Nereye Gidiyoruz ? Kaynak : 07.07.2005 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Bir gazete… İlk sayfasının ortasında bir resim : Kültür Bakanı Sisam’da Yunanlıların konuğu olduğu bir toplantıda hafif kaykılmış olarak uyuyor. Yanında sıkmabaş eşi; o da uyuyor. Haberin başlığı : “Koç bu kez eşiyle uyudu.” (Bu uyku mu, şekerleme mi ?)

Bakan uyuyadursun, bakanlığına bağlı Topkapı Sarayı’ndan 9 parça eser çalınmış. Müze yönetimi “çalınan eserlerin çok özel olmadığını” ileri sürmüş. Müsteşar Yardımcısı da “ilginç bir hırsızlık” şeklinde açıklama yapmış. (Daha sonra bakan kendisi söyledi : Bakan uyursa, memurları da uyurmuş.)

Başbakan Abant’ta 81 ilin müftüsünü bir araya getiren toplantıda, “Bütün insanlığı içine düştüğü derin buhrandan kurtarmak için sizlerin himmetine muhtacız” demiş. (Haydi hayırlısı; bu iş de müftülere kaldı demek ki…)

YÖK Başkanı Erdoğan Teziç, Başbakan’ı ima ederek veya etmeyerek şunları söylemiş : “Eğitimle ilgili değerlendirmelerde üslubumuzu değiştirelim. Meydanlarda, üniversiteleri küçük düşürmeyin. Hepimizin çocuklarının Amerika’da okuma şansı yok.” (Doğru söze ne denir ? Başbakan İmam Hatip Okullarına ve Kuran kurslarına gösterdiği şefkati üniversitelere göstermiyor.)

Üniversitelerarası Kurul Başkanı Prof. İsmet Vildan Alptekin, Türkiye’de 30 yıl önce türban problemi olmadığını belirtmiş, “ama bugün türban olayları var” demiş. “30 yıl önce Türkiye Müslüman değil miydi ?” diye sormuş. (Bu da doğru.)

İşadamı Halis Toprak’ın sağladığı biletlerle eşiyle birlikte Londra’ya uçan İzmir Valisi için akrabası İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu herhangi bir işleme gerek görmemiş. (Neyse ki Vali, Bakandan daha duyarlı çıktı ve istifa etti.)

Bir köşe yazısı : Başbakan, Rize’nin Güneysu ilçesinde bir hayırsever tarafından yapılan hastanenin açılış törenine katılmış. Hayırsever kişi hastaneye Başbakan’ın annesi Tenzile Erdoğan’ın adını vermiş. Yazar, “Bilebildiğim kadarıyla Başbakan’ın

çocuklarını da bir başka “hayırsever” yurtdışında okutuyor” diye eklemiş. (Eklenecek başka bir şey yok.)

Cumhurbaşkanı Sezer’in daha önce veto ettiği “Kaçak Kuran Kursları Yasası” olarak bilinen, “TCK’da kaçak eğitim kurumlarına verilen cezaları indiren yasa” Meclisten aynen geçmiş. (Haydi hayırlısı…)

KKTC Cumhurbaşkanı Talat’ın Kuzey Kıbrıs’a yönelik ambargoların kaldırılmasına karşılık Maraş’ın Rum tarafına verilmesi önerisini duyan Ecevit, Çankaya Köşküne, Cumhurbaşkanı’na koşmuş. (Bu ülke ver kurtul’culardan çok çekti, hala da çekiyor.)

Karadeniz Sahil Yolu inşaatındaki çevreyi hiçe sayma anlayışı mahkemeden dönmüş. Mahkeme, “yöreye ilişkin toplum yararı tartışılmalıydı. Kıyıyı başka bir yerde yaşatmak mümkün değil” demiş. Ve Rize Fındıklı’daki 3. derece sit alanına deniz dolgusuyla yapılan ve halen inşaatı süren yolu, “Anayasaya, Kıyı Kanunu, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, şehircilik ilke ve esaslarına aykırı” bulmuş. (Biraz geç kalınmadı mı ? Sahil yolu bitmek üzere.)

Kırkpınar Başpehlivanı Şaban Yılmaz’ın, memleketi Samsun’a dönüşünde silahlar konuşmuş. Otomobillerden atış edilmiş, yollarda havaya kurşun sıkılmış. Haber, coşup ateş edenlerin fotoğraflarını da veriyor. (“Fair-play”in karşıtı “magandalık” olsa gerek.)

FIFA Ribery’nin Marsilya’ya gidişini uygun görmüş ve T. Futbol Federasyonu’na yazı göndererek, Fransız futbolcuya “oynar sertifikası”nın verilmesini istemiş. Bu gelişme Ribery’yi hukuki yoldan futbol oynatmayarak cezalandırmaya hazırlanan Galatasaray Yönetiminin planlarını altüst etmiş. (Demek ki Galatasaray Yönetiminin bir planı varmış.)

İşte size bir günün gazete haberlerinden kısa bir özet. Nerede yaşıyoruz ? Nelerle uğraşıyoruz ? Hangi yüzyıldayız ? Sağduyumuza ne oldu ? Nereye gidiyoruz ?