| Olaylar-Yorumlar.. (Emin Onat’a Saygı – Yapı Denetimi Yasası – McDonald’s – Niçin Batıyoruz) |
Kaynak :
01.08.2001 -
Yapı Dergisi - 237
|
Yazdır
|
|
Emin Onat’a Saygı Bellek eksikliği mi, vefasızlık mı? Yoksa, günümüzün geçerli bahanesi, ekonomik kriz mi? Yapı Denetimi Yasası Şimdi, “can ve mal güvenliğini teminen, imar planına, fen, sanat ve sağlık kurallarına, standartlara uygun kaliteli yapı yapılması için proje ve yapı denetimini sağlamak ve yapı denetimine ilişkin usul ve esasları düzenlemek” amacıyla çıkarılmış, “Yapı Denetimi Hakkında Kanun” adlı 4708 no.lu yeni bir yasamız oldu. Kabul tarihi: 29 Haziran 2001. Yasa, iptal edilen 595 sayılı KHK ile, esasta büyük benzerlikler gösteriyor. Değişikliklere gelince.. * KHK, 27 ili pilot uygulama kapsamına almıştı, bu kez il sayısı 19’a indirilmiş, Bartın, Erzincan, Erzurum, Kayseri, Kütahya, Samsun, Trabzon, Zonguldak denetim dışı bırakılmış. Bakanlık önerisi üzerine Bakanlar Kurulu bu sayının artırılması ya da eksiltilmesinde yetkili kılınmış. Yasanın temelde, yerel yönetimleri ve meslek odalarını devre dışı bırakan bir anlayışla hazırlandığı görülüyor. KHK’nin Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmesinden sonra medya haberleri, hazırlık evresinde meslek odalarının ve ilgili sivil toplum kuruluşlarının görüşlerinin alınmamış olmasını iptal gerekçesi olarak göstermişlerdi. Şimdi, durum yine pek farklı değil. Yetkililer bu yasayla, demokrasinin vazgeçilmez öğeleri olan yerel yönetimlerden alınıp merkezi yönetimin temsilcisi bir bakanlığın inisiyatifine devredilmiş; meslek odaları ise tümüyle devre dışı bırakılmış. Bu durumda yasanın, demokratik işleyişe ters düştüğü kolayca söylenebilir. Yasanın işlerlik kazanabilmesi için henüz yönetmelikler ortada yok. Bunların çıkarılması için yasanın yayımı tarihinden itibaren 45 günlük bir süre öngörülmüş. Yönetmeliklerden sonra durum biraz daha açıklık kazanacak. TMMOB ve meslek odaları yasanın antidemokratik ruhuna şimdiden karşılar. İş yine Anayasa Mahkemesi’nde bitecek gibi görünüyor. McDonald’s için önemli olan, marka imajı, yani adını olabildiğince çok duyurmak ve göstermek. Dolmabahçe gibi, önünden hergün binlerce İstanbullunun geçtiği bir anayol üzerinde boy göstermek önemli.. Yoksa, satılan birkaç hamburger değil. Sırf bu amaçla, Beşiktaş’ın stadı önünde yer alabilmek için, sarı-kırmızı olan renklerini bile değiştirip logosunu ve yazısını beyazla yazmaya razı oldu. |
İstanbul’dakinden biraz farklı bir çekişme de uzunca bir süreden beri Ankara’da sürüyor. McDonald’s 1997’de Orta Doğu Teknik Üniversitesi kampusuna girmiş ve Behruz Çinici’nin en iyi tasarım örneklerinden biri olan “pastane”ye, müellifinin iznini almadan ciddi bir tadilat yaparak yerleşmiş. Çinici’nin tasarımı yok edilmiş, yerine McDonalds’ın yeryüzündeki her kentte görülen standart dükkânı gelmiş. Ve o gün bugündür ODTÜ’lülerin McDonalds’a tepkisi sürüyormuş. ODTÜ Mimarlık Fakültesi’nden 52 öğretim üyesi, diğer bölümlerden 13 meslektaşları ile birlikte McDonalds’ın üniversiteye sokulmaması için 2 Kasım 1997 günü Rektörlüğe dilekçe vermişler, ama o da işe yaramamış.
