sonra soluğumuz tükendi. Derginin sahipleri olan bizler, (Bülent Özer, Yılmaz Zenger ve ben) 1964 ortalarında, asistan maaşlarımızdan ayırabildiğimiz paralarla, abonelere olan borçlarımızı ödeyerek yayına son vermek zorunda kalacaktık. 
Tam o günlerde Hulusi Güngör’den gelen öneri bizim MİMARLIK’a geçmemizi sağladı. Bülent Özer ve ben, o zamanlar asistan olan Necati Şen’i de aramıza alarak derginin Yayın Uzmanları unvanıyla MİMARLIK’a katıldık.
Derginin bir Yayın Komitesi vardı. Yayın Sekreterliği ve Yazı İşleri Müdürlüğünü Hulusi Güngör’den Erol Kulaksızoğlu devralmıştı. O da zaten, bizler gibi İTÜ Mimarlık Fakültesi’nde asistandı. 1964’ün 3. sayısını (9. sayı) hep birlikte 1 Temmuz 1964’te çıkardık. Dergi kısa sürede içerik ve sayfa sayısını da artırarak aylık tempoyu yakaladı. 
Bir süre sonra Kulaksızoğlu’nun ardından ben Komite Sekreteri ve Yazı İşleri Müdürü oldum. Oda’nın olanakları hâlâ çok sınırlıydı. Ne var ki o zamana kadar kullanılmamış bir gizilgüce sahipti. Bu güç harekete geçirilip ondan yararlanılabilirdi. Öyle de yaptık. Kısa sürede artmasını sağladığımız reklamlarla gerekli parasal gücü yakaladık. 
Bu arada benim için başka bir gelişme daha oldu. Şube’nin katılmadığım bir genel kurulunda, bilgim dışında Yönetim Kurulu’na seçilmişim (2). İki gün sonra da beni âdeta zorla Şube Sekreterliği görevine getirdiler. Böylece 1965 ve 66’da üç görevim birden oldu: asistanlık, Şube sekreter üyeliği ve MİMARLIK dergisi…
Dergi düzenli olarak çıkmaya başlamıştı. MİMARLIK’ın aylık tempoyla düzenli olarak en uzun süre yayımlandığı dönem böyle başlamış oldu. Önce Yayın Uzmanı, sonra da Yazı İşleri Müdürü olduğum Temmuz 1963’ten Ekim 1969′ a kadar 63 ay süreyle her ay bir dergi olmak üzere tam 63 sayı çıkardık (9-71. sayılar). O dönemde yayın uzmanları olarak Nihat Toydemir, Önder Küçükerman ve grafiker Yıldız Aydemir’in anılmaya değer çok önemli katkıları oldu. MİMARLIK’taki çalışmam 1969 yılı Ekim ayına kadar sürdü ve askere giderken görevi Demirtaş Ceyhun’a devrettim. Demirtaş da aynı tempoyu 1971 yılına kadar başarıyla sürdürdü. Demirtaş’tan sonra Selçuk Batur’un ve Somer Ural’ın görev aldıklarını, sonra da derginin Ankara’ya taşındığını anımsıyorum. 
Burada, o tarihlerdeki Oda çalışmalarına biraz değinmek isterim. Demirtaş’la iki kez halef selef olduk. Önce İstanbul Şubesi Sekreterliğinde, sonra da Yayın Komitesi Sekreterliğinde yani MİMARLIK’ın Yazı İşleri Müdürlüğü’nde. O dönem Oda çalışmalarının her noktasında o kadar çok bulunuyorduk ki, Şube ve Merkez yönetim kurullarında, komitelerde en çok görev alan üyeler arasındaydık. Bu nedenle de “Birisi Demirtaş, öteki Demirbaş” diye anılır olmuştuk şaka yollu. Aslında ikimiz de Oda’nın demirbaşı gibiydik. 
O tarihlerde Mimarlar Odası henüz, içinde uzunca bir dönem çalkalanacağı günlük politikaya dalmamıştı; çalışmalar daha çok mesleğin sorunlarına yönelikti ve politika alanımız, meslek politikasıyla sınırlıydı. Oda çabalarına katılanların, değişik kişisel görüşlerine karşın çalışmalarda hoşgörü ve tam bir uyum sağlanabiliyordu. 
Oda’daki çalışma ortamı gerçekten huzur vericiydi. Ancak ne var ki 1970’li yıllarda ülkenin içine düştüğü çalkantılı karışık politik ve toplumsal ortamdan Oda da etkilenecekti (3). 
Derginin bugünlere ulaşmasında katkısı ve emeği olan bütün arkadaşları sevgi ve saygıyla anıyorum. 
1. İ. Hulusi Güngör, MİMARLIK, Sayı 1, Yıl 1, Ocak 1963
2. 9 Ocak 1965
3. D. Hasol, Mimari Yayıncılığın Son 40 Yılına Değinmeler ve Yapı Dergisi, MİMARLIK, Ağustos 2001, s.300.