O Kafa.. Kaynak : 12.04.2000 - Cumhuriyet Gazetesi | Yazdır

Adamın kurban etmek istediği boğayla boğuşurken çekilmiş resmini gazetelerde görmüşsünüzdür. Aklınca, hayvanı kesip sevap kazanacak.. Boğa ondan daha akıllı, daha duyarlı. Başına gelecekleri anlayınca debelenip kaçmaya çalışmış. Sen misin debelenen.. Önce alnının ortasına bir satır darbesi.. Sonra da kaçamaması için dört ayağı dizden kesilmiş. Anlatırken ürperiyorum.

Zavallı boğanın başına gelenler bu kez Taksim’de Leeds taraftarı iki İngiliz’in başına geldi. İngilizler boğa kadar masum sayılmasalar bile yine de sopalarla dövülmeleri, bilmem kaç yerden bıçaklanmaları gerekmiyordu. Cinayetin hiçbir özrü olamaz. Ne var ki aynı kafa bu kez Taksim’deydi.

Daha o akşam televizyonlar insanlık dışı korkunç görüntüleri yayınladılar. Ertesi gün gazetelerde de vardı kanlı görüntüler.. Yorumlar çok çeşitliydi, ama çoğu, İngiliz holiganların geleneksel taşkınlıklarında odaklanıyordu : “Onların kötü bir geçmişi vardı; pek çok yerde olaylara neden olmuşlardı”. Yayınlar bu çerçevede suçu hemen tümüyle, ölenlere yıkmaya yönelikti. Görüşlerin çoğu bizdeki yaygın, “suç ölende mi, öldürende mi ?” deyişiyle paralel doğrultudaydı. Hele gazetelerden biri, neredeyse “oh olsun !” demeye getiriyordu. Oysa, Taksim meydanı daha önce de kanlı olaylara sahne olmuştu. İşte bu da gazete manşetindeki “o kafa”ydı. Bu kafalar birbirinden farklı değil.. Eğitilmemiş, hoşgörüsüz, sevgisiz, acımasız kafalar..

İngiliz holiganlar kötü de bizimkiler iyi mi ? Nedir o döner bıçakları, nedir o küfür koroları ?

Bizde hiç mi olay olmadı ? Ayrıca, bizde olup bitenler yalnızca maçlarla, sporla mı sınırlı ? İşte Hizbullah örneği.. Bu nedenle, sporun adının bulaştırıldığı vahşeti ortaya dökerek sporu karalamanın ya da küçümsemenin hiçbir anlamı olamaz. Suçlu olan spor değil; suçlu olan “o kafa” ve “o kafa”nın sürüp gitmesinde katkısı olanlar.

Önce toplumsal kusurlarımızı görmemiz gerekiyor. Kusurlu olduğumuzu kabul etmezsek kendimizi düzeltemeyiz. Çare : eğitim.. Toplumun akılcı eğitimi.. “Bunu o kafadaki sorumsuz medyayla mı yapacağız ?” diye sormakta haklı olabilirsiniz. Ne yapalım ?.. En azından buna niyetlenmeliyiz.

Taksim olayı dünyanın gözünde Türkiye’nin puanını düşürdü. O puan ki, uluslararası arenada ekonomik puandan çok daha önemli, düzeltilmesi çok daha zor. Galatasaray’ın başarısına gölge düşürdü; Leeds’teki maç için Galatasaray’ın işini zorlaştırdı. Şimdi sarı-kırmızılı taraftarların da Leeds’te tatsızlıklarla, istenmeyen olaylarla karşılaşmaları olası.. İngiltere’de yaşayan yurttaşlarımız, oradaki Türk asıllı sporcular şimdiden hoşgörüsüzlük baskısıyla, hortlayan ırkçı intikam duygularıyla, huzursuzlukla karşı karşıya.. Irkçılık her yerde var. Her toplumda sürekli var olan bu mikrobun güçlenmemesine bakmalı. Bünye zayıfladığında mikrop güç kazanıyor; kimi zaman bünyeyi yok edecek kadar.