ODTÜ’ye ilişkin yukarıdaki bilgileri Arif Şentek’in, MİMARLIK dergisinin 299. sayısındaki yazısından aldım (1). Yazı şöyle son buluyor: “ODTÜ’lülerin McDonalds’a karşı mimarî endişelerden siyasal boyutlara varan tepkileri bugün de sürüyor. Son kez Bergamalı direnişçiler de geçen Nisan ayında ODTÜ’yü ziyaret ederek öğrencilerin McDonald’s karşıtı kampanyalarına destek verdiler. “Bergama’da Eurogold, ODTÜ’de McDonald’s” etkinliğinin açılış konuşmasını TMMOB Başkanı Kaya Güvenç yaptı. Güvenç, Bergamalıların ve ODTÜ’lülerin emperyalizm karşıtı mücadelenin simgesi olduklarını vurguladı. ‘Her yer Bergama! Hepimiz Bergamalıyız! McDonald’s defol!’ sloganlarıyla yürüyen katılımcılar, Bergamalıların köyden getirdikleri zeytin, peynir ve ekmekle McDonald’s önünde piknik yaptılar. ODTÜ’lülerin McDonalds’a karşı tepkileri sürüyor. Eli kulağında, McDonald’s ODTÜ’den çıkacak gibi.” Haydi hayırlısı.. Arif Şentek umutlu.. Bergama kalesinin çoktan düştüğünü, siyanürlü altın üretiminin başladığını unutmuş görünüyor. Öte yandan, Şentek bugün Mimarlar Odası Genel Sekreteri.. Bu konuyu “mimarlık” gündemi açısından öylesine öncelikli buluyor olmalı ki, mimarlık dünyamızın bunca sorunu arasında zamanını, kalemini, dergideki yazısını bu işe ayırmış. Ben de kendisini izleyerek bu konuya eğildim. Bu arada aklıma takılan iki soru var. Merakımı gidermek üzere bunları dile getirmek isterim. Birincisi, ODTÜ öğrencileri, kapısında bağırıp çağırana kadar, dört yıldan beri McDonalds’ın hamburgerini yemeseler, dükkân iş yapamaz hale gelip kepenklerini çoktan indirmez miydi? Yine Şentek’in yazısının yanısıra yayımlanan fotoğrafta, bir kız öğrencinin taşıdığı bir yafta göze çarpıyor. Bu yaftanın üzerinde okunabilen slogan şöyle: Kendi dilini bir yana iterek yabancı bir dilde öğretim yapma modası konusundaki düşüncelerimi, bunun sakıncalarını YAPI’nın 185. sayısında (Nisan 1997) anlatmıştım. Ayrıca, 1999 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi’nde düzenlenen Türkçenin Zenginleştirilmesi Kurultayı’na bu konuda sunduğum bildiri de yetkililerce gösterilen ilgi sonucu Türk Dili Dergisi’nin Ocak 2000 sayısında yayımlanmıştı. Burada yeniden ayrıntılara girmenin gerekli olduğunu sanmıyorum. Tutarlı olmayan görüşler, davranışlar inandırıcı da olamıyor. (1) Arif Şentek; “ODTÜ McDonalds’ı Hazmeder mi?”, MİMARLIK 299, Haziran 2001, s. 63.
Niçin Batıyoruz ? Bunca projektörün tünelin içini nasıl gündüze çevireceğini merakla bekledik; ama hiçbir şey olmadı, çünkü lambalar hiç yanmadı, tünel yine karanlık kaldı. Bir gün üşenmeden projektörleri saydım, tüneli adımladım. 140 adım uzunluğundaki tünelde iki yanda 79’ar, ortada 78 adet olmak üzere toplam 236 adet projektör vardı. Birkaç günden beri üç kişilik bir ekip tünel girişindeki elektrik panosu üzerinde çalışıyor. Durdum, çalışanlarla konuştum. Söyledikleri ilginçti: “Burası daha önce İstanbul Belediyesine bağlıydı, şimdi Karayolları’na geçti. Biz, Karayolları adına aydınlatma sistemini devreye sokmaya uğraşıyoruz.” Gördünüz mü Belediye’nin ettiğini? İşte, niçin battığımızı açıklamaya yetecek küçük bir örnek.. |


