| Olaylar-Yorumlar..(Bizim Terziler de İpek Kumaş Dikebiliyor,Türkçeyi Arapçalaştırmak) |
Kaynak :
01.12.2007 -
Yapı Dergisi - 313
|
Yazdır
|
|
Bizim Terziler de İpek Kumaş Dikebiliyor Not |
Türkçeyi Arapçalaştırmak Basında çıkan haberlere göre, Çevre ve Orman Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği bakanlık personeline bir “tavsiye yazısı” göndermiş. “Çok olağan… Bunda ne var” diyebilirsiniz. Konu çevre ve orman olsa doğal ki sorun olmaz; ancak konu dille, Türkçeyle ilgili olunca durum değişiyor. Dile yerleşmiş birçok Türkçe sözcüğün bir yana bırakılarak yeniden Arapça, Farsçalara dönülmesi öneriliyor. Müşavirlik yazısında şöyle denmekte: “Değerli arkadaşlar, Türkçemizdeki sözcük çeşitliliğinin korunması, yaşayan ve konuşulan zengin bir dil olarak varlığını sürdürmesi için günlük konuşmalarınız ve her türlü yazışmalarınızda ekli dosyadaki kelimelerin kullanılması konusunda hassasiyet ve itina göstermenizi rica eder, iyi çalışmalar dileriz”. Sonra da, Bakan Veysel Eroğlu’nun konuşmalarda ve yazışmalarda kullanılmamasını istediği sözcükler (siyahla dizilen) ile onların yerine kullanılmasını yeğlediği sözcükler şöyle sıralanıyor: Amaç: Maksat, Gaye, Atama: Tayin, Belirlemek: Tespit etmek, Boş: Münhal, Dayanak: Mesnet, Doğal: Tabii, Durum: Vaziyet, Gereksinim: İhtiyaç, Görev: Vazife, İçermek: İhtiva etmek, Katılmak: İştirak etmek, Koşul: Şart, İzlemek: Takip etmek, Kent: Şehir, Neden: Sebep, Ödül: Mükafat, Örgüt: Teşkilat, Örneğin: Mesela, Öneri: Teklif, Özel: Hususi, Sorumluluk: Mesuliyet, Sonuç: Netice, Sorun: Mesele, Tören: Merasim, Yasa: Kanun, Yasal: Hukuki, Yaşam: Hayat, Yapay: Suni, Yetki: Selahiyet, Yöntem: Usul, Zorunluluk: Mecburiyet… (1). İşte böyle… Geriye gitmenin adımlarından biriyle daha karşı karşıyayız. Bu film yeni değil; biz bu filmi daha önce de birkaç kez görmüştük. 14 Mayıs 1950 seçimleriyle iktidara gelen Demokrat Parti, seçimden bir hafta sonra, 21 Ekim 1950’de ilkokullarda din derslerini zorunlu hale getirmiş; tam bir ay sonra çıkardığı yasayla da ezan dilini yeniden Arapçaya çevirmişti (2). Yeni iktidar gerici tırmanışını sürdürüyordu. 1951’de, çok ciddi birer kültür kurumu olarak çalışan halkevleri ve halkodaları kapatılacaktı. Ardından kapatılma sırası, solcu yuvası olarak gördükleri Köy Enstitüleri’ne gelecekti (3). DP bunlarla da yetinmemiş, 10 Ocak 1945’te içeriğine dokunulmadan dili Türkçeleştirilmiş olan 1924 Anayasası’nın dilini de 24 Aralık 1952 günü yeniden, eskisine dönüştürmüştü. Böylece, “Anayasa” yeniden “Teşkilât-ı Esasiye Kanunu” olurken “Genelkurmay Başkanı” da “Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi”ne dönüşmüştü. “Ahkâm-ı Umumiye”, “hakkı hakimiyet-i istimal”, “müstakil mehakim”, “kanun-u mahsusuna tevfikan” gibi terim ve tamlamalar yeniden anayasaya girmişti. “Milletvekilleri” de “mebus” olmuşlardı. Görüldüğü gibi, gericilik bitmez; zaman zaman hortlar… Dile ilişkin olanı Demokrat Parti’nin karşıdevrimci anlayışı ve uygulamalarıyla sınırlı kalmamış,12 Eylül 1980 darbesinden sonra da hortlamıştı. 1980 sonrasında, Atatürk kurumlarından olan özerk Türk Dil Kurumu, çıkarılan bir yasayla Türk Tarih Kurumu ile birleştirilerek güdümlü, devlete bağımlı bir yapıya dönüştürüldü. Öte yandan devlet desteğiyle dildeki arılaşmaya sırt çevrilirken kimi kurallar da değiştirildi. 1982 Anayasası’nın, aslında karmaşık olan dilinin resmî dile temel olacağı buyuruldu. Daha sonra TRT Kurumu, pek çoğu dile iyice yerleşmiş 208 sözcüğü garip bir davranışla aforoz ederek bunların radyo ve televizyon yayınlarının yanısıra reklamlarda bile kullanılmasını yasakladı (4). Neyse ki, 1988’in ilk aylarında TRT yönetiminde yapılan değişikliğin ardından bu uygulamadan vazgeçildi. Şimdi Türkçenin bir kez daha yeni bir saldırıyla karşı karşıya olduğu anlaşılıyor. Ve bu kez ihale, çevreyi de ormanları da korumaktan aciz 2 B’ci Çevre ve Orman Bakanlığı’na kalmış gibi görünüyor. Gelin de Karamanoğlu Mehmet Bey’i bir kez daha saygıyla anmayın… Ne diyordu Karamanoğlu Mehmet Bey, hem de 1277 yılında yani 700 kusür yıl önce yayımladığı fermanda: “Bugünden geru, divanda, dergâhta, bargâhta (5), mecliste, meydanda Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır”. 700 yıl sonra geldiğimiz yere bakın. Notlar
|